Erdoğan TCK’yı değiştirmezse cumhurbaşkanlığı düşer – Ferda ÇETİN

FERDA ÇETİN-E

 

 

 

 

Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmadan çok önceleri tek adam rejimini tesis etmeye başlamıştı. TC’nin kuruluşundan itibaren, Çankaya’daki cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan binanın yerine, Beştepe’de 1150 odalı saray yapılması, sadece bir bina ve mekan değişikliği değildi.

Sarayın merdivenlerinde, ucube giysileri ve kuşanmış kılıçları ile duran 16 muhafız arasındaki Tayyip Erdoğan fotoğrafı, “tarihteki 16 Türk devleti yetersizdir, bunların tümünü aşacak yeni bir devlete ve yeni bir sultana ihtiyaç vardır” mesajıydı.

Erdoğan’ın, Yalçın Akdoğan ve Ahmet Davutoğlu ile birlikte, Suriye ve Irak’ı merkez alarak, tüm Ortadoğu’nun liderliğini ele geçirme hayalleri de Beştepe Sarayı’nın temellerindeki çimentonun harcına karışmıştı. Bugün iflas eden “stratejik derinlik” politikasını Erdoğan gerçekleşmiş sayıyor; “saraydaki 1150 oda, başta Müslüman ülkeler olmak üzere, Türki devletler ve diğer devletlerin temsilcilerinin odaları olarak kullanılacaktır” diyecek kadar kendinden geçmişti.

Erdoğan’ın bulduğu “hedef 2023” seçim sloganı da, Türkiye’nin yönetim tarzını ve mevcut rejimini değiştirme niyetinin bir ifadesiydi. Tayyip Erdoğan, esasında “cumhuriyet” rejimini kabul etmemekte, benimsememektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin dört kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı olamayacağını, bugünkü topraklara mahkum edilmiş bir devlet olduğunu “bizi Lozan’la tespit edilmiş sınırlar içinde kalmaya zorlayamazlar” sözleri ile dışa vurmaktadır.

Tayyip Erdoğan, topal beygire beşlik basarak milyon kazanmak istediği “altılı galyanı” kaybetmese; “stratejik derinlik” adını verdiği işgalci hayalleri çökmese, 2023 yılında “Yeni Türk-İslam Cumhuriyeti”ni ilan edecekti. Kendisinin, ailesinin ve yakın çevresinin bütün motivasyonu bu hedefe kilitlenmişti. Fakat Suudi Arabistan ve Qatar’la birlikte oluşturduğu ittifak; ve son ana kadar desteklediği El Kaide, El Nusra, DAİŞ, Sultan Murat Tugayları vd. çetelerin Kürtlere yenilmesiyle çöktü.

Tayyip Erdoğan, hayallerini süsleyen Türk ve İslam dünyasının yeni liderliğinin artık gerçekleşemeyeceğini anlayınca yeniden “içeri”ye döndü.

Toplumdaki çeşitliliği; etnisite, inanç, cinsiyet, sosyal gruplaşma ve özerk yapılanmaları tehlike ve tehdit gören Tayyip Erdoğan, parlamentodaki çok partililiği de istikrarsızlık kaynağı göstererek tek partili bir rejim istemektedir.

İki yıldır anayasaya, hukuka ve yasalara aykırı bir şekilde ve fiilen yürüttüğü padişahlık rejimi, Devlet Bahçeli ve MHP’nin desteğiyle anayasal “güvenceye” kavuşturulmuştur.

Kabul edilen yeni Türkiye anayasası, toplumların hak ve özgürlükler mücadelesinde Tanrı-hükümdarlıktan monarşiye, oligarşiden demokrasiye ve cumhuriyete uzanan kazanımları alarak bir diktatöre bahşediyor.

Akademisyen sıfatlı TV müdavimleri ile havuz yazarları, her program başına aldıkları 600 TL hatırına laf kalabalığı ve boş polemiklerle bu değişikliği meşrulaştırmaya ve normalleştirmeye çalışıyorlar.

AKP ve MHP ile birlikte, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı “Yenikapı Koalisyonu”na giren CHP de, muhalefet adı altında Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü perdelemekte; basit olanı karmaşıklaştırmakta, görünen ve bilineni muğlaklaştırarak anlaşılmaz kılmaktadır.

Türkiye’nin değiştirilen yeni anayasasında meclis, hükümet, yargı Tayyip Erdoğan’a bağlanmıştır. Bu anayasaya göre seçimlerin, parlamentonun, mahkemelerin hiçbir işlevi, hükmü kalmamıştır.

Anayasa değişikliği Tayyip Erdoğan’ın sahte diploması ile katıldığı ve halen gayrimeşru bir şekilde işgal ettiği cumhurbaşkanlığını da “meşrulaştırmış.” Değişiklikten önceki anayasaya göre, cumhurbaşkanı seçilmek için 4 yıllık fakülte bitirme şartı getiriliyordu. Erdoğan ise 3 yıllık yüksekokul mezunudur. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma hakkı yoktur.

Yeni düzenleme bu sorunu da çözmüş(!) Cumhurbaşkanlığı seçilmek için 4 yıllık fakülte bitirme şartı yerine, “yüksek öğrenim bitirmiş olmak” yeterli sayılıyor.

Fakat mevcut TCK yasası, yeterlilik şartlarını yerine getirmeden ve sahte evrakla bir statü elde edenlerin cezalandırılmasını emretmektedir. Ayrıca bu süreçte yaptıkları işlemlerin geçmişe etkili olmak üzere geçersiz sayılmasına hükmetmektedir.

Tayyip Erdoğan, yakın bir zamanda Türk Ceza Kanunu’nda, “Özel Belgede Sahtecilik” suçunu düzenleyen 207. maddeyi de değiştirirse hiç şaşmayın. Çünkü bu madde birebir Erdoğan’ın sahte diploması ile ilgilidir ve cumhurbaşkanlığını geçersiz kılacak bir niteliktedir.

(YENİ ÖZGÜR POLİTİKA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir