CHP, ‘Kim ne der’ diye hareket etmemeli

Politikyol Genel Yayın Yönetmeni Fırat: CHP ‘Kim ne der, acaba bize HDP’li mi derler’ diye düşünmeden, ‘ben sosyal demokrat bir partiyim’ diyebilmeli.

Politikyol internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Haydar Fırat, CHP’nin içnden bir isim. Türkiye’nin tarihinin en büyük siyasal krizini yaşadığını belirten Fırat, CHP’nin ise bu olağanüstü koşullarda olağan tepkiler verdiği görüşünde. Yaşanan krizin CHP ve sol için bir iktidar fırsatı yaratabileceğini ifade eden Fırat, bunun için siyasal değil, toplumsal bir ittifaka ihtiyaç olduğunu dile getirdi. CHP’nin “Böldürtmeyeceğiz” mitinglere ilişkin de Fırat, “Türkiye’nin çok ciddi bir kırılma, bölünme, parçalanma süreci olabilir. Böyle bir hassasiyet olabilir. Ama bu başka türlü bir biçimde, sola ilişkin ya da soldan gelen bir kavramla tanımlanabilirdi. Bunu yapmak yerine daha milliyetçi, daha sağdan bir kavram devşirdiğiniz zaman bu size yaramıyor. Bu hem kısa vadede, hem uzun vadede Türkiye’deki milliyetçi-muhafazakar yapıya ya da siyasal aktörlere yarar. Şimdi cesaretli olmak zamanı” değerlendirmesi yaptı.

Geçtiğimiz seçimlerde CHP’nin Muş milletvekili adayı da olan Ali Haydar Fırat, “CHP ve AKP Ekseninde Türkiye’nin Siyaseti” adlı kitabın da yazarı. “Türkiye’nin Cumhuriyeti” ve “Cumhuriyet Dönemi Basın Tartışmaları” isimli çalışmalara imza atan Fırat ile AKP’nin ve CHP’nin darbe girişimi sonrası durumunu konuştuk.

Ali Haydar Fırat, Türkiye’nin bugüne kadar biriktirdiği ekonomik, politik kültürel sorunlarının yarattığı büyük bir tahribat olduğunu, AKP’nin 2002 yılında bu sorunları çözeceği iddiasıyla geniş kesimlerden oy aldığını belirtti. “Türkiye’nin çözülmemiş tarihsel sorunlarını çözemeyen yapıların hepsi tasfiye oldu. AKP bunu gördü. Bu söylemin işe yarayacağını gördü ve kullandı. Fakat arka planında AKP’nin demokratik bir zihniyet, bu yüzyıla ait bir gelecek tasarımı olmadığı için tökezlemeye başladı. Tökezlemesiyle de aslına rücu etti” diyen Fırat, cemaat ve tarikat sarmalında bir toplumsallığın dayatıldığını söyledi.

‘AKP’NİN FAŞİZAN BİR KİTLE TABANI YOK’

AKP’nin faşizan bir kitle tabanı olmadığını düşündüğünü söyleyen Fırat, “Türkiye toplumunun böyle bir toplum olduğunu düşünmüyorum. Toplumun siyasal aklının böyle çalışmadığını, bu tür bir sıkıya gelemeyeceğini, ne faşist, ne de otoriter olabileceğini düşünüyorum. Kuşkusuz böyle bir kesim var. Ama bir tür akıl tutulmasıyla geniş kitlenin faşizan bir tutum içinde olacağını zannetmiyorum. Bu anlamda AKP’nin sosyolojik olarak zayıfladığını düşünüyorum. AKP iktidara gelirken sosyolojik olarak güçlüydü, ama siyasal olarak zayıftı. Devlette kadroları yoktu. Şimdi tam tersi oldu. Devlette güçlendi ama sosyolojik olarak çok zayıfladı” dedi.

Bu durumun AKP’nin toplumu yönetemeyeceğinin en temel göstergesi olduğunu belirten Fırat, şunları ifade etti: “Zaten şu anda yaşadığımız temel sıkıntı da yönetememekten kaynaklanıyor. AKP şu anda bu toplumu yönetemiyor. Başkanlık sistemi gelse de, yüzde 90 oy alsa bile Erdoğan’ın da, AKP’nin de Türkiye’yi yönetebilecek gücü ve potansiyeli olduğunu düşünmüyorum.

Yaşanan sürecin en büyük nedeninin toplumsal ve siyasal muhalefetteki dağınıklık olduğunu düşünüyorum. Eğer güçlü bir karşı çıkış, ciddi anlamda bir anlatış olursa başkanlık sisteminin geçmeyeceğini düşünüyorum. Ama geçmesi durumunda bile AKP’nin ya da Erdoğan’ın ülkeyi istediği gibi yönetebileceğini düşünmüyorum.”

‘DEMOKRATİK BİR ORTAMDA AKP’NİN KAYBEDECEĞİNİ GÖRDÜK’

AKP etrafında toplanan kitlenin görece daha demokratik bir ortamda dağılacağını belirten Fırat, 7 Haziran seçimlerini örnek gösterdi: “7 Haziran öncesinde görece çok daha demokratik, çok daha rahat bir ortam vardı. İnsanlar çok doğal bir seçim yaptılar. Dört partili bir yapı ortaya çıktı. AKP şunu gördü: Demokratik bir ortam AKP’nin işine gelmiyor. Çünkü demokratik ortamda insanlar siyasal tercihlerini normal yapabiliyorlar, normal yaptıkları zaman da AKP’yi tercih etmiyorlar. 1 Kasım seçimlerine kadar giden süreçte demokratik sisteme bir darbe yapıldı. Ana muhalefet partisine hükümet kurma görevi bile verilmedi. AKP şunu gördü: Bir kere tökezlersem bu benim sonum, felaketim olur. Dolayısıyla mümkün mertebe devletin gücünü kullanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Eğer 7 Haziran benzeri demokratik bir ortam olursa yine kaybedecek. O yüzden mümkün mertebe OHAL’i sürdürmek, insanları korkutarak, yıldırarak kendi projesini sürdürmek isteyecektir”.

‘OLAĞANÜSTÜ ŞARTLARDA CHP’DEN OLAĞAN TEPKİLER’

“Toplumlar bir yerde bir gedik buldukları zaman oraya sığınırlar, oradan bambaşka bir yarılma olur” diyen Ali Haydar Fırat, 12 Eylül sonrası darbecilerin desteklediği partinin değil, ANAP’ın iktidar olmasını örnek verdi. Daha sonra Özal’ın en güçlü olduğunu düşündüğü dönemde 1989 yerel seçimlerinde de SHP’nin yerel yönetimlerde büyük başarı kazandığını ifade eden Fırat, bugün de toplumun baskıdan bunaldığını ve konjonktürel olarak bir siyasal partiyi iktidara taşıyabileceğini söyledi. Fırat, buna en güçlü adayın bugün CHP olduğunu, ancak CHP’nin bu role soyunma konusunda yetersiz olduğunu ifade etti: “Ben, CHP’nin Türkiye’nin olağanüstü koşullarının farkında olmadığını, o yüzden olağanüstü süreçte olağan tepkiler verdiğini düşünüyorum. Zor zamanlarda klasik bir CHP eleştirisi yapmak istemiyorum, ama CHP çok net ve tutarlı bir biçimde kendisini solda tanımlamadığı müddetçe ne bu döngüyü kırabilir ne de Türkiye’nin tarihsel sorunlarına çözüm üretebilir.”

‘SİYASAL DEĞİL, TOPLUMSAL İTTİFAK’

Fırat, bugünün ihtiyacının siyasal değil, toplumsal bir ittifak olduğunu belirterek, bu görevin tarihsel olarak CHP’nin sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Fırat, “Bugünkü koşullar olağanüstü koşullar. Bu olağanüstü koşullarda CHP ‘Kim ne der, acaba bize HDP’li mi derler’ diye düşünmeden, çok net bir şekilde ‘ben sosyal demokrat ve solcu bir partiyim, cumhuriyet değerlerine bağlıyım, ben onun getirdiği kazanımları ilerletecek bir projeksiyona sahibim, bunu ortaya koyuyorum, ben bu ülkeyi yönetmek istiyorum’ diyebilmeli. Bunu sadece kendi içinde değil, toplumun bütün kesimlerine anlatmalı ve bütün kesimlerini birleştirmeli” dedi.

Fırat, tarif ettiği toplumsal ittifakın unsurlarının kim olduğu sorusuna ise, “Herkes bunun içinde. Bir toplumsal ittifak yarattığınız zaman, herhangi bir siyasal partiye üye olan insanlardan, sendikalardan, sivil toplum örgütlerinden, bağımsız yurttaşlara herkes, daha demokratik, daha özgür bir toplum için bir araya gelmeli. İnsanlar bu tür süreçlerde siyasal kimliklerinin arkasına sığınmaz. Başka tür birliktelikler, koşulların getirdiği birliktelikler ekseninde bir araya gelip hareket edebilirler” diye yanıt verdi.

‘VERİLİ OLANI DEĞİŞTİRMEK İÇİN SİYASET YAPMALI’

“Türkiye’nin yüzde 70’i sağcıdır. Solun yüzde 30’dan fazla oy alma şansı yok” demenin “geleneksel, sağcı ve muhafazakar bir tutum” olduğunu belirten Fırat, CHP’nin verili olan üzerinden değil, onu değiştirmek için siyaset yapması gerektiğini söyledi. Nüfusunun önemli bir kısmının 30-35 yaş aralığında olduğu bir toplumu “muhafazakar” diye tanımlamanın doğru olmayacağını ifade eden Fırat, bu insanlara ulaşamıyorsa CHP’nin dönüp kendisine bakması gerektiğinin altını çizdi.

Fırat, bugün birçok AKP’linin bile daha OHAL’in kaldırılmasını, daha demokratik bir ortamın yaratılması istediğini belirterek, sorunun geniş kitlelere ulaşıp bir hedef etrafında birleştirmek olduğunu ifade etti.

‘MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR AKTÖRLERE YARAR’

CHP’nin Adana’da başlangıcını yaptığı mitinglerde “Böldürtmeyeceğiz” sloganını seçmesine ilişkin ise Fırat, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bölünmeden sadece coğrafi bir bölünme kastedilmediğini, toplumsal ve siyasal bölünmeye, etnik, mezhepsel bir bölünmeye karşı olduğunu daha sonra ifade ettiler. AKP’nin ayrıştırdığı, ötekileştirdiği, paramparça ettiği bütün bu  toplumsallığa karış bir  çıkıştı. Bu belki başka türlü ifade edilebilirdi. Türkiye’nin çok ciddi bir kırılma, bölünme, parçalanma süreci olabilir. Böyle bir hassasiyet olabilir. Ama bu başka türlü bir biçimde sola ilişkin ya da soldan gelen bir kavramla tanımlanabilirdi. Bunu yapmak yerine daha milliyetçi, daha sağdan bir kavram devşirdiğiniz zaman bu size yaramıyor. Bu hem kısa vadede, hem uzun vadede Türkiye’deki milliyetçi muhafazakar yapıya ya da siyasal aktörlere yarar. Şimdi cesaretli olmak zamanı. Bu ülkede solun bütün versiyonlarının cesaretli olması lazım ve Türkiye halkına şunu söylemesi lazım: 60 yıldan fazladır bu ülkeyi sağcı iktidarlar yönetiyor. Bu ülkenin hangi sorununa kalıcı bir çözüm ürettiler? Biz hala 50 yıl, 60 yıl önceki sorunları konuşuyoruz.”

‘KÜRT SORUNUNU SONUÇLARI ÜZERİNDEN TANIMLAMAK DOĞRU DEĞİL’

CHP’nin Kürt sorununda geniş bir yazılı külliyata sahip olduğunu ancak bunu anlatma konusunda “cesaretsizlik örneği” gösterdiğini belirten Fırat, şunları ifade etti: “Tabi ki CHP demokrasiyi savunan bir parti olarak nereden gelirse gelsin her türlü şiddete karşı durmak zorundadır. Ama sorunu, onun sonuçlarından hareketle mi tanımlıyorsunuz, nedenlerinden hareketle mi tanımlıyorsunuz. Mesele budur. Bugün yaşadığımız şiddet bir sonuçtur. Sonuçtan kalkarak sorunu tanımlayamazsınız. Onun nedenleri üzerinden kalkarak onu tanımlayabilirsiniz. Böyle yapmadığınız müddetçe her şey çok anlamsızlaşır. Bu şiddet sarmalı devam eder. Sadece PKK üzerinden bir tanım sağlıklı değildir. Bu sadece Kürt sorunun bir tarafını anlatır. Ama artık Ortadoğulaşan, bambaşka bir  hale gelen bir sorun var ve CHP’nin bu sorunu uluslararası boyutuyla algılayıp tartışması gerekiyor. Bunu yapmadığı müddetçe de sorunu kapsamlı bir şekilde çözümünün olacağını düşünmüyorum. Ha, buna değiniyor, ama anlatamıyor. Kendisine inanması, kendi örgütüne bunu anlatması lazım, kendini örgütündeki her bir bireyin bunu bütün toplum kesimlerine anlatması lazım. Bugün Türkiye’nin her yerine girebilen tek parti CHP ise, böyle bir imkanı varsa bunu çok iyi kullanmak zorunda.” (Cem GURBETOĞLU – Evrensel)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir