CHP, Tayyip Erdoğan’a hizmet etmekten vazgeçerse… – Ural KÖROĞLU

ural-koroglu

 

 

 

 

 

AKP ve Erdoğan eleştirisini temel alan bir “üçüncü sağ parti” Başkanlık hayallerini toptan rafa kaldırabilir. Bu zemin nesnel olarak mevcut ve örgütlenebilir de. Ancak CHP’nin şu anki tercihleri ve kompozisyonu bunun önündeki en büyük engel

Tayyip Erdoğan’ın hayali en sonunda gerçekleşmek üzere. Bunun için sadece birkaç adımı kaldı. Meclis’te 330’u ve referandumda yüzde 50’yi sağlamak. Ondan sonrası garanti, çünkü Erdoğan’ın karşısında ondan daha çok oy alabilecek bir kişi (bu tarihsel dönemde) mevcut değil.

İlk adım olan 330’un sağlanmasında Bahçeli’nin yaptığı kıyak kuşkusuz tarihte ayrıcalıklı bir yer edinecektir. Bu konuda Bahçeli’ye özel bir “ayar” verildiği kesin olmakla birlikte, bu tutumun ideolojik arka planında Kürtlere ve sosyal demokratlara (ve elbette sosyalistlere) karşı olan düşmanlık mevcut. Üzerinde anlaştıkları “başkanlık modeli” uygulanmaya başlandığında, seçmenin yüzde 60-65’inin sağ partilere oy verdiği bu ülkede, herhangi bir CHP’linin Başkan olma ihtimali yok. Yürütme erkinin tamamının Başkan’a verildiği bir modelde de bütün devlet işleyişi gericilerin ve faşistlerin hegemonyasına (hiçbir boşluk bırakılmadan) geçmiş olacak. Ve bu, seçimle değiştirebilme ihtimali/umudu barındırmayan ve yıllarca sürecek bir statüko yaratacaktır.

Yasalaştırılmaya çalışılan modelde, seçilen başkan başta Bakanlar Kurulu yani hükümet olmak üzere bütün yürütme erkini kendi belirleyecek, siyasi partiler de aldıkları oy oranına göre Meclis’te yer alacak ve sadece yasama işlevini yerine getirecekler! Kürtlere ve sola düşman bir başkanın iktidarında MHP’nin sadece yasama sürecinde var olarak muhalefet etmesinin, yani icraattaki pastadan pay kapamamasının MHP kadroları için hiçbir anlamı yoktur. “Fikri iktidarda kendisi muhalefette” olmanın zararını çok gördüler! Böylesi bir durum karşısında MHP kadrolarının birer birer AKP’lileşmesi (Türkeş’in oğullarında görüldüğü üzere) mutlaktır ve MHP bir bütün olarak AKP’ye evrilecektir. Bahçeli’nin gördüğü ve gösterdiği, daha doğrusu üzerinde siyaset yaptığı eğilim tam da budur. AKP Erzurum milletvekili Orhan Deligöz‘in attığı “Devlet Bahçeli de Başkan Yardımcısı olacak” Tweet’i anlaşmanın şeklini de göstermekte.

Açıktır ki böylesi bir yönetim modelinde CHP kadroları, CHP kitlesi ve CHP ideolojisi artık sadece “azınlık” kategorisine indirgenecektir. Pekiyi, geleceğin bu biçimde kurgulandığı bir ön süreçte CHP yöneticileri ne yapmaktadır, ne yapmalıdır?[1]

Şimdiye kadar görüldüğü üzere, iktidara gelebilmek için CHP yöneticilerinin izlediği strateji, belirli miktarda “sağ oyu” kapsayarak[2] AKP’yi geçmek. Bunun için kullanılan taktikler ise AKP’nin ideolojik tezlerini (sonuçları olan türban serbestliği kararı, dokunulmazlıkların oylanması gibi) sahiplenmek ve sağcı siyasetçilere kucak açmak oldu. (Sosyalistler açısından bakıldığında bu stratejinin ve taktiklerin tamamen yanlış olduğunu söylemeye gerek bile yok. Kuşkusuz asıl yapılması gerekenin, özelde Kürt halkının eşitlik ve demokrasi mücadelesini genelde ise halkların sınıf ideolojisi ekseninde emek, demokrasi ve kamusal haklar mücadelesini büyütmek olduğu aşikar.)

Sağcı siyasetçilerin CHP’yi “tercih etmesi” ise bir egemen sınıf siyaseti olduğu kadar, bu şahsiyetlerin ülke çapında bir siyasi parti organize edebilecek yoğun ve zahmetli bir yol yerine kolay yolu bulmuş olmalarıdır. (EK’te CHP içerisinde siyaset yapmış ve hala yapmakta olanların kısa bir listesi mevcut).

Karşılıklı kullanım ilişkisi içerisinde olan bu siyasal özneler, bu alış-verişin şimdiye kadar birtakım “işlere yaradığını” iddia edebilir ki bu tartışmaya açık, subjektif bir durumdur. Ancak tartışmaya kapalı olan ise bu “ilişki biçiminin”, şu an karşı karşıya olunan, Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık hamlesini hiçbir biçimde engelleyemeyeceğidir.

Erdoğan’ın Başkanlık hamlesini engelleyebilecek en “rahatsız edici” girişim, AKP-MHP bloğu içerisinde yani yüzde 60-65’lik taban içerisinde “ayrışmış bir siyasal karşı duruşun” örgütlenmesidir. AKP ve Erdoğan eleştirisini temel alan bir “üçüncü sağ parti” Başkanlık hayallerini toptan rafa kaldırabilir. Bu zemin nesnel olarak mevcut ve örgütlenebilir de. Ancak CHP’nin şu anki tercihleri ve kompozisyonu bunun önündeki en büyük engel. Yani CHP, sağdan doğru muhalefet etmeye çalıştığı sürece ve sağcı politikacıların barınabildiği bir yer olduğu sürece Tayyip’in işi daha kolay olmakta ve olacaktır da.

Bu kompozisyonun bozulmasında herkese mutlaka birtakım görevler düşmektedir!

Dipnot:

[1] Sosyalist sol, yazı çok uzayacağı için bu gündem içerisine alınmadı. Malum, “uzun yazı” okunmuyor!

[2] Kapsanması düşünülen “belirli miktardaki sağ oyu” kabaca hesaplayalım. CHP’nin çekirdek oyuna yüzde 20-25 arası diyelim, AKP’nin oyu da yüzde 45-50 arası. Epey bir miktar AKP’den, biraz da oradan buradan alması gerek yani en az yüzde 15 oya daha ihtiyaç var. Bu taktik Deniz Baykal’dan beri her seçimde denendi ama CHP bir türlü, değil yüzde 50’ye yaklaşmak yüzde 30’u bile geçemedi!

EK:

İlhan Kesici: 1994 Yerel Seçimlerinde ANAP’tan İstanbul Belediye başkan adayı oldu, yüzde 22 oy aldı, Recep Tayyip Erdoğan’a yenildi. 1995 Genel Seçimlerinde ANAP’tan milletvekili seçildi.

22 Mayıs 2007’de CHP’ye katıldı ve 2007 Genel seçimlerinde CHP’den milletvekili seçildi. Ağustos 2009’da CHP grubu adına TBMM Başkanlığı’na aday gösterildi ancak seçilemedi. 28 Eylül 2010 tarihinde CHP’den istifa etti. 5 yıl sonra 2015’te CHP’ye tekrar katıldı. Haziran 2015’teki seçimlerde tekrar aday gösterildi ve CHP adına TBMM’ye girdi.

Ağustos 2015’te, seçim hükümeti kurmakla görevlendirilen AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu tarafından bakanlık teklif edilen beş CHP’liden biri İlhan Kesici idi. Kasım 2015 seçimlerinde tekrar CHP milletvekili seçildi. Halen Türkiye Delegasyonu Üyesi olarak Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde CHP kontenjanından görev yapmakta.

Mehmet Bekaroğlu: Fazilet Partisi’nden (FP) 21. Dönem Rize Milletvekili seçildi. FP kapatılınca Saadet Partisi’nde devam etti. SP’den Genel Başkan Yardımcısı iken istifa etti. CHP’den ayrılan Ertuğrul Günay ile birlikte “Müslüman sol” olarak adlandırılan hareketi kurdu. Ertuğrul Günay’ın AKP’ye katılmasıyla bu “hareket” son buldu. Tekrar SP’ye döndü ve 2009’da İstanbul Belediye Başkan adayı oldu fakat seçilemedi.

Ekim 2010’da SP’den istifa etti. Numan Kurtulmuş (şimdiki AKP sözcüsü) başkanlığında kurulan HAS Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı oldu. HAS Parti 19 Eylül 2012’de AKP ile “bütünleşme sebebiyle fesih” kararı alınca siyasete ara verdi. İki yıl sonra 2014’te SP’den Rize Belediye Başkan adayı oldu ama seçilemedi.

2014’te CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Parti Meclisi üyeliğine davet edilince CHP’ye üye oldu ve Parti Meclisi’ne seçildi. Kılıçdaroğlu tarafından CHP’nin Tanıtım ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi (yani hem CHP’yi tanıtıyor hem de CHP adına halkla ilişkiler kuruyor). Halen CHP İstanbul Milletvekili.

Adil Aşırım: Ocak 1996’da bir özel televizyon kanalında “Ben sağın da sağında yetiştim. Aday olmak için DYP’ye gittim ama yer yoktu. Bu yüzden DSP’ye gittim. Iğdır’dan aday gösterildim. DSP’nin Iğdır’da örgütü ve tabanı yoktu. Bana ANAP’lı Belediye Başkanı sahip çıktı. Ben de zaten ANAP’a geçmeyi düşünüyorum” deyince ihraç istemiyle DSP Disiplin Kuruluna sevk edildi. İhraç edilemeden istifa etti ve hızlıca ANAP’a katıldı. 2002 yılına kadar ANAP MKYK üyeliği ve Genel Başkan danışmanlığı yaptı. ANAP’ın etkinliğini yitirmesinden sonra MHP kadrolarına geçti.

2015 Genel Seçimlerinde CHP’den Iğdır milletvekili adayı oldu, birinci sıra. Seçilemedi.

Cemil Erhan: 15, 19 ve 20. Dönem  DYP’den Ağrı milletvekili seçildi. 50. Hükümet’te Devlet Bakanlığı yaptı. DYP adına TBMM Divanı Katip Üyeliği görevinde de bulundu.

2015 Genel Seçimlerinde CHP’den Ağrı milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Halen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanlığını sürdürüyor.

Ali Murat Bucak: Susurluk’ta Abdullah Çatlı ve Hüseyin Kocadağ’ın öldüğü kazadan yaralı kurtulan Sedat Bucak’ın aşiretinden. Bucak Aşireti, PKK’ye karşı mücadelede ilk devşirilen aşiretlerden. Ali Murat Bucak, daha önce DYP’den Belediye Başkanı seçilmişti.

2015 Genel Seçimlerinde CHP’den Şanlıurfa milletvekili adayı yapıldı. Liste başı. Seçilemedi.

Aytun Çıray: Şu an İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu’nun bir zamanlar Genel Başkan olduğu Demokrat Parti’de Başkan Yardımcısı idi. 2015 Genel Seçimlerinde İzmir’de CHP’den kontenjan adayı olarak gösterildi. Halen CHP İzmir milletvekili.

Turhan Tayan: 1991 ve 1995 seçimlerinde DYP’den, 1999 seçimlerinde ise ANAP’tan milletvekili seçildi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığı, Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulundu. 12 Haziran 2011 milletvekili seçimlerinde CHP’den Bursa milletvekili seçildi.

Aydın Ayaydın: 1999-2002 yılları arasında ANAP İstanbul milletvekilliği yaptı.  Eylül 1992’de dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından YÖK üyeliğine atanmış ve 1995 yılının Kasım ayında DYP‘den milletvekili adayı olabilmek için istifa etmiş ancak milletvekili seçilememiştir. 2011 seçimleri için CHP‘den İstanbul milletvekili seçilmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversitede derslerine giren CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, Erdoğan’ın okuduğu okulun 3 yıllık olması nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olamayacağına yönelik iddianın doğru olmadığını, okulun 4 yıllık eğitim verdiğini söyledi.

İhsan Özkes:  İstanbul Merkez Vaizliği yaparken, 1992 yılında, Üsküdar Müftüsü olarak atandı. 1999 seçimlerinde DSP Üsküdar Belediye Başkanlığı için görevinden ayrıldı. Aynı sene Şile Müftüsü olarak göreve döndü. Ekim 1999’da Beyoğlu Müftülüğü’ne atandı.

2002 seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili aday adaylığı için görevinden ayrıldı. Aralık 2002’de Yüreğir (Adana) Müftüsü olarak atandı. 2003 yılında emekli oldu. 2010 yılında CHP İstanbul Kurultay Delegesi seçildi. Aynı sene CHP 33’üncü Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi üyesi seçildi. Aralık 2010’da ise CHP 15’inci Olağanüstü Kurultayı’nda tekrar Parti Meclisi üyesi olarak seçildi. 2011 Genel Seçimleri’nde Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul Birinci Bölge Milletvekili olarak seçildi. 30 Mart 2014’te yapılan Yerel Seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi Üsküdar Belediye Başkan Adayı oldu. 2014 yılında gerçekleştirilen CHP 18’inci Olağanüstü Kurultayı’nda en yüksek oy oranı ile tekrar Parti Meclisi üyesi seçildi. 7 Haziran 2015’te yapılan Genel Seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı olmuş ve tekrar milletvekili seçilmiştir.

21 Temmuz 2015 tarihinde CHP’den istifa etmiştir. Yani seçildikten 1,5 ay sonra.

Bu listeye daha onlarca “politikacı” eklenebilir elbette.

(Sendika.Org)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir