TMMOB: 2017 yılı bütçesi başkanlığa geçişin göstergesi

2017 yılı merkezi yönetim bütçesine ilişkin yazılı açıklama yapan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 2017 yılı bütçesinin toplumsal gereksinimleri karşılama niteliğinden yoksun başkanlık sistemine geçişin de göstergesi olduğunu belirtti.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Meclis’te kabul edilen 2017 yılı merkezi yönetim bütçesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Koramaz, 2017 yılı bütçesinin toplumsal gereksinimleri karşılama niteliğinden yoksun başkanlık sistemine geçişin de göstergesi olduğunu belirtti.

Bütçede, bir kişinin yönetimindeki Cumhurbaşkanlığına 648 milyon 488 bin TL ayrılırken, yasama organı Meclis’e ayrılan tutarın 981 milyon 589 bin TL olması düşündürücüdür ve fiili durumun ilanı olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Koramaz, “Ülkemiz hızla başkanlık sistemine çekilirken, yaratılan savaş atmosferiyle bütçedeki kaynaklar da iktidarın ideolojik-siyasi tahkimat alanlarına ayrılmaktadır. Kalkınmadan, yatırımdan, sanayi üretimini artırmaktan uzak bütçe, toplumsal gereksinimleri karşılama niteliğinden yoksundur.” dedi.

2017 Bütçesi, kamu mali yönetimi, maliye politikası, mali disiplin, bütçe disiplini olarak da adlandırılan alanlar ve Meclis’e ait olan bütçe yapma hakkı, denetim, öngörülebilirlik vb. açılardan önemli sorunlar barındırdığının altını çizen Koramaz, bütçeyi 8 başlık altında değerlendirdi.

KAMU MALİYESİ DENETİMDEN MUAF

Merkezi yönetim bütçeleri ve kamu harcamaları son yıllarda Sayıştay denetiminden fiilen muaf tutulduğunu kaydeden Koramaz, “İktidar, kamu idaresi üzerinde kuvvetler ayırımına dayalı olarak yapılması gereken Sayıştay mali denetimini ve bunun hukuki sonuçlarını hukuk tanımaz otorite kullanımı yoluyla bertaraf etmiştir.” diye belirtti.

MECLİS’İN BÜTÇE YAPMA HAKKI İHLAL EDİLİYOR

16 Kasım 2016 tarihinde Kamu Mali Yönetimi Kanunu’nda yapılan değişiklikler arasında, kamu idarelerinin merkezi yönetim bütçesi içinde bağıtlanan bütçeleri arasında ödenek aktarmalarına yönelik yeni düzenlemeler yapılarak önemli kısıtlamaların kaldırıldığını vurgulayan Koramaz, “Böylece yedek ödenek, tamamlayıcı ödenek, ödenek üstü harcamalar olarak tanımlanan ek harcamalar; doğal afet vb. olağan dışı durumlar, öngörülemeyen gereksinimler ve yasama meclisine başvuru yoluyla ek ödenek veya bütçe sağlanması yolu dışına çıkılarak temin edilecektir. Kısaca, ödenek artırım limitleri büyütülmüş, kamu idarelerine Meclis görüşü ve onayına başvurmadan harcama yapma ve aralarında ödenek/bütçe aktarma olanağı tanınmıştır. Bu uygulama ile Meclise ait bütçe hakkı, öngörülebilirlik ve denetim normları ihlal edilmiş olmaktadır.” dedi.

KOİ’LERE AKTARILACAK KAYNAKLAR BÜTÇE DIŞI

Kamu-Özel İşbirliği (KOİ) kapsamında işletme ve kullanım hakkı verilen büyük/mega projelere yönelik kredi/finans, satış, talep, alım, ödeme, teşvik vb. hususların hazine güvencesine bağlandığını ve bu harcamaların merkezi yönetim bütçesine yansıtılmadığını ifade eden Koramaz, “Hazine garantisi, söz konusu büyük projelerin tüm mali yükümlülüklerini kapsamaktadır. Ayrıca talep garantisi tutarları, ilgili kamu kuruluşlarının mali tablolarına yansımamaktadır. Burada yeni ve büyük bir bütçe açığı alanı oluşmakta fakat merkezi yönetim bütçesine yansımamakta, dolayısıyla kamu kaynaklarını kapsayan gerçek büyük açık gizlenmiş olmaktadır.” diye kaydetti. Koramaz, KOİ kapsamındaki 198 projeden işletmede olan 164 projenin sözleşme büyüklüğünün 43,3 milyar dolar; yapımına devam edilen 34 Yap-İşlet-Devret ve Yap-Kirala projelerinin sözleşme büyüklüğünün 72,1 milyar dolar; Üçüncü Havaalanı, Gebze-İzmir Otoyolu, Avrasya Tüneli-Kuzey Marmara Otoyolu ve Üçüncü Köprü ile Sağlık Kampuslarından oluşan dört büyük projeninse 33,9 milyar dolar sözleşme büyüklüğüne sahip oldukları ve sözleşmelerin ABD Doları üzerinden yapılmış olması ile döviz kurundaki sürekli artışın oluşturduğu sorunlar birlikte düşünüldüğünde, konunun vahim boyutları daha iyi anlaşıldığını belirtti.

Bugüne kadarki en büyük ve en denetimsiz, büyük ölçekte bütçe dışı fon sistemine ve devletin şirketleşmesine geçişin, hazine ve Merkez Bankası yanında finans ve sermaye piyasalarında yer alacak olan Türkiye Varlık Fonu AŞ’nin oluşumu olduğunu söyleyen Koramaz, cari fazlası, bütçe fazlaları olan ülkeler için anlamlı olan bu fonun Türkiye’deki yapılanışı oldukça sorunlu olduğunu ifade etti. Daha önce hazine ve bütçeye aktarılan özelleştirme gelirlerini, Özelleştirme İdaresinin nakit fazlalarını, kamunun gereksinim fazlası gelir, kaynak ve varlıklarını bünyesine katacak; İşsizlik Sigortası Fonu, Savunma Sanayi Fonu gibi fonları alt fonlar haline getirip yönetecek; devlet borçlanmasını artıracak, iç ve dış sermaye ve finans piyasalarından sağlanacak finansmanı büyük ölçekli KOİ yatırımlarına kaynak olarak aktaracak, sermayeye sınırsız teşvik vereceğini belirten Koramaz, “Kamunun ‘genel yönetim’ şeması içinde yer almayacak ve birçok vergiden muaf olan bu şirket, bütçe disiplini, Meclis ve Sayıştay denetimi dışında olacaktır.” dedi.

BÜTÇE DENGESİZLİĞİ

Gelirlerinin 598 milyar TL, giderlerinin 645,1 milyar TL olacağı öngörülen 2017 yılı bütçesinin 46,9 milyar TL açık vereceği, faiz giderlerinin bütçenin yüzde 9’u olan 57,5 milyar TL’ye ulaşacağı da şimdiden öngörüldüğünü ifade eden Koramaz, Bütçe açıklarını dolaylı vergi artışları ile frenlemeye çalışan iktidarın bu uygulaması da açık sorununu gizleyememektedir.” diye belirtti. 2015 yılında 23,5 milyar TL olan bütçe açığı 2016 geçici tahmininde yüzde 46,9 artışla 34,6 milyar TL’ye çıkmış, bütçe açığının 2017 yılı tahmini 46,9, 2018 için 44,3, 2019 için 40,1 milyar TL olacağı şimdiden öngörülmüş durumda.

VERGİ GELİRLERİ SÜREKLİ ARTTIRILIYOR

2016 yılı geçici tahminlerinde 497,8 milyar TL olan vergi gelirleri 2017 yılı tahmini öngörüsünde yüzde 13,4 artarak 564,7 milyar TL’ye ulaşmıştır. Gelirlerinin 598 milyar TL öngörüldüğü 2017 yılı bütçesinin vergi gelirlerinin yüzde 70’i halkın bütününden toplanan dolaylı vergilerden, yüzde 30’u da esasen çalışanlardan alınan gelir ve kazanç vergisinden sağlanacağının altını çizen Koramaz, bütün vergi gelirlerinde yüzde 13’ün üzerinde artışın söz konusu olduğunu vurguladı.

BÜTÇEDE SANAYİ VE YATIRIM YOK

Üretimde gerilemenin süreklilik kazandığı, sanayi borçlarının toplam varlıklar içindeki payının yüzde 60’ı geçtiği, imalat sanayiinde 100 dolarlık üretim için 80 dolarlık ithalat yapıldığı, sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 15 seviyesine indiği, sanayisizleşmenin görünür bir olgu haline geldiğini belirten Koramaz, “ülkemiz bütçesinde yatırımların yok seviyesinde olması hazin bir durum olsa gerektir” dedi. Zira tasarruf oranının 2002’den günümüze milli gelir içindeki payının yüzde 22’den 13,5’e indiği ve bunun ancak yüzde 2,7’sinin kamuya ait olduğu ülke bütçesinde sanayi ve yatırımların tuttuğu yer oldukça trajik olduğunu kaydeden Koramaz, “2017 yılı merkezi yönetim bütçesinde kamu sabit sermaye yatırımları yalnızca 122 milyon 304 bin TL olarak öngörülmüştür, yüzde oranı da (yüzde 0,019) on binde 19’dur. KOBİ’leri geliştirme ve desteklemeye ise bütçe içinden yalnızca 1,3 milyar TL (yüzde 2) ayrılması öngörülmüştür.” dedi.

Hazine Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığı hariç, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Ekonomi, Gıda Tarım ve Hayvancılık, Gümrük ve Ticaret, Kalkınma, Orman ve Su İşleri, Ulaştırma gibi sosyoekonomik yapıyla doğrudan bağlantılı Bakanlıklara 2017 yılı bütçesinin yüzde 11,7’si (75,5 milyar TL) ayrıldığını ifade eden Koramaz, iktidarın ideolojik, kültürel, sosyal politikalarını doğrudan yansıtan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Diyanet İşleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor, Milli Eğitim, Kültür ve Turizm Bakanlıklarına ayrılan oranın ise yüzde 20,4 (131,3 milyar TL) olduğunun altını çizdi.

SAĞLIĞA YÜZDE 5 BÜTÇE

MİT, MGK, MSB, İçişleri Bakanlığı, Jandarma, Emniyet, Sahil Güvenlik, Kamu Düzeni Müsteşarlığı toplamına ayrılan oran da yüzde 11,2 (72,1 milyar TL) olduğunu kaydeden Koramaz, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’na ayrılan payın toplamı da yüzde 5 (31,9 milyar TL) olduğunu belirtti.

Koramaz, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Son olarak bu bütçenin halk için, toplumsal gereksinimler için, sanayileşme, kalkınma, toplumsal refah gereksinimlerine yönelik olmadığını belirtmek isteriz. Denetim dışı, kamu mali yönetimini altüst eden, bütçe açıklarını sürdüren, ekonomik-sosyal kriz öğelerine yenilerini ekleyen ve iktidarın ideolojik-siyasal tahkimat giderlerini karşılamaya yönelik bir bütçe söz konusudur.” (ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir