AKP’nin MHP ile anlaşarak hazırladığı partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi esas alan anayasa değişikliği teklifi, Anayasa Komisyonu’nda görüşülmeye devam ediyor. Komisyonun ikinci gününde tasarının tümü üzerine görüşmeler sürerken, komisyon aşamasının ardından ise Genel Kurul sürecine geçilecek.

AK Parti’nin MHP ile anlaşarak getirdiği değişiklik teklifinin bu aşamasında hem MHP hem de AK Parti içerisinden kimi muhaliflerin “hayır” oyu kullanacağı yönündeki tartışmalara rağmen teklifin Genel Kurul’dan geçeceği noktasında da hem fikir. Referandum sürecinden nasıl bir sonuç çıkacağı ise sandıkların açılmasıyla netleşecek.

HDP Grup Başkanvekilleri Çağlar Demirel ve İdris Baluken’in tutuklanmasının ardından boşalan grup başkanvekilliğine getirilen Muş Milletvekilli Ahmet Yıldırım, komisyon aşamasındaki teklifi ve bundan sonraki sürece ilişkin dihaber’e konuştu.

‘TEK BİR KİŞİ KALSAK DAHİ…’

Aralarında Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ında bulunduğu 12 milletvekilli tutuklu bulunan HDP Grubu’nda 46 milletvekilli bulunmakta. Yıldırım, teklifin Meclis’ten geçmesi ve referanduma gidilmesi durumunda tek bir HDP’linin kalması durumunda dahi referandum kampanyasını yürüteceklerinin altını çizdi.

Teklifin komisyon aşamasından geçip Genel Kurul’a gelmesiyle birlikte tutuklu bulunan 12 HDP’li vekilin yasama faaliyetleri halen devam ediyor olmasından ötürü oylamaya nasıl dahil olacağı hususu ise belirsizliğini koruyor. Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın bu konuda “Bir çalışma yapıyoruz” açıklamasına rağmen halen kesinleşen bir durum yok. Yıldırım, bu konuda halen netleşen bir durum olmadığını ifade ederek, “Meclis Başkanı İsmail Kahraman kişisel irade olarak beyan etmişti ama kendisi de çok inanmadığı bir hususu gündeme getiriyormuş gibi bir havada sezinledim. Çok açık ifade etmeliyim ki bu şekilde yapılacak bir oylama gerek komisyon aşamasında gerekse oylama sürecinde de milletin buraya iradesinin yansıması önünde ciddi bir engel teşkil edecektir” dedi.

‘ERDOĞAN HDP’SİZ BİR REFERANDUM SÜRECİ İSTİYOR’

Siyasi partilerin demokratik hayata eşit olanaklarla katılım hakkı olduğunu ifade eden Yıldırım, şunları aktardı: “Partiler daha çok yöneticileri, başkanları ve özellikle Meclis grubuyla aktif bir siyasi çalışma yürütebilirler. Burada elimizden alınan nokta özellikle aktif bir kampanya yürütmemizin önüne engel çıkarma. Bu da temsili demokrasinin sakatlanması anlamına gelmektedir.”

Tutuklama ve gözaltı operasyonlarının “HDP’siz bir referandum süreci” amacıyla yapıldığını kaydeden Yıldırım, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: “Her şartta bir kişi dahi kalsak kesinlikle referandum kampanyasını yürüteceğiz. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisini başkanlığa götürecek olan çoğunluğun HDP tarafından hem 7 Haziran hem de 1 Kasım’da engellendiğini iyi biliyor. Yeni bir başkanlık çalışmasını HDP’siz götürmek istiyor. Bu rehin alma operasyonlarının tek nedeni budur. HDP ile girilecek hiçbir seçimde başkanlık hayallerine ulaşamayacağını çok iyi biliyor. Bu nedenle CHP ve MHP’den çok HDP’yi kendisine rakip olarak görmekte ve onun örgütlemiş olduğu toplumsal muhalefetten duyduğu ciddi rahatsızlık ve korkudan kaynaklı bu operasyonlar hayata geçiriliyor. Ama ters tepecektir.”

‘REFERANDUMDAN HAYIR ÇIKACAKTIR’

Teklifin Meclis Genel Kurulu’nda 330 ve üzerinde bir “evet” ile geçmesi durumunda bile referandum da “hayır” çıkacağına inandığını belirten Yıldırım, “Türkiye toplumu bu kadar vicdanından yoksun değildir, vicdanını yitirmemiştir. Türkiye toplumu yaratılmış olan güç siyasetiyle bu eşitsizliği kabul etmeyecektir. AKP’ye bugüne kadar oy vermiş olan muhalif kesimler, Kürtler, Aleviler, emekçiler özellikle de AKP’ye oy vermiş olanlar bu siyasi operasyonlardan kaynaklı geçmiş dönemde AKP’ye vermiş olduğu oy iradelerini değiştirecekler ve HDP ile birlikte hareket edeceklerine çok içten inanıyorum” şeklinde konuştu.

‘MADDELER ÜZERİNDEN PAZARLIĞIMIZ SÖZ KONUSU OLAMAZ’

Kimi maddelerin HDP’nin savunduğu ve kimi dönem dile getirip savunduğu maddeler olduğu yönündeki tartışmalara da yanıt veren Yıldırım, şöyle devam etti: “Bir zehir tabağına üstte bal kreması yaparak iyi bir gıda çıkmaz ortaya. Bu haliyle bütün toplumsal kesimler şunu çok iyi bilmekte; bu paketin hazırlanış amacı ve muradı rejim değişikliğidir. Bizim eksik gördüğümüz temsili demokrasiye tekabül eden parlamenter siyaset bu haliyle bile tam demokratik değilken daha da daraltan daha vesayetçi bir noktaya çeken daha kişi ve gruplarda yönetim anlayışını bileşke haline getiren bir ruha sahiptir. Bu haliyle bizim maddeler üzerinde kesinlikle bir pazarlığa girmemiz söz konusu dahi değil.

Bizim mahzur görebileceğimiz maddeler varsa bile ivedi olarak bu paketten ayrılarak özgün temel bir anayasa değişikliği olarak ayrı getirilmelidir. Tek adam rejiminin murat edildiği bu pakete ‘evet’ dememiz bunu müzakere etmemiz bile mümkün değil. Gerek parti programımızda gerek tüzüğümüzde gerekse de şimdiye kadar girdiğimiz bütün seçim beyannamelerinde yetkilerin yerele devredildiği yerel yönetimlerin güçlendirildiği, bölgesel yönetimlerin ön plana çıkarıldığı bir toplumsal tahayyüle sahibiz. Bizim toplum ve siyaset tahayyüllerimizin tam tersi bir ruha sahip olduğu için maddeler ayrıntısına girme tartışmasına girmemiz bile söz konusu değil.”

‘CHP’YE BURADAN BİR EKMEK ÇIKMAZ’

CHP’nin teklife dair yapmış olduğu “federasyon getirecek” eleştirilerine de değinen Yıldırım, “CHP’nin yanlış bir noktadan tartıştığını düşünüyorum. CHP, HDP karşıtlığı üzerinden bir siyaset kurgulamak adına çelişkiler yumağı olan beyanlar içerisine girmektedir. ‘Neden bu pakete karşısınız’ dendiğinde ‘tek adam rejimine ve vesayete karşıyız’ diyorlar. Bunun zıttı nedir, yerel yönetimlerin özerk bölgelerin ve yetkinin yerele devredilmesinin güçlendirilmesidir. Bu yönüyle HDP’nin sanki gizli bir ajandasının olduğu, HDP’nin onlarla gizli bir pazarlık yaparak işte özerkliğin ya da federasyonun önünü açmış gibi bir anlaşma içerisinde olduğu hususundaki söylemlerden CHP’ye bir ekmek çıkmaz. CHP bir şeye karşı çıkıyorsa onun yerine ikame edeceği şey onun özellikle tam karşısında duran toplumsal tahayyüller olmalıdır” şeklinde konuştu. (DİHABER)