Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van il örgütleri, seçilmişlerin tutuklanması ve parti binalarına yönelik saldırıları kınamak amacıyla DBP il binasında toplantısı yaptı. TJA, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, tutuklu ve hükümlü aileleri, savaşta yakınlarını kaybedenlerin ailelerinin de katıldığı toplantıda konuşan DBP İl Yöneticisi Ahmet Aygün, çözüm sürecinin bitirilmesi ardından yaşananlara dikkat çekti. Türkiye’deki Kürt karşıtı politikalarını sınırın öte yanına taşıyan AK Parti hükümetinin ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürüklediğini belirten Aygün, en son dün El Bab’ta 14 TSK mensubunun yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

‘ESAS SORUMLU İSTİFA EDECEĞİNE TEHDİT EDİYOR’

Türkiye’yi büyükelçilerin canlı yayında öldürüldüğü bir ülke haline getiren hükümetin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, istifa edeceği yerde tehdit politikalarını sürdürdüğünü ifade eden Aygün, “Yaptığı tüm işlerde başarısız olan ve geldiğimiz sürecin esas sorumlularından biri olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kürt Siyasi Hareketine yönelik operasyonlarla ülkemizin barışına da dinamit koyuyor. Son 3 ayda 69 belediye eşbaşkanımız ve aralarında HDP Eş Genel Başkanlarının da bulunduğu 12 milletvekilimiz tutuklanmıştır” diye konuştu. 3 ay içerisinde 3 bine yakın kişinin hukuksuz gerekçelerle tutuklanarak cezaevine konulduğu bilgisini paylaşan Aygül, Cumhurbaşkanı’nın “Milli Seferberlik” çağrısıyla HDP binalarına yönelik saldırıları ve linç girişimlerine çanak tuttuğunu öne sürdü.

‘MUTLAKA KAZANACAĞIZ’

İktidarın son birkaç yıldır sürdürdüğü ve ülkeyi kaosa sürükleyen politikalardan vazgeçmesi gerektiğine dikkat çeken Aygün, şöyle devam etti: “Hem kendi iç barışı, hem de bölge barışı için elzem olan bu yanlışlardan dönülmesidir. Bu anlayış ve politikalardan vazgeçilmesi istikrar, huzur, demokrasi ve barış ortamında yaşamak isteyen halkımızın talebidir. Umulur ki mevcut iktidar ülkeyi kaosa sürükleyen bu yanlıştan derhal döner. AKP hükümetine çağrımız daha önce denenmiş ve daha fazla büyük trajedilere yol açmış savaş politikalarından vazgeçmesidir. Bizler, bundan böyle de demokrasi, barış ve özgürlük mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha deklare ediyoruz. Hiçbir güç bizi haklı mücadelemizden alıkoyamaz. Mutlaka kazanacağız.” (DİHABER)