MİT raporlarında El Nusra

Büyükelçi suikastını üstlendiği yönündeki açıklamalar El Nusra’nın Türkiye’deki yapılanmasını bir kez daha gündeme getirdi. Ankara katliamı dosyasında yer alan MİT raporuna göre, Türkiye’de dernekler aracılığıyla örgütlenen El Nusra ve DAİŞ’in 10-20 bin civarında destekçisi bulunuyor.

Türkiye’nin başkenti Ankara’da Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş tarafından düzenlenen suikast sonucu yaşamını yitirmesini dün Fetih el Şam Cephesi’nin (eski adıyla El Nusra Cephesi) üstlendiği yönünde açıklamalar kamuoyuna yansımıştı. Cinayetin üstlenmesi ile birlikte Türkiye’nin özellikle Halep üzerinde yürüttüğü politikada açıktan desteklediği El-Nusra’nın Türkiye’deki yapılanmasına gözler çevrildi. Suriye’deki iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana eski adıyla El Nusra yeni adıyla Fetih el Şam Cephesi’nin, Suriye’deki diğer selefi örgütü DAİŞ gibi Türkiye’deki örgütlenme yapısı sık sık kamuoyuna yansımıştı.

MİT’in 10 Ekim Ankara katliamı öncesi hazırladığı ve tüm emniyet müdürlüklerine gönderdiği 5 sayfalık rapor, bu grupların Türkiye’nin dört bir yanında nasıl örgütlendiğini gözler önüne seriyor. Eylül 2015’te hazırlanan rapora göre; Türkiye’de bu selefi grupların 10-20 civarında destekçisi bulunuyor. Raporda, bu grupların başta İstanbul, Hatay, Antep ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin önemli merkezlerinde açık bir şekilde örgütlendiği gibi hangi isimler altında devlet bilgisi dahilinde nasıl örgütlendiğine yer veriliyor.

Raporda ayrıca, Türkiye’de açık bir şekilde taban bulan bu grupların Türkiye’de faaliyet yürüten dernekler aracılığıyla örgütlendiği ve aynı dernekler aracılığıyla da Suriye’ye geçtiği bilgisine yer veriliyor. 10 Ekim 2015 tarihinde yaşanan Ankara katliamı dosyasının ek klasörlerinde yer alan raporda, Türkiye’de 10-20 bin civarında radikal selefi ve tekfirci kişinin olduğu bilgisine yer verilmesi Türkiye’nin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu da gösteriyor.

‘AFGANİSTAN VE PAKİSTAN’DAN SONRA SURİYE’Yİ SEÇTİLER’

Rapor 21 Eylül 2015 tarihinde tüm il emniyet müdürlüklerine gönderilirken, raporun emniyet müdürlüklerine gönderilmesinden 19 gün sonra Ankara katliamı yaşandı. MİT’in raporunda, bu grupların Suriye iç savaşı başlamadan önce Afganistan ve Pakistan bölgelerini seçtikleri Suriye’deki çatışmaların yoğunlaşmasıyla bu buraya ulaşımın “daha kolay” olmasından Türkiye’yi seçtikleri ifade ediliyor.

‘TÜRKİYE’DEN 2 BİN 750 KİŞİ IŞİD VE EL-NUSRA’YA KATILDI’

Rapordaki rakamlara göre, Suriye’deki radikal İslamcı gruplara en fazla katılım İç Anadolu Bölgesi’nden oldu. Nisan 2011’den raporun yazıldığı döneme kadar Türkiye’den 2 bin 750 kişi Suriye ve Irak’a giderek, El-Nusra ve DAİŞ gibi radikal İslamcı gruplara katıldığı yer alıyor. Bunlardan 457’sinin söz konusu bölgelerde öldüğü belirtilen raporda, 200’e yakınının halen El-Nusra içerisinde yer aldığı belirtiliyor.

‘EN YOĞUN KATILIM ANKARA VE KONYA’

DAİŞ ve El Nusra’ya katılımların il il olarak yer aldığı raporda, en fazla katılımın olduğu illerin başında Konya ve Ankara geliyor. Rapora göre; Konya’dan 629 kişi, Ankara’dan ise 342 kişi bu selefi gruplara katıldı. Ayrıca raporda, Adana’dan 286, İstanbul’dan 191, Antep’ten 143, Diyarbakır’dan 94, Bursa’dan 84, Van’dan 71, Bingöl’den 57, Kayseri’den 54, Hatay’dan 45, Adıyaman’dan 44, Malatya’dan 40, İzmit’ten 33, İzmir’den 26, Erzurum’dan 23, Mersin’den 21, Samsun’dan 16, Trabzon’dan 14, Antalya’dan 11, Kars’tan 9, Maraş ve Urfa’dan 8, Elazığ 6 ve Sivas’tan da 5 kişinin El Nusra ve DAİŞ gruplarına katılım sağladığı bilgisi ayrıntılı bir şekilde yer alıyor.

‘KATILIMLARDA DERNEKLER ARACI OLUYOR’

Raporda, il il hangi derneklerin ve grupların kimleri desteklediği bilgisi de açık bir şekilde yer aldı. Rapora göre, Bingöl’de Islah Derneği ve Elazığ’daki Müslüman Gençler Derneği, katılımların yoğun olduğu bu iki kentten Suriye’ye gidenlere aracı oldu. Rapordaki bilgiye göre, Islah Derneği’nden 41 kişi, Müslüman Gençler Derneği’nden ise 16 kişi DAİŞ ve El Nusra’ya katıldı.

‘TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE’

Raporun sonuç ve değerlendirme kısmında, “Türkiye’den çatışma bölgelerine giden radikal unsurların sayısının neredeyse Tunus, Suudi Arabistan ve Ürdün seviyelerinde olması ve radikal vasatı oluşturan 10-20 bin civarında kişinin bulunması, ülke açısında bir tehdit niteliği taşımaktadır.” ifadesi is Türkiye’nin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. (DİHABER)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir