Avrupa ülkelerinde temaslarda bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, KDP Genel Başkanı Mesut Barzani’nin Türkiye ziyareti ve akabinde Şengal’e dönük saldırılar, referandum süreci, 2017 Newrozu ve Avrupa’daki temaslarına ilişkin dihaber’in sorularını yanıtladı.

* KDP’nin Türkiye ziyareti ve Şengal’e dönük saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle KDP dahil olmak üzere Kürtler arasında ulusal birlik olması gerekiyor. Böylesi tarihi bir dönem ve yüzyılda, Kürt siyasi yapıların tamamı birlik içerisinde ve Kürtlerin yararına hareket etmelidir. Tarihe baktığımız zaman, Kürtler parçalı durdukları dönemlerde, aşiretsel çıkarları esas aldıkları ya da beylikler döneminde sorun yaşamıştır. Kürtlerin çıkarına olmayan sonuçlar doğurmuştur. Böylesi tarihi süreçlerde aynı akıbetler ile karşılaşmamak gerekiyor.

‘KDP BU ÇİZGİDEN HIZLA ÇEKİLMELİDİR’

Bundan 2 ay önce Duhok’ta gerçekleştirilen bir konferansta, “KDP’nin Türkiye hükümeti ya da AKP ile ilişki içerisinde olmasına karşı değiliz. Ama bu ilişkiler kendi çıkarları ekseninde kullanılır, Kürtlerin aksine değerlendirilse sorun olacağını” belirttik. Görüyoruz ki; KDP bu konuda ulusal birlik çerçevesinde değil, kendi çıkarları çerçevesinde hareket ediyor. KDP’nin bu yaklaşımı Kürtlere zarar veriyor. Bu eksende Ankara’da yaptıkları görüşmeden sonra, Minbic’te ve Şengal’de eşzamanlı saldırıların olması oldukça dikkat çekicidir. Bunun ne KDP’ye ne de Kürtlere yararı vardır. KDP’nin, AKP ile ilişki halinde Şengal ve Rojava’da planlarının farkındayız, bunlar asla kabul edilemez. KDP’nin böylesi bir çizgiden hızla çıkması gerekiyor. Aksine KDP tarihte hiç istemediği bir şekilde anılacaktır.

* DBP, referanduma hangi şartlarda gidiyor?

‘AKP İÇİNDEKİ KÜRTLER DE ‘HAYIR’ DİYECEKTİR’

Referandum çalışmalarımızın oldukça olumlu geçtiği ortadadır. Çok sayıda belediye eşbaşkanımız tutuklu, binlerce üye ve yöneticimiz tutuklu, ancak bu bir halk hareketinin önüne geçmeye yetmiyor. Biz halk hareketiyiz, gücümüzü halktan alıyoruz. Halkımız referandum çalışmalarına etkin olarak katılıyor. Her ne kadar etkileniyor olsak dahi, referandumda mutlaka olumlu sonuç elde edeceğiz. Özellikle Kürt kentlerinde ciddi oranda ‘Hayır’ oyu çıkacaktır. Halkımız kararlıdır. Türkiye metropollerinde de Kürtler ve Türkiye halkları ‘Hayır’ diyecektir. AKP’nin içindeki Kürtler de 3’te 2 oranda ‘Hayır’ diyecektir. Netice olarak ‘Hayır’ sonucu çıkacaktır.

Çalışmaların daha güçlü devam etmesi gerekiyor. Her kim, hangi nedenle ‘Hayır’ diyorsa, rengi ve sesiyle ‘Hayır’ kampanyasını sürdürmeye devam etmelidir. Hiçbir kesimin provokasyon ve gerilimlere gelmemesi gerekiyor. AKP kutuplaştırarak siyaset üreten bir yapıdır. Bunlara zemin vermememiz gerekiyor. Referandum sürecinde dikkat edilmelidir.

* Referandum seçimlerine gidilirken bölge kentlerinde başlatılan askeri operasyonları ve derinleşen OHAL uygulamaları ne anlama geliyor?

‘TERÖRLE MÜCADELE KILIFI İLE HALK SİNDİRİLMEK İSTENİYOR’

Nusaybin’in Xerabê Bava ve Taletê köyleri ile Lice’nin kırsal mahallelerinde geliştirilen operasyonlar, halkımızı sindirmeye dönüktür. Dikkat edilirse, partimize en fazla oy çıkan yerler, kırsal bölgeler ve köylerdir. Yüzde yüz oy aldığımız köyler bunlar. Xerabê Bava’yı düşünün, tüm oyları HDP’ye çıkmış bir köydür. AKP’nin esas olarak neyi hedeflediği ortadadır. Terörle mücadele uydurulan bir kılıftır, örtüdür. Bu örtü altında halkımız sindirilmeye çalışıyor. 1 Kasım’da olduğu gibi baskıyla istediğini elde etmeye çalışıyorlar. Fakat 1 Kasım’da olduğu gibi tutmayacaktır.

‘HALK HESAP SORMAK İÇİN SANDIK GÜNÜNÜ İPLE ÇEKİYOR’

Halkımız ve Türkiye halkları buna prim vermeyecektir. Bu çabalar beyhude çabalardır. Bütün bu yapılanların altında kalacaklardır. Halkımız sandık gününü iple çekiyor. Sıkıyönetim ve OHAL koşulları nedeniyle halk sokağa çıkıp tepkisini göstermiyor olabilir. Her türlü baskı ve şiddet aracı kullanıldığı için gerçekleşmiyor olabilir. İnsanlar Xerabê Bava’nın, Lice’de yapılanların, bundan önce Kürt kentlerinde gerçekleştirilen bütün yıkımların, yönelim ve saldırıların hesabını sandıkta sormak için 16 Nisan’ı bekliyor. 1 Kasım’da olduğu gibi, istenilen sonuç çıkmayacaktır. 16 Nisan’da bütün bu süreçlerin hesabı sorulacaktır.

* Referandumda ‘Hayır’ çıkarsa nasıl bir sürece girilir?

‘HAYIR’ ÇIKARSA TEKÇİ REJİM ENGELLENMİŞ OLUR’

‘Hayır’ çıkarsa iki önemli nokta açığa çıkar. Birincisi AKP’nin dayattığı tekçi rejim engellenmiş olacaktır. Tekçi sistem engellendiği zaman Türkiye’nin önü açılacak ve Kürtler, Türkler, Araplar, her ne kadar inanç ve halklar yaşıyorsa, hep birlikte demokratik bir anayasa yapmanın önü açılacaktır. Aslında Türkiye açısından hayırlı bir sonuç açığa çıkacaktır. ‘Hayır’ çıkması neticesinde Türkiye’nin önü demokratikleşmeye açılacaktır.

‘KÜRT SORUNU ÇÖZÜMÜ DİYALOG İLE GELECEKTİR’

İkincisi husus ise, Kürt sorununun çözümü tekrar Türkiye’nin gündemine girecektir. Çözüm, diyalog ve müzakere yolu ile gelecektir. Çünkü bu savaş ve tekçi sistemi kurma arayışı esas olarak Kürt sorununun inkarı üzerine dayandırılmaya çalışılıyor. AKP, propagandasını bile bunun üzerinden yapmakta. ‘Evet’ çıkarsa, şu gidecektir, bu gidecektir’ politikası yürütmekte. O nedenle ‘Hayır’ çıkması halinde Kürt sorunu yeniden Türkiye temel gündemine gelecek, diyalog ve müzakere yolu ile çözülmesi için arayışlar başlayacaktır. Ayrıca AKP için hızlı bir çözülme sürecine girilmiş olacaktır. Muhtemelen bir erken seçim kararı alınır. Artık tek parti rejimi ve tek parti devleti kurma durumları ortadan kalkacak, AKP’nin yeni bir motivasyonu olamayacaktır. Önümüzdeki ilk seçimlerde demokratik alternatiflerin önümüze çıkma ihtimali çok yüksek olacaktır.

* 2017 Newrozu’nun Kürt halkı ve Kürt siyaseti açısından önemi nedir?

‘BUGÜNÜN DEHAKLARI BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANI’DIR’

Newroz, Kürt halkı ve ezilen halklar için çok büyük anlamlar ifade etmektedir. Belki en anlamlı olacağı yıllardan biri 2017 yılı olacaktır. Newroz anlamı itibariyle zulme karşı başkaldırıdır, özgürlük duruşudur. Zulmün en fazla arttığı bir dönemde, Türkiye ve Kürdistan’da Newroz en anlamlı hale geliyor. Zulmün bu kadar netleştiği çok az dönemler vardır. Artık AKP her yönüyle gerçek yüzünü ortaya koydu. Bu nedenle özgürlük arayışı bütün halklar açısından hissedilir hale geliyor. Kürt halkı başta olmak üzere, Türkiye halkları açısından da Newroz daha anlamlı ve kıymetli olarak görülecektir. Newroz Dehaklara karşı olmaktır. Bugünün Dehakları da Türkiye’ye bütün bunları yaşatıyor. Bugünün Dehakları, AKP yetkilileridir, Başbakan’dır, Cumhurbaşkanı’dır. Dolayısıyla halklara zulüm etmekte, özgürlüklerini elinden almakta, demokrasiyi ortadan kaldırıyor. Böylesi bir ortamda Newroz anlamlı hale geliyor.

‘NEWROZ’DA YENİ BAŞLANGIÇLAR İÇİN ORTAKLAŞABİLİRİZ’

Bu anlamda başta Kürt halkı olmak üzere, bütün Anadolu halklarının, kadınların, yoksulların, gençlerin 2017 Newrozu’na daha büyük ilgi göstereceğini umut ediyorum. Büyük bir katılım gerçekleştirmelerini bekliyoruz. Herkes Newroz’da birleşmeli ve sesini yükseltmeli. Çünkü tekçi bir rejim değil, Türkiye’de tek bir halk, tek bir dil, tek bir kültür yok. Bu çok sesliliğe uygun yeni bir sistem için Newroz’da buluşmak gerekiyor. Newroz’da yeni başlangıçlar için ortaklaşabiliriz.

* Diyarbakır bir kez daha 2013 Newrozu’na sahne olabilir mi?

‘2013 NEWROZU’NU YENİDEN YAŞAYABİLİRİZ’

2013 Newrozu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ve Kürtler açısından en önemli Newroz’lardan biridir. Milyonlarca insan katıldı. Yeniden böyle süreçler yaşayabiliriz. Biz çözüme, barışçıl bir ortama, diyalog ve müzakereye uzak bir noktada durmuyoruz. Bundan uzaklaşan AKP hükümeti oldu. 2017 Newroz’unda da 2013 Newrozu gibi Sayın Öcalan’ın mesajının iletilmesi koşulların oluşmasını istiyoruz. Bu konuda hem Kürt halkı hem Anadolu halkları ve Ortadoğu halkları çağrısı, tasfiyesi olan bir konuşması yansıyabilse. Keşke bu koşullar sağlanabilse. Bu gerçekleşirse, Sayın Öcalan bütün süreçleri, gelişmeleri etkileyebilecek bir noktadadır. Şuan ki koşullarda buna müsaade edilmeyeceğini biliyoruz.

Bu Newroz’da AKP halka, Kürt halkına ve değerlerine saygılı olup olmadığını gösterecek mi? Demokratik bir hak olan gösteri hakkını ve bir bayramı kutlama hakkına saygı gösterip göstermediğini göreceğiz. Bizler de elbette Newroz’da çözüm mesajı vermek istiyoruz. Bu ülkenin en önemli sorununun ve en acı probleminin Kürt sorunu olduğunu ifade etmek istiyoruz.

‘BARIŞ GELECEĞİ HALEN MÜMKÜN’

2013 Newrozu’nda Sayın Öcalan’ın mesajlarına kesinlikle aynı noktada kıymet biçtiğimizi, çözüm çerçevesinin okunan deklarasyon olduğunu biliyoruz. Kürt halkı ve Türk halkının tarihsel birlikteliği ve ittifakına dikkat çekerek, birlikte hareket etmesi halinde Anadolu’da etkili güçler haline gelebileceğini ve her iki halkın Ortadoğu’da demokrasi ve barışı inşa edebilecek halklar olacağını ifade ediyoruz. AKP hükümeti Suriye’deki Kürtler başta olmak üzere, Kürt halkına karşı düşmanlığını bitirerek, ittifak içerisinde olmayı tercih ederse, Kürtleri bir birine düşürme ve kırdırma değil, birlikte hareket etmeyi esas alırsa, beraber barışı ve demokrasiyi inşa şansımız olacaktır. Böyle bir geleceğimiz halen mümkündür.

Newroz kutlamalarına güçlü bir katılım olması gerekiyor. Tüm halkımızın son 2 yıl içerisinde gerçekleşen baskı ve zulme karşı, yaşanan atmosferini dağıtacak Newroz olmasını temenni ediyorum. Tüm halkımızın Newrozu’nu kutluyorum.

* Avrupa’daki temaslarınızda görüşmeleri ne üzerine kurguladınız?

Kayyum atanan belediyelerimiz ve tutuklu eşbaşkanlarımızın özgürlüğü için temaslarda bulunuyoruz. Tarihte benzerine az rastlanan bir durum, seçimle iş başına gelmiş olan 82 belediyeye kayyum atanıyor ve 83 belediye eşbaşkanı tutuklu. Bu durumun tüm dünya tarafından nedenleri ile birlikte görülmesi için çalışmalar yürütüyoruz.

‘PES, DBP’Lİ BELEDİYELER İÇİN ORTAK ÇALIŞMA YÜRÜTECEK’

Bizim de katıldığımız PES toplantısında önemli kararlar alındı. Bundan sonra DBP’li belediyelerin durumu birinci gündem haline getirilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca belediye başkanlarımızın serbest bırakılması için PES’e bağlı tüm belediyeler ortak kampanya yürütme kararı aldı. Aynı zamanda bağlı bulundukları partiler üzerinden Avrupa Birliği üzerinden bunun çalışması yürütülecek. Kendi hükümetlerine mektuplar yazarak, baskı kuracaklar. Bir de AKP hükümetine mektup yazarak, mahkemelere katılıp destek olma kararına vardılar. Bu kapsamda çalışmalarımız devam ediyor. Strasbourg’da temas ve çalışmalarımız var. DBP’li belediyeler ile kardeş belediye olan bütün çevreler ve yerel yönetimler ile görüşmelerde bulunuyoruz. (Aziz ORUÇ – Özgür PAKSOY – DİHABER)