Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevine sert müdahale edip, gözaltına alan polis, dün de gözaltına alınan Veli Saçılık, baygınlık geçirdikten sonra serbest bırakıldı. Saçılık, “hayata dönüş” adı altında 2000’li yıllarda cezaevlerine yapılan operasyonlar sırasında kolu kopartılmıştı. SES üyesi memur Saçılık, OHAL sonrası ihraç edilmişti.

Saçılık ailesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi’nde dün yaşanan polis müdahalesine ilişkin basın toplantısı düzenlendi. SES Eşbaşkanı İbrahim Kara, polis müdahalesini kınadı ve Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın bir an önce serbest bırakılması çağrısı yaptı.

‘EYLEM YAPMA HAKKIMIZ VAR’

Daha sonra söz alan Veli Saçılık, şunları söyledi: “Uzun zamandır “işimizi geri istiyoruz” sloganıyla direniş veriyoruz. Defalarca işkence ile gözaltına alındık. Bize düşman olabilirsiniz, fikirlerimize düşman olabilirsiniz. Ama bizim anayasal hakkımız var. Şiddetsiz eylem yapma hakkı. Polis çiçekleri yere fırlatırken bütün insanlık değerlerini de ayaklar altına alıyorlar.”

‘BÖYLE DEVLET NE DİYEYİM BUNLAR UTANMAZ’

Ardından, oğluna destek verdiği için polis tarafından gözaltına alınırken gördüğü şiddet üzerine gündeme gelen Kezban Saçılık konuştu.

Anne Saçılık, “Avrupa’ya itle köpekle saldırdılar diyor. Aynısın bana yaptılar. 200 metre sürüklediler beni. Kolumu çıkardılar. Çocuklarımıza evinizde oturun diyorlar. İşini, aşını ekmeğini elinden aldılar, evde ne yapacak. Ev yemek ister, ev aş ister, ev kira. Ha dışarıda ölmüşüz ha içeride. Zaten açık. Her zaman çocuğumun arkasındayım. Her zaman faşizm uyguluyorlar. Bundan da utanç duymuyor. Ne diyeyim böyle devlet bunlar utanmaz” diye konuştu.

‘AYNISINI BURDUR’DA YAPTILAR’

Anne Saçılık, polis şiddeti sırasında şuuru yitirdiği ve kendisini cezaevi operasyonları sırasında oğlu Veli’nin tutulduğu Burdur’da hissettiğini söyledi. Saçılık, duygularını söyle anlattı: “Orada bağırmamın sebepleri vardı. Şuurumu kaybettim. O polisleri göründe Burdur’a gittim bir an. Burdur’da da beni yerde sürüklemişlerdi. Oğlum gibi benim de üzerimi soymuşlardı. Ondan sonra zaten etek giymedim hiç. Onlar utansın.” (DİHABER)