3 Ağustos 2014’te DAİŞ Şengal’e saldırı başlattığında, bütün güçlerini bölgeden çeken ve Êzidîleri büyük bir katliamla yüz yüze bırakan KDP, kent ve kimi köylerin özgürleştirilmesinden sonra kurtarılan bölgelere yeniden güç yığmaya başladı. Şengal Êzidîlerinin kurduğu Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) kontrolünde olan belde ve köylerde de kendi güçleri dışında bir güce müsaade etmeyeceklerini sık sık dile getiren KDP güçleri, 3 Mart’ta YBŞ ve YJŞ kontrolündeki Xanesor’u işgal etmek istedi. YBŞ-YJŞ ve KDP arasında olası bir çatışmayı önlemek isteyen 2 HPG’li ile 5 YBŞ savaşçısı yaşamını yitirirken, daha sonra yapılan görüşmeler sonucunda geçici ateşkes yapıldı. Bu duruma tepki gösteren Êzidî yurttaşların 14 Mart’taki yürüyüşüne yönelik saldırıda da KDP güçleri Êzidî genç bir kadını öldürdü.

Tüm bu saldırılara tanıklık eden, Şengal ve Xanesor’da haber takibi yapan gazeteci Ali Dağlı, KDP’nin amacı ve ilişkilerini anlattı.

‘SALDIRILAR KAZANIMLARA YÖNELİKTİR’

3 Mart’ta Şengal’in Xanesor kasabasına saldıranların, Duhok’a bağlı Şêxan ilçesi Beadrê köyü yakınlarında ve daha sonra Başika’da AKP ve KDP ittifakı sonucu kurulan kamplarda eğitilenler olduğunu belirten Gazeteci Ali Dağlı, “Bunlar arasında Rojava’dan kaçan ENKS’liler, yine DAİŞ ile birlikte Şengal’e saldıran kimi Sünni Araplar var. Komutasında üst düzey KDP peşmergelerinin yanı sıra, grubu eğitmiş olan Türk askerleri de bulunmaktadır. Bu silahlı çete grubu, yıllardır AKP ve KDP tarafından Rojava’ya sokulmak için eğitildi. Bir çok kez diplomatik görüşmelerde bir pazarlık faktörü oldu. AKP ve KDP’nin temel planı, bu grup üzerinden Rojava’da yer edinme ve Kürt halkının kazanımlarını yok etme temelindedir” dedi.

‘XANESOR’A SALDIRININ İKİ AMACI VAR’

Xanesor’a saldırının iki amacı bulunduğunu sözlerine ekleyen Gazeteci Dağlı, “Birinci amaç; Güney ve Rojava sınırını bir bütünüyle tutarak Rojava devrimine uygulanan ambargoyu artırmak. Şengal ve Rojava bağlantısını keserek, Şengal’deki ambargonun üst düzey boyuta taşınması ve bununla Şengal halkını rehin alarak başlamış olan özerkliği boğmak amaçlanıyor. İkinci amaç da Rojava’ya girip zorla bölge tutmak ve kendini aktör yapabilmektir. O yüzden bu saldırının akabinde ENKS yönetimi ABD’de ittifak arayışına girmiş, hatta ‘ABD peşmergelerimizin Rojava’ya girmesine sıcak bakıyor’ diye de açıklamada bulunmuştur. KDP ve AKP hükümeti tarafından yapılan açıklamalarda hedefin Kürt Özgürlük Mücadelesi olduğu beyan edilmiştir ve ‘hedef PKK’dir’ denilmiştir. Bir yönüyle saldırı bunu amaçlamaktadır. Bir diğer yönü ise Şengali insansızlaştırma ve Rojava devrimini sindirmeye çalışmaktır” diye konuştu.

‘KDP GÜÇLERİ ÊZİDÎLERİ VE KAZANIMLARINI HEDEF ALDI’

KDP güçlerinin Xanesor’da saldırdıkları kişilerin Êzidî halkı, Êzidîlerin silahlı gücü olan YBŞ ve YJŞ olduğunu kaydeden Gazeteci Dağlı, ‘Bu silahlı grup Êzidîleri ve kazanımlarını hedef almıştır. YBŞ Irak hükümeti tarafından kabul görmüş bir silahlı oluşumdur. KDP bu saldırılarla Şengal’de kaybettiği otoritesini yeniden kazanma çabasındadır. Şengal saldırısı aynı zamanda PKK’ye karşı AKP ve KDP ittifakı ile başlatılmış olan ortak operasyonun startının ilk adımıdır. Bu saldırı ile kamuoyu da yoklanmaktadır. Tepkiler ölçülmektedir” ifadesinde bulundu.

‘SALDIRI BÜYÜK BİR SAVAŞIN İLK ADIMIYDI’

Xanesor’daki saldırının büyük bir savaşın ilk adımı ve startı özelliği taşıdığını kaydeden Dağlı, şöyle konuştu: “Bu silahlı grubun bir kısmı zaten Şengal’de bulunmaktaydı. Sinunê beldesinin girişine yakın KDP denetiminde olan bir bölgede bulunmaktaydılar. Bu hat Zaxo ve Duhok’tan Şengal’e doğru uzanan hattır. Mesut Barzani’nin Binali Yıldırım’la yaptığı son görüşmede ortak ve kapsamlı operasyona start verilmiş ve Mesut Barzani’nin emri ile ‘Roj Peşmergeleri’ diye adlandırılan bu silahlı çete grubu harekete geçmiştir. YBŞ güçlerinin onları fark etmesi sonucu Sinunê ve Xanesor arasında durdurulup çembere alınmışlardır. 3 Mart günü sadece Şengal’de sınıra hareket başlamadı. Aynı gün Kürdistan’ın güneyini ve Rojavayı birleştiren sınır hatlarının tümüne hareket başladı. Zaten o gün KDP medyası ‘Roj Peşmergeleri Kürdistan’ın güney sınırlarını korumak için sınıra konuşlandılar’ haberini servis etti. Her şey önceden planlanmıştı ve start verilince aynı zamanda hareketlilik başladı. Ve ardı ardına açıklamalar yapıldı. Hem ENKS tarafından hem de KDP ve AKP hükümeti tarafından. Bunların tümü hedefleri ve amaçları ortaya çıkardı.

KDP-İ ÜZERİNDEN KANDİL’DE DE BENZER PROVOKASYON YAPILMIŞTI

Burada önemli bir hatırlatma yapmak isterim. 7 Haziran Türkiye genel seçimleri öncesi 27 Mayıs’ta yine KDP KDP-İ’yi (KDP İran Peşmergeleri), PKK gerillalarının elinde olan İran sınır hatlarına zorla sokmak istedi. Gönderilmiş olan bu peşmergeler gerillalarla çatıştı. KDP bunun üzerinden yine PKK’nin bulunduğu tüm alanları gündeme sokmaya çalışmış, ‘PKK çekilmeli PKK kardeş savaşı çıkarmaya çalışıyor’ deyip genel seçimlerde AKP’nin elini güçlendirmeye yönelik rol üstlenmişti. Hatta Erdoğan bu çatışma için seçim meydanlarında ‘bakın PKK Kürtlere bile saldırıyor’ demişti. Şimdi yine bir seçim arifesindeyiz. Erdoğan’ın tek adamlığa oynadığı seçimin arifesinde. KDP’nin benzer bir girişimi var. Tabi bu seferki kapsamlı ve alenen yapılan bir şey. KDP şimdi de aynı şeyleri gündemleştirme çabasında; ama savaşı başlatanın o olduğu aşikar olduğu için planın ilk adımı tutmadı. Tepki okları KDP’yi vurdu. Genel seçim öncesi KDP’nin İran Peşmergeleri kullanıldı. Şimdi de referandum öncesi Rojava peşmergesi diye adlandırılmış olan bir silahlı çete grubu.”

‘AKP, KDP ÜZERİNDEN RAKKA’DA BULUNMAYI HEDEFLİYOR’

Bu saldırıların bir diğer nedeninin de Rakka operasyonu olduğuna dikkat çeken Dağlı, “AKP ve KDP hükümetleri DAİŞ ile yaptıkları birçok ortaklığı Musul operasyonunda aklamaya çalıştılar; ama Musul operasyonuna dahil olamadılar. Şimdi AKP ve KDP Rakka operasyonunda yer almak istiyor. Gözlemlediğim kadarıyla ABD, Rakka operasyonuna YPG öncülüğündeki QSD’nin yanı sıra farklı güçleri de sokmak istemektedir. Rojava’da ikinci bir Kürt silahlı grubu demek pazarlıkların genişlemesi ve taleplerin iyice aşağı çekilmesi demektir. ABD ve Rusya bunu açıktan istiyorlarmış gibi görünmeyebilirler. Ama AKP ve KDP’nin böyle bir teklifi hem ABD’ye hem Rusya’ya sunduğu aşikardır. KDP bu yüzden hep, Rojava’da silahlı bir grup kurmak istemiştir. Kürdistan’ın güneyindeki modeli Rojava’da uygulamaya çalışmaktadır. Türkiye üzerinden petrolü dış ülkelere çıkarmayı hedeflemektedir. Çünkü kendine bağımsız bir ekonomiyi -kısmi de olsa- yaratabilirse, bu eş değer olarak ellerinde bulunan bölgelerin bağımsızlığını ilan etme şansları çoğalır. Yani AKP, KDP üzerinden Rakka operasyonunda yer almayı ve YPG’ye rakip yaratmayı hedefliyor. KDP de otoritesini güçlendirme ve Rojava’da söz hakkı sahibi olarak alanını genişletme çabasında” diye konuştu.

‘PKK’YE KARŞI ORTAK OPERASYON İTTİFAKI’

KDP’nin son dönemde izlediği yanlış siyaset ve isabetsiz ittifaklardan dolayı çok kan kaybettiğini savunan gazeteci Dağlı, “KDP ‘PKK topraklarımızdan çekilmelidir’ açıklamasını yaptı. Buna ek olarak ‘çekilmez ise aldığımız kararları uygularız’ dedi. Aldıkları kararlar AKP ile yaptıkları PKK’ye karşı ortak operasyon ittifakıdır. Böyle bir açıklama yapmaları da yapacakları saldırıları meşrulaştırma açıklamasıdır. KDP aldığı bu kararlarla PKK’nin son yıllarda elde ettiği başarıları bertaraf etmeyi ve Kürtler konusunda tek muhatap olmayı hedeflemektedir. KDP hem içte hem dışta zayıflamış ve de küçülmüştür. Kendini güçlü gösterdiği bu dönemde, aslında en zayıf dönemlerini yaşamaktadır. Bu yüzden de AKP tarzında hareket etmekte ve kendini bu çerçevede örgütlemektedir. O yüzden Güney’de başkanlık seçiminin yapılmasına dahi zemin vermemektedir. Hatta Güney’de Mesut Barzani’nin pozisyonu, koltuğu gasp etme olarak değerlendiriliyor” dedi.

Gazeteci Dağlı, saldırıların kazananının AKP olduğunu ve KDP’nin bu ittifakla gittikçe tükendiğini belirterek, “Kürt bir gazeteci olarak şunu söylemek isterim. Bu tüm olanların kazananı AKP oluyor. KDP şimdiye dek kaybettiği gibi yine kaybediyor. Çünkü AKP, KDP’yi maddi olarak sömürürken, manevi olarak da yerle yeksan ediyor” dedi. (Erdoğan Altan – DİHABER)