Diyarbakır Newrozu’nda polis tarafından infaz edilen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Kurkut’un olayına tepkiler büyüyor. Kurkut’un öldürmesini değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Muhterem Süren, İHD olarak olayın takipçisi olacaklarını kaydetti.

‘KÜRDİSTAN TİŞÖRTÜ İNDİRİLDİ’

İHD olarak Newroz’da yaşanabilecek hak ihlallerini gözlemek için o gün alanda olduklarını dile getiren Süren, Newroz alanına giriş yaptıkları esnada polisin yurttaşlara karşı tahrik edici, provoke edici bir tavır içerisinde olduğunu ve gelenleri adeta bezdirmeye yönelik tavırlar içerisinde olduğunu gözlemlediklerini aktardı. Polislerin Kürtlerin ulusal renklerine dahi tahammül etmediğini, geleneksel elbiseleri ile gelen yurttaşların alana girişlerinin engellendiğine şahit olduklarını söyleyen Süren, “Yaşamını yitiren Kemal Kurkut’un da ortaya çıkan fotoğraflarda gördüğümüz kadarıyla polis ile bir münakaşa içerisinde olduğunu, polise karşı bir tepkisinin olduğunu görebilmekteyiz. Görgü tanıklarının aktardıklarına göre, Kemal’in üzerinde Kürdistan yazılı bir tişörtün bulunduğu ve polisin bunu çıkardığını, tişörtü çıkarırken de kendisine hakaret ettikleri, üzerini soymaya çalıştıklarını, pantolonunu da çıkarmaya çalıştıkları şeklinde bir bilgi aldık. Kemal’in bu duruma tepki gösterdiğine yönelik bir iddia var. Kemal polisten kurtularak Newroz alanında hareket etmeye başlaması esnasında polislerce vurulduğu görülüyor” dedi.

‘KESİN HEDEF ALINDI’

Çekilen fotoğraflarda da görüldüğü gibi Kurkut’un hedef alınarak vurulduğunun altını çizen Süren, “Kemal, kesin bir şekilde hedef alınarak vurulmuştur. Kemal’in hedef alınarak öldürülmesini gerektiren ne vardı ortada? Bu soruyu sormak gerekiyor. Valilik ilk açıklamasında ‘canlı bomba şüphesi’ gibi bir açıklamada bulundu. Ancak yarı çıplak olan bir insanın canlı bomba olma şüphesi nereden doğuyor. Kemal adli soruşturmaya tabi tutulma gayesi olmaksızın, Kemal’in öldürülmesine yönelik bir girişimin olduğunu görmekteyiz. Olay tamamen politik bir yöne sahiptir” diye konuştu.

‘AÇIK BİR İNFAZDIR’

Hukuki anlamda açık bir şekilde infaz olduğuna dikkat çeken Süren, şunları söyledi: “Yaşam hakkı ihlalidir. Şüpheli olsa dahi bir yurttaşı bu kadar yakın mesafeden hedef alarak vuramazsınız. Polisin şüpheli şahsa yönelik ne gibi bir faaliyet yürütmesi gerektiği de ortadadır. Kemal’e açık bir şekilde orantısız bir müdahale söz konusudur. Kemal öldürülmüştür. Yaşam hakkı tamamıyla ihlal edilmiştir. Kasten insan öldürme suçu işlenmiştir.”

‘POLİSE YETKİ CESARETLENDİRİYOR’

Polislere, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) çerçevesinde geniş yetki verildiğine de değinen Süren, “Polislerin en fazla dayandıkları nokta PVSK’dir. Hazırlayacakları raporlarında ‘Biz dur ihtarı yaptık, durmadı, havaya ateş açtık durmadı. Etkisiz hale getirmemiz gerekiyordu, bu şekilde etkisiz hale getirdik’ gibi bir savunma yapacaklar. Polisler birçok noktada bu kanuna dayanarak görev kasti ile hareket ettikleri gerekçesiyle aklanılıyor. Soruşturma açılan polislere ise ya komik cezalar veriliyor ya da cezaları ertelenmektedir. Bu aslında bize hem PSVK kanunu, hem de hükümetin idari yöneticilerinin polisleri açık bir şekilde cesaretlendirdiğini görmekteyiz” ifadelerini kullandı.

‘BU İNFAZ AYRIMCILIĞIN ÜRÜNÜDÜR’

Etnik kimlikten çok, yurttaşların politik kimliğine göre bir ayrışmaya gidildiğini görmekte olduklarını ifade eden Süren, “Muhalif kimlikli yurttaşların mitinglerinde ve organizasyonlarında polislerin bu yurttaşlara karşı yaklaşımı ortada bir ayrımcılık durumunun söz konusu olduğunu görmekteyiz. Ve söz konusu Kürtler olunca bu ayrımcılık durumu çok acık bir şekilde kendisini gösteriyor. Hele hele bu süreçte Newroz’un bu kadar coşku ile kutlanması hükümet çevrelerini rahatsız etmiş hem de hükümet adına iş yaptığını iddia eden kişileri rahatsız etmiştir. Kemal’in Newroz’da öldürülmesi etnik kimliğinden kaynaklıdır bu aslında bir durumda da ayrımcılık yasağının ihlalidir” şeklinde konuştu.

‘BU DOSYA DA DİĞER DOSYALAR GİBİ OLMASIN’

Son yıllarda hem bölge kentlerinde hem de Türkiye metropollerinde infaz edilen yurttaşların dosyalarına Kemal Kurkut dosyasının da eklenmemesi gerektiği çağrısında bulunan Süren, Diyarbakır Valisi’nin “Böyle sonuçlanmasını istemezdik” açıklaması ile yetinilemez olduğunu kaydetti. Bu tarz olaylarda cezasızlık politikalarından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Süren, “Polislerin, bu tür eylemlerinin ceza ile sonuçlanacağını bilmesi gerekiyor. Cezalandırılmadığı sürece, bu tarz vakalar çok daha sık yaşanacak ki her kapatılan dosya her cezasız kalan infaz yeni infazları doğurmuştur. Bu nedenle artık bu politikadan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. (DİHABER)