Diyarbakır’da Newroz’un kutlamasına saatler kala alana giriş yapmak isteyen Kemal Kurkut’un objektifler önünde polisler tarafından vurulup, öldürülmesine ilişkin tepkiler sürüyor. Kurkut’un öldürülmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, cinayetin takipçisi olacaklarını vurguladı.

‘HEDEF GÖZETİLEREK ÖLDÜRÜLMÜŞ’

Bu yılki Newroz kutlaması toplumun içerisinde bulunduğu gerginliğe rağmen, büyük bir katılımla ve halkın yoğun bir ilgisiyle kutlandığını hatırlatan Özmen, Newroz’da arzu ettikleri ve gerçekleşmesini istedikleri bir sahne ile karşılaştıklarını söyledi. Sur’da yaşanan bir yıllık savaş hadiseleri ardından Newroz’un kutlanması çok önemli olduğunu vurgulayan Özmen, “Henüz Newroz kutlaması başlamadan evvel Kemal Kurkut’un katledilmesi bu Newroz kutlamalarına bir gölge düşürüldü. ‘Çantasında bomba var şüphesi’ açıklaması yapılarak bu nedenle Kemal’in vurulduğu belirtildi. Daha sonra görüntüler ortaya çıktı. Bu görüntüler de gösteriyor ki kolluk tarafından valilik makamı yanlış bilgilendirilmiş. Yani bir dezenformasyon söz konusudur. Özellikle bunun altını çizilmek gerekiyor. Görüntüler çok net. Üstü çıplak görünen vatandaşın sağ yakalanma imkanı var olmasın rağmen, ne yazık ki sırt bölgesine hedef alınarak bir kurşun neticesinde öldürüldüğü çok nettir. Açık söylemek gerekirse bir adam öldürme suçuyla karşı karşıyayız” dedi.

‘TÜM GİRİŞİMLERDE BULUNACAĞIZ’

Türkiye toplumunun gelmesini istedikleri nokta illeri demokrasi ve insan haklarının dayalı bir devlettin düzeni olduğunu altını çizen Özmen, şöyle devam etti: “Biz Diyarbakır Barosu olarak hep bunun mücadelesini verdik. Ama ne yazık ki Newroz gibi bir günde en ağır insan hakkı ihlali olan yaşam hakkı ihlali olarak Newroz kutlamasına başladık. Diyarbakır Barosu olarak konuyla ilgili olarak yaptığımız açıklama ile birlikte suç duyurusunda bulunarak olayın takipçisi olacağız. Sorumluların bulunması için elimizde gelen tüm girişimlerde bulunacağız.”

‘ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZEYDE TÜM YARGI YOLLARINI KULLANACAĞIZ’

Olaya insan hakları temelli bakmak durumda olduklarını dile getiren Özmen, “Ne olursa olsun, kim olursa olsun, hangi görüşte hangi ideolojiden olursa olsun bir devlettin veya devlettin gücünü kullanan bir polis memurunun yaşam hakkı ihlalinde bulunması kabul edilmez. Newroz kutlamasına gölge düşüren belki de provokatif amaç taşıyan bir girişim de olabilir. Bunun bir çok tahlili yapılabilir. Birçok yönden ele alınabilir. Ama biz bir hukuk kurumu olarak bu olayın bizler açısından kabulünü mümkün olmadığını ve hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde tüm yargı yollarını da kullanacağımızı bir kez daha altını çizmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘ÇOK ŞEY SÖYLEMEYE GEREK YOK, HER ŞEY NET’

Türkiye’de yargının ve adaletin tecellisine bölge açısında adalete olan güveni açısından çok ciddi sıkıntıları olduğunu değerlendirmesinde bulunan Özmen, şunları söyledi: “Bu sıkıntı cezasızlık meselesidir. Yani cezasızlık zırhı ve kamu görevlilerin işlemiş olduğu ağır suçlardan dolayı yargılamıyor oluşlarıdır. 1990’lı yıllarda bunun binlerce örneği vardır. 90’lı yıllarda işlenen failli meçhul cinayetler, işkenceler veya sayısızca ağır insan hakkı ihlali kapsamında işlenen suçlardan bugün arkamıza dönüp baktığımızda çok büyük mücadele eder sonrasında ortaya çıkmış aydınlatılmış çok sınırlı dosyalar var. Bilindiği üzere rahmetli Tahir Elçi bütün hayatını buna adadı. Meslek yaşamı boyunca cezasızlıkla mücadeleye verdi. Devlet içinde öbeklenmiş ve odaklamış bazı suç çetelerinin açığa çıkarılması ve işledikleri suçlardan cezalandırılmalarıyla uğraştı. Ama ne yazık ki Türkiye yargısının iyi bir karnesi yok. Bu ve diğer dosyalardan vaaz geçeceğimiz anlamına gelmez. Ama ne yazık ki konu yine bir infaza geldi. Yine bunu tartışıyoruz. Bizim arzu ettiğimiz ülke, demokrasi ve düzen bu değildir. İşin doğrusu çok şey söylemeye gerek yok görüntüler çok sabit ve her şeyi kanıtlıyor.” (DİHABER)