Aralarında milletvekili, belediye eş başkanları, meclis üyeleri, siyasetçiler, insan hakları savunucusu, gazeteci ve aydınların bulunduğu 154 sanıklı “KCK Ana Davası”nın yargılamasına verilen öğlen arası ardından Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, davanın avukatlarından Cihan Aydın, bütün avukatlar adında davanın geneline ilişkin 200 ek belgeden oluşan 90 sayfalık ortak savunmaya kaldığı yerden devam etti. Aydın savunma yaptığı sırada araya giren mahkeme başkanı, avukat savunmalarının uzun süreceği gerekçesiyle sanıkların dava ilişkin son sözünü vermelerini talep etti. Mahkeme başkanın talebini kabul eden, Fırat Anlı, Bayram Altun, İhsan Uğur, Ali Şimşek, Kazım Kurt, Necdet Atalay, Mesut Aydın, Çimen Işık, Pero Dündar, Ferhan Türk, Nadir Bingöl, Duran Genç ve Veysi Akar isimli Kürt siyasetçiler tek tek söz alarak davaya ilişkin son sözlerini söyledi. Son sözlerini Kürtçe ve Türkçe olarak söyleyen Kürt siyasetçiler, “söyleyeceğim bir şey yok. Beraatımı talep ediyorum” dedi.‘KCK ANA DAVA’SINDA GÖREV ALAN HAKİM, SAVCI VE POLİSLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU TALEBİ

Avukat Cihan Aydın savunmasını şöyle sonlandırdı, “Açıkladığımız nedenlerle, dosya kapsamındaki iletişimin tespiti, arama ve el koyma, bilgisayar kütüklerinde yapılan arama ve el koyma, gizli tanıkların dinlenme usulleri gibi dosyanın temelini oluşturan tüm delillerin yasaya ve hukuka aykırı yol ve yöntemler ile toplanması soruşturma ve kovuşturma aşamasında görev alan kolluk görevlileri ile savcı ve yargıçların FETÖ üyesi olduğu yönünde tespitler ile bu kişilerin örgüt üyeliği suçlaması ile meslekten ihraç edilmiş olmaları benzer davalarda yerel mahkemeler ve Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlar; FETÖ iddianamesindeki tespitler, HSYK’nin meslekten ihraç kararlarının gerekçeleri dikkate alınarak;

1 – Öncelikle tüm müvekkiller hakkında BERAAT kararı verilmesini,
2 – Yasaya, hukuka ve Yargıtay uygulamaların aykırı yol ve yöntemler ile CMK 135. Maddeye göre elde edilen iletişimin tespiti tutanakları ile söz konusu tape kayıtları/tutanakların esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmamasını,
3 – Yasaya, hukuka ve Yargıtay uygulamalarına aykırı yol ve yöntemlerle CMK 140. Maddeye göre elde edilen teknik takip tutanakları ile söz konusu tutanakları esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmamasını,
4 – Yasaya, hukuka ve Yargıtay uygulamalarına aykırı yol ve yöntemlerle arama, el koyma, bilgisayar kütüklerinde yapılan arama ve el koyma kararları üzerine elde edilen ve dosyaya sunulan bilgi, belgelerin hükme esas alınmamasını,
5 – Dosya içerisinde ifadeleri bulunan gizli tanıkların, yasaya, hukuka ve Yargıtay uygulamalarına aykırı bir şekilde alınan ifadelerinin hükme esas alınmamasını,
6 – İddianame ve mütalaada bazı müvekkillere atfedilen 2911 ve TMK 7. Madde kapsamındaki suçlamalarından dolayı Yargıtay uygulaması dikkate alındığında ceza verilmesi mümkün olmadığından BERAAT kararı verilmesini,
7 – Dosya kapsamında, yasaya aykırı olarak iletişimin tespiti, teknik takip talebinde bulunan kolluk mensupları ile cumhuriyet savcıları ve bu talepler doğrultusunda karar veren hakimler hakkında gereğinin yapılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmasını arz ve talep ederiz.

‘HUKUKA AYKIRI BİR ŞEKİLDE ELDE EDİLEN DELİLLER ÜZERİNDEN HUKUKU İNŞA EDEMEYİZ’

Ardından söz alan Avukat Mehmet Emin Aktar, 8 yıldır süren bu davanın, sanık sayısı, soruşturmasının yürütülüş şekli, hukuka aykırılıkları ve birçok yönüyle tarihe geçtiğini belirterek, “Bu davada hangi yönden karar verirseniz verin tarihe geçeceksiniz. Bu dava başladıktan 45 ay geçtikten sonra sanıklar savunmasını yaptı. Daha önce bu davanın yargılamasını yapan Özel Yetkili Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 başkan, 13 üye hakim görev yaptı. Bu mahkemenin iki başkan dahil 14 kişi meslekten ihraç edildi. Bazılarının ‘terör örgütü üyesi’ olduğu gerekçesiyle tutuklanması çok vahim” dedi. Devlete ve topluma egemen olmaya çalışan Gülen Cemaati üyelerinin bu operasyonu Kürtlere egemen olmayı ve meşru haklarını engellemek için yaptığına dikkat çekti. Davanın 7bin 500 sayfalık iddianamesinin giriş bölümünde mağdur ve şikayetçi bulunmadığını vurgulayan Aktar, “Bu dava davada, hukuka aykırı bir şekilde elde edilen ortam ve telefon dinlemeleri, deliller çıkartıldığında iddianamede müvekkillerimizin sadece kimlik ve adresi bilgileri kalır” diye kaydetti. Kumpas olduğu için düşürülen Askeri Casusluk, Ergenekon, Balyoz ve Şike davaları ayrı bir karar KCK Ana Davası için ayrı bir karar verilemeyeceğini vurgulayan Aktar, “İzmir ve İstanbul’daki bir dava için ayrı buradaki dava için ayrı bir karar verilemez. Bu olursa o zaman Kürde ayrı hukuk Türke ayrı hukuk olur. Mahkemeniz bununla karşı karşıya. Eğer bunu yaparsanız bu çifte standart olur. Diğer davalarda ne karar verilmişse bu dava da aynı karar verilmeli. Hukuka aykırı bir şekilde elde edilen deliller üzerinden hukuku inşa edemeyiz. Bütün müvekkillerimin beraatını talep ediyorum” dedi.

‘ BU DAVADAKİ ÖRGÜTSEL FAALİYETLERİ ARAŞTIRILMALI’

Ardından savunma yapan Avukat Mesut Beştaş ise, bu davada 5 yıl boyunca tutuklu kaldıktan sonra tahliye edile birçok müvekkilinin ifade vermeden tahliye edildiğini dikkat çekerek, “ 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması usulü aykırı telefon ve ortam dinlemeleri yapıldığı için takipsizlik kararı verildi. Eğer bu davada bu takipsizlik kararına uyulmuş olsaydı usule aykırı bir şekilde elde edilen telefon ve ortam dinlemesi tapeleri bu dosyadan (KCK Ana Davası) çıkartılmış olacaktı. Mahkemenin kuracağı ara kararla yasak delillerin dosyadan çıkartılması gerekiyor” diye vurguladı. Bu davada görev alan hakim, savcı ve polislerin “terör örgüt üyeliği” gerekçesiyle meslekten ihraç edilerek ve tutuklandığını hatırlatan Beştaş, “Eğer bu kişiler görevleri sırasında ‘örgütü üyeliği’ suçunu işlemilerse, o zaman bu dosyanın da (KCK Ana Davası) soruşturma ve kovuşturması ‘örgüt üyeliği’ faaliyetidir. Bu yönüyle eksik bir soruşturma yürütüldü. Bu kişiler bu davadaki örgütsel faaliyetleri araştırılmadı. Bunların yürüttüğü soruşturma ve kovuşturma üzerinden hüküm kurarsak o zaman onların faaliyetlerini yüceltmiş oluruz. Bu davanın görüldüğü dönemde Cumhuriyet Başsavcısı olan Durdu Kavak ile diğer kişilerin itirafların bu dava dosyasına konulması gerekir” diye kaydetti.

Öte yandan mahkeme devam ederken mahkeme başkanının telefonunun çalması ve salondan çıkıp telefon görüşmesi yapması dikkat çekti.

Avukat savunmalarıyla devam eden davada, karar saat 16.00’da açıklanacak. (DİHABER)