HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Yargıtay kararıyla milletvekilliği ve parti üyeliğinin düşürülmesine ilişkin yürütülen hukuki sürece dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci ve daha sonra yapılan tüm uygulamaların hukuksal bir dayanağının olmadığının altını çizen Sancar, “Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlayan bir siyasi darbe operasyonuydu. Bunu hukuka uydurma gereği de duymadılar. Ardından yine hukuku çiğneyerek iki eş başkanımızı tutukladırlar” dedi.

Sancar, Yüksekdağ’ın durumunun söz konusu hukuksuzlukların çarpıcı bir özeti niteliğinde olduğunu ifade ederek, “Bütün hukuksuzlukları toplasanız Yüksekdağ’ın yaşadıkları Türkiye’nin durumuyla ilgili çarpıcı bir tablo ortaya koyar” diye belirtti.

‘YARGITAY’IN YETKİSİ YOK’

Sancar, şunları aktardı: “İlk olarak mahkeme Yüksekdağ hakkında bir karar verdi. Yüksekdağ, bu kararla ‘Örgüt propagandası’ gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay da dokunulmazlık kaldırılmadığı halde incelemesini sürdürdü. Oysa Yargıtay’ın bu dosyayı incelememesi gerekiyordu. Yargıtay tarafından onanmasının ardından bu karar Meclis Başkanvekili tarafından okundu. Bu kararın TBMM Genel Kurulu’nda okunmasının herhangi bir hukuksal dayanağı yoktu. Anayasa’ya göre eğer mahkumiyet kararı genel kurulda okunursa otomatik olarak vekillik düşer. Oysa bu karar okunmaması gereken kararlardandı. Böylece hukuksuz bir operasyonla milletvekilliği düşürüldü. Bu işleme karşı da dava açtık.”

Hukuksal işlem başlatmalarından 10 gün sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’ye bir yazı gönderdiğini söyleyen Sancar, “Bu yazıda Yüksekdağ’ın parti üyeliğinin düştüğü belirtiliyordu. Eş genel başkanlığı da düşmüş oluyordu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın böyle bir yetkisi yok. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konuda yetki tanımı yok. Bu işleme karşı da dava açtık. Ankara’da İdare Mahkemesi’nde görülüyor” ifadelerini kullandı.

‘SİYASİ DARBE OPERASYONUNUN LABORATUVARI’

“Yüksekdağ olayı özel olarak seçilmiş, siyasi darbe operasyonun laboratuvarı olabilecek bir olaydır” diyen Sancar, “Mahkumiyet kararı, Yargıtay’ın incelemeyi sürdürmesi, dokunulmazlığa rağmen kararı onaması, Meclis’in gündeme alması, genel kurulda okutulması, üyeliğin düşürülmesi… Bütün bunlar HDP’ye karşı yürütülen hukuk dışı operasyonun parçasıdır. Bu yolu partinin tümüne karşı bir şantaj olarak kurguladılar. Yüksekdağ’ın durumunu kullanarak partinin tümünü kapsayan bir şantaj politikası yürütülüyor. Parti felç olacak sandılar ama biz her şart altında demokratik siyaset mücadelemizi yürüteceğimizi söylemiştik. Şantaj politikaları bizi mücadelemizden alıkoyamaz. Bu mücadelenin bir parçası da uluslararası hukuk yollarıdır. Bu yolları da işlettik” şeklinde konuştu.

‘AİHM’İN ÖZEL GÜNDEM OLARAK ALMASINI BEKLİYORUZ’

Sancar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gerekli başvuruları yaptıklarını ve AİHM’in Yüksekdağ konusunu özel bir gündem olarak ele almasını beklediklerini söyledi.

‘AYM BASKI ALTINDA’

Önceki gün Anayasa Mahkemesi önünde yaptıkları açıklamaya işaret eden Sancar, şunları aktardı: “AYM ağır bir baskı altında. AYM, HDP’li vekillerin durumuyla ilgili dosyaları gündeme almayarak tarihi bir vebalin altına giriyor. Çünkü bundan önce verdiği kararlarla, Balbay ve Haberal kararlarıyla içtihat oluşturdu. AYM’nin en fazla 10 gün içinde bu dosyaları gündeme alması ve içtihadına saygılı davranarak karar vermesi gerekiyordu. Fakat AYM bunu yapmadı çünkü üzerlerinde ağır bir siyasi baskı var. Açıkçası AYM korkuyor, ama bu korku AYM’yi tarihsel ve siyasi sorumluluğundan alıkoyamaz” diye konuştu.

‘CEVABI REFERANDUMDA VERECEĞİZ’

Yüksekdağ’ın vekilliği ve parti üyeliğinin düşürülmesinin HDP’nin tümünü tasfiye etmeyi amaçlayan bir siyasi operasyon olduğunu vurgulayan Sancar, “Bırakın evrensel hukuk kurallarına uymayı kendi iç hukukuna bile uymamaktadır” diyerek, siyasi ve hukuki mücadeleyi sürdürecekleri duyurdu.

Sancar, devamında şu ifadelerde bulundu: “En güçlü cevabımızı da referandumda vereceğiz. Biz hukuksuzluğa, keyfi siyasi operasyonlar ‘Hayır’ diyoruz. Bu otoriter, bu keyfi yönetime ‘Hayır’ diyoruz. ‘Hayır’ı en somut, en yakıcı biçimde yaşayan kitle bizim kitlemizdir. Zulüm politikasına ‘Hayır’ demek için kampanyamızı da bugün başlattık. Bugünden itibaren 66 merkezde etkinliklerimizi yürüteceğiz. 15 ilde de miting olacak.

İKTİDARIN SONU YAKLAŞIYOR

Biz keyfiliğe, hukuksuzluğa, baskıya ‘Hayır’ diyoruz ve Yüksekdağ’la ilgili sürecin tün Türkiye’ye örnek olarak gösterilmesini istiyoruz. Yüksekdağ’ın durumu Anayasa değişikliği ile kurulmak istenen sistemin ruhunu da bize gösteriyor. Mücadelemiz devam edecek, en yakın hedefimiz de güçlü bir ‘Hayır.’ Cumhurbaşkanı ve iktidarın da referandum yaklaştıkça hırçınlaştığını ve öfkelendiğini görüyoruz. Hırçınlaşan ve öfkelenen iktidar sonunun yaklaştığını biliyor. Biz de demokrasi ve hukuk zemininde elimizden geleni yapacağız.”

‘YOLSUZLUKLAR BAŞKA PLATFORMLARDA GÜNDEME GELECEK’

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sancar, Halkbank Genel Müdür Yardımcısının ABD’de gözaltına alınmasına dair, şunları söyledi: “Son derece önemli bir konu, 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarıyla ilgili olduğu açıktır. ABD’deki tüm ilgili kurumlardan yapılan açıklamalar bunu doğruluyor. Federal savcılığın açıklamasında gözaltı gerekçesi Reza Zarrab’la ilişkili olarak gösterilmiştir. FBI’dan da benzer açıklama geldi. 17-25 Aralık sonrası gündeme gelen iddialar son derece ciddidir. Biz bunları Türkiye’de aydınlatamazsak başka sonuçları olacaktır. Türkiye’de hukuku işletmezseniz dünya seyirci kalacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Türkiye’de hukuku işletmeyebilirsiniz ama bu kadar büyük yolsuzluğun başka platformda gündeme gelmesini engelleyemezseniz… Hükümet daha doyurucu açıklamalar yapması gerekmektedir. Biz HDP olarak takipçisi olacağız.” (DİHABER)