Cumartesi Anneleri: Talat Türkoğlu için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz

Cumartesi Anneleri, kaybedilişinin 21 yılında Talat Türkoğlu ile kaybedilişinin 46. yılında Sabahattin Ali’nin katillerinin yargılanmasını istedi. Devletin insanlığa karşı işlediği suçlarla yüzleşmesini isteyen kayıp yakınları, bu suçları yasalaştıracak Başkanlık Anayasasına “Hayır” dedi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda 627. buluşmalarını gerçekleştirdi. Bu hafta 21 yıl önce kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbeti soruldu ve yarın gözaltında katledilişinin 46. ölüm yıldönümü olan Sabahattin Ali’yi andı.

Eylemde ilk sözü CHP Milletvekili Hilmi Yarayıcı aldı. 2 hafta sonra, 16 Nisan’da Başkanlık Anayasası’nın oylanacağını hatırlatan Yarayıcı, “Eğer bu iktidar gerçekten samimi olsaydı bu paketi, Meclis’ten yangından mal kaçırır gibi geçirmezdi, 627 haftadır buradan yükseltilen talebi görmemezlikten gelmezdi, Sur’da, Cizre’de insanları katletmez, barış diyen akademisyenleri ihraç etmezdi. Eğer samimi olsaydı bu iktidarı barış elçisi Tahir Elçi’yi katledenleri bulur ve cezalandırırdı” dedi.

Anayasa’nın kabul edilmesi durumunda adaletsizliğin yasalaştırılacağını söyleyen Yarayıcı, herkesi adaletsizliğe “Hayır” demeye çağırdı. Yarayıcı, Sabattin Ali’nin anısına “Benim meskenim dağlardır” ezgisinin söyledi.

‘BİR KERE UMUDU SEÇERSEN HER ŞEY OLUR’

Gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun kardeşi Münibe Türkoğlu Yeprem, şunları söyledi: “Acılara insanca yaklaşmamız için onu yaşamamız gerekmez. Talat’ın direnme gücünü kıramadılar, düşüncesinden dolayı öldürdüler. Hala haber yok; neden, niçin, kim soruları havada uçuşuyor. Kayıplarımızın akıbeti açıklanmadan ve sonuçlandırılmadan daha iyi bir ülke daha iyi bir yaşam gelmeyecek.”

İktidara, “Bu ayıba son verin” diye seslenen Yeprem, şöyle devam etti: “Çünkü siz devlet adına yaptınız. Açıklayın. Hukuk işletin.”

Toplumun gerçekleri öğrenme hakkı olduğunu vurgulayan Yeprem, suçluların ve suç ortaklarının yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmasını istedi. “Devlete göre her şey bitti, bizim için bitmedi” diyen Yeprem, katillerin yarılandığı günleri görmek için mücadele edeceklerini söyledi.

Talat Türkoğlu’nun avukatı Gülizar Tuncer, dünyanın pek çok ülkesinde gözaltında kaybetmenin muhalifleri yok etmeye yönelik bir devlet politikası olarak işletildiğini kaydetti. Verilen mücadele sonucu birçok ülkede bu suçu işleyen devlet yetkililerinin cezalandırıldığını hatırlatan Tuncer, “Ancak Türkiye hala bunu insanlığa karşı suç olarak görmediği ve bu politikayı sürdürdüğü için suçlarıyla yüzleşmiyor, hesap vermiyor” diye kaydetti.

Türkoğlu dosyasının da birçok dosya gibi zamanaşımı ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Avukat Tuncer, adaletin sağlanması için verilen mücadelenin önemli olduğunu kaydetti.

‘GERÇEK HUKUK DEVLETİ İÇİN BU GİDİŞATA ‘HAYIR’ DEMELİYİZ’

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Yargıçlar Birliği’nin geçtiğimiz günlerde “Türkiye’de hukuk devletinin sonuna gelindi” şeklinde açıklama yaparak, dünya devletlerini uyardığını hatırlattı.

Tanrıkulu, şunları ifade etti: “16 Nisan bunun dönüm noktasın. O nedenle herkesin iki kat sorumluluğu olacak. Gerçek adalet ve gerçek hukuk devleti için bu gidişata Hayır demeliyiz.”

Haftanın açıklamasını okuyan Leyla Havva Kaya, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakanı Mesut Yılmaz, İçişleri Bakanı Ülkü Güney, Adalet Bakanı Mehmet Ağar, Mit Müsteşarı Sönmez Köksal, Emniyet Genel Müdürü Cemil Serhadlı, İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, İstanbul Valisi Rıdvan Yenişen, Edirne Emniyet Müdürü Ömer Tüzel, Edirne Valileri Koru Ergin ile Mehmet Cansever’in Türkoğlu’nun yaşam hakkına yönelen gerçek ve yakın tehlikenin varlığından haberdar olmalarına rağmen, bunu önleme görevini yerine getirmediğini kaydetti.

Kaya, Kasım Açık’ın ifadelerinde Talat Türkoğlu’nun kaybedilmesinde adı geçen Komiser Mustafa Karagöz, Ersan ve Ahmet isimli polislerin, JİTEM mensupları Mahmut Yıldırım, Murat Demir ve Murat İpek’in de 21 yıldır yargıdan kaçırıldığını hatırlattı. Hakikat açığa çıkıncaya kadar, bu suçun failleri ve sorumluları adil bir yargı önünde hesap verinceye kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Kaya, “Talat Türkoğlu için hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

NE OLMUŞTU

45 yaşındaki Talat Türkoğlu, İstanbul/Avcılar’da yaşıyordu. Siyasi kimliği nedeniyle dört kez gözaltına alındı, yoğun işkence gördü, yıllarca cezaevinde kaldı.

Polis takibinde olan Türkoğlu, 29 Mart 1996’da annesini ziyaret etmek için otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye gitti. Ailesine evin kapısına kadar yol boyunca sivil polisler tarafından takip edildiğini söyledi. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

Talat Türkoğlu’nun ailesi ve İHD hukuki girişimlerde bulundu ve dönemin bütün devlet yetkililerine başvurdu. Af Örgütü acil eylem çağrısı yaparak uluslararası kamuoyunu harekete geçirdi. Soru önergeleriyle konu Meclis’e taşındı. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söyledi.

1997 yılında, ordu tarafından eğitildiğini ve kontrgerilla eylemlerine katılarak birçok kişinin ölümüne karıştığını iddia eden Kasım Açık isimli şahsın itirafları kamuoyuna yansıdı. Kasım Açık imzalı beyanında; Talat Türkoğlu’nun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’e götürüldüğünü, orada Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın başında bulunduğu polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından işkence ile sorgulandıktan sonra öldürülerek, cesedinin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Olay yerinin detaylı bir krokisini çizdi. Kendisi ile birlikte olaya katılanların isimlerini verdi. Talat Türkoğlu’nun eşkâl bilgilerini, yüzündeki yara izini, giysilerini, ayakkabısını, cüzdanını ve saatini detaylarıyla tarif etti. Ailesi bu detayların doğru olduğunu onayladı.
Buna rağmen iç hukuktan sonuç alamayan aile 1 Kasım 1998 tarihinde AİHM’e başvurdu. AİHM 17 Mart 2005 tarihli kararı ile Türkoğlu’nun kaybolmasına ilişkin şartlara yönelik yeterli ve etkili bir soruşturma yapmadığından ötürü Türkiye’yi mahkum etti.

Kararın ardından avukat Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkumiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu. 14 Nisan 2016 tarihinde Edirne Savcısı Muhammet Açıkgözoğlu, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar üzerine Edirne Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz başvurusu yapıldı. 26 Temmuz 2016 tarihinde de Hakim Ahmet Soycan “verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle itirazın reddine karar verdi. Tuncer, 18 Ağustos 2016’ta Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. (ETHA)




One thought on “Cumartesi Anneleri: Talat Türkoğlu için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir