Diktatöre hayır büyürken – Ziya ULUSOY

 

 

 

Erdoğan, diktatörlüğünü anayasal statüye kavuşturup kalıcılaştırmayı amaçladı.

Kibirlilikle halktan onay alacağını düşünürken üç şeye güvendi:

Birincisi, elindeki devasa militarist devlet gücüyle baskı uygulamaya.

İkincisi, medya tekeli, partisinin halk içinde yaygın örgütü ve mitingleri aracılığıyla halkı aldatma yeteneğine. Bu yolla politik İslamcı-Türkçü-kapitalist ideolojinin kitle desteğini pekiştireceğine.

Üçüncüsü, demokratik güçlerin örgütlülük zayıflığına ve diğer güçlerin hayır hareketinin içeriğini antidemokratiklikle doldurarak etkisiz bırakacağına.

Fakat Saray’daki hesap gerçek hayatta yürümedi.

Halkların, Erdoğan faşizmine hayır diyen hareketi büyüyor. Örgütlü değişik güçlerin çabasının yanında halkların kendiliğinden hareketi olarak da gelişiyor.

Halkların Hayır Hareketi, iki yönde kararlılığını keskinleştirerek ilerleyebilir. En başta Erdoğan faşizmine karşı uzlaşmazlığını, oy veya “kutuplaşma”ya düşmemek kaygısıyla taviz verme yüzeyselliğine düşmemelidir. Çünkü, Erdoğan ne pahasına olursa olsun iktidarını hem kalıcı kılmak ve hem de bu kez yasal statüye kavuşturulmuş yeni tipte faşizmi kurumsallaştırmak istiyor.

Halkların Hayır Hareketi dahil, Erdoğan faşizmine karşı direnişin her uğrağı, faşizmi yenmenin gücünü bilemek ve büyütmek amacıyla değerlendirilmelidir.

Erdoğan faşizminin anayasal statüye kavuşturulmasına karşı çıkanların bir bölümü, CHP’den MHP muhalifleri, Ergenekoncular ve liberallere değin, soruna Ergenekoncular’ın ifadesiyle “taktik” olarak bakıyor ama halk demokrasisi amacına karşı Erdoğan’la uzlaşma ve işbirliğini reddetmiyorlar. Basitçe bir hayır zaferiyle, Erdoğan’ı burjuva parlamentarizminin görece “makul” gericiliğine, hatta faşizmin daha ehven biçimlerine çekip egemen burjuvazinin klikleri arasında konsensus sağlamayı amaçlıyorlar.

O halde devrimci hareket ve tutarlı demokratik güçler olarak, Erdoğan’la uzlaşmazlığı, faşizme karşı mücadelenin tüm sürecinde ve bir uğrağı olan Halkların Hayır Hareketini büyütürken, keskinleştirip yükseltmeliyiz.

Burjuva gerici muhalifler, Hayır derken, içerik olarak, “bölücülüğe karşı”, “eyaletleri getirecek başkanlığa” karşı, başkanlığın “milleti bölen” işlevine karşı olmayı yoğun olarak işliyorlar. Bu sağ, gerici, şovenist içeriği büyüyen hayır hareketinde egemen kılmak istiyorlar. Erdoğan faşizmine halkların büyüyen öfkesinin devrimci potansiyel yaratmasını önlemeye, basitçe Erdoğan ve gerici/faşist muhalefet arasında iktidar değişikliği tahterevallisini hedefliyorlar.

Oysa, Erdoğan faşizminin anayasal statüye kavuşturulmasına karşı mücadele, devrimci direnişin ve halkların mücadelesinin bir uğrağıdır. İçeriği, işçi sınıfı ve halkların özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin güç biriktirmesine hizmet etmelidir. Kızıldere’de Mahirleri, Cihanları, On’ları yitirişimizin 45.yıldönümündeyiz. On’lara yoldaşça bağlılığımız ve On’ların amacını sürdürmemiz bu çizgide mücadele etmemize bağlıdır.

Bu amaçla belli başlı demokratik talepleri Halkların Hayır Hareketi boyunca da işleyeceğiz. .

İşçilerin, kadınların, gençliğin, Kürtlerin ve ezilen ulusal toplulukların, Alevilerin özgürlüklerini kararlılıkla savunacağız. Rojava ve Suriye’ye savaşa karşı çıkacak, savaş suçu işleyen Erdoğan ve çetesinden hesap soracağız, yargılayacağız.

Bunların gerçekleşmesi için en başta da, soykırımcı, katil ve savaş suçlusu Erdoğan ve Saray çetesinden hesap sorup yargılayacağız. Erdoğan’la suç ortaklığı, işbirliği yapanlardan da hesap sorulacak ve yargılanacaklar.

Bu mücadele öncesi ve devamıyla birlikte vardır. Halk seferberliği ancak bu yolla kararlı hale gelir, uzun soluklu olur.

Hakların Hayır Hareketinin zaferi, halklara ve demokratik güçlere Erdoğan ve Saray karşısında güçlü olduklarını gösterecek, özgüven kazandıracaktır. Sonrasında hiçbirşeyin aynı biçimde sürmeyeceğinin şimdiden bilince çıkarılması ancak hak ve özgürlüklerin kararlılıkla program edinilmesi ve faşizm suçu işleyenlerden hesap sorulacağı bilinciyle sağlanır.

Şimdi Halkların Hayır Hareketinin zaferi için halk içinde çalışma, yoğun, yöntemli ve coşkulu olarak daha da büyütülmeli ve sonrasında Diktatör Erdoğan İstifa ajitasyon ve eylem sloganı haline getirilmelidir.

Erdoğan faşizmine karşı mücadelede yitirdiğimiz tüm mücadele yoldaşlarının ve Kızıldere’de yitirdiğimiz On’ların ortak devrimci amacı yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir