Evet, milyonlarca Tayyip demek – Gülseren YOLERİ

 

 

 

Geçen Salı günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Sarıyer’de Evet çadırı ziyareti sırasında, iki metre ötedeki Hayır çadırını da ziyaret etti. İktidar medyası olayı epey parlattı; siyasette nezaket falan filan. Ancak; ayrıştırıcı suçlayıcı yaklaşımının yarattığı tepkiyi yatıştırmaya niyetlendi herhalde diye düşünmeye fırsat bile vermeden, bir gün sonra yaptığı bir konuşmada bu ziyaretini anlatırken; Tayyip yine Tayyip’ti ve bu defa parlatılacak gibi de değildi. Yine bildik kabalık, sorulan sorulara ve eleştirilere yine aynı sekterlik, aynı suçlayıcı yaklaşım, aynı kahvehane dili ve en önemlisi yine aynı mağdur sahteciliği.

Bir gün bile tahammül edemedi; tek adam yönetimine, partili cumhurbaşkanlığına, yaşam tarzı ile ilgili kaygılara ve Alevilerin hassasiyetlerini dile getirmelerine. Bir gün bile toplumun ihtiyaç duyduğu hoşgörüyü gösteremedi, aslına döndü.

Referandumda oylanacak anayasa cumhurbaşkanına meclisi fesih yetkisi veriyor mu vermiyor mu, tartışmasında da aynı şeyleri yaşıyoruz. Vermiyor, veriyor, bir kavga bir gürültü.

Oysa metin ortada; madde 11- “2709 sayılı Kanunun 116’ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi

MADDE 116- …

Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır…” diyor.

Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi yani Meclisi fesih yetkisi.

Konu o kadar açık ki bazı hükümet sözcüleri de kabul ediyor cumhurbaşkanına verilen meclisi fesih yetkisini ama cumhurbaşkanı direniyor.

“Metinde fesih kelimesini bulun istifa edeyim” diyor. Diyor da, kimse aptal değil. Herkes anlıyor seçimleri yenilemenin ne anlama geldiğini. Ama tartışma bitiyor mu? Hayır, tam hız devam.

Bu arada yoksulluk, işsizlik artıyor, ağzını açan içeri tıkılıyor, iş güvencesi yaşam güvencesi her şey yalan, milletvekilleri, belediye başkanları tutsak, haklarında uyduruk suçlamalar ve onlarca davalarla tecrit üzeri tecrit uygulanıyor ama hayırlısıyla referandumu atlatalım diye neredeyse el açacak hale gelmiş toplum.

İşin cılkı çıkmış durumda yani. İşin cılkı çıktığından olsa gerek  başını Tayyip’in çektiği bu ayarsızlık giderek ivme kazanıyor. Üniversite diploması olmasa da bu konuda profesörlük ünvanı verseler hakkıdır.

İşin cılkı çıktı ama; bu tutarsızlığa, bu riyakarlığa, bu kalitesizliğe rağmen halen peşinden giden hatırı sayılır bir kitle var. Oysa azıcık beyni olan herkes biliyor artık ortadaki sahteciliği. Ve ne yazık ki, iktidarı destekleyen çok kimse masum değil artık.

Ve belki de en önemlisi, hatta referandum sonucundan bile önemlisi; evet çıkmasını tahayyül bile etmek istemezken, referandumdan hayır çıkması halinde de güvende olamayacağımız gerçeği. Çünkü iktidarın devlet işleyişinde  yarattığı kaos, toplumda yarattığı değer erozyonu, kişilik bozuklukları kısa zamanda telafisi tedavisi mümkün şeyler değil. Ve bir Tayyip baş edilebilir bir tehlike iken milyonlarca Tayyip önlenemez bir felaket demek. İşimiz hiç kolay olmayacak ama hayırla atılacak adım umut vaat ediyor.

(Yeni Özgür Politika)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir