Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul 2. bölge muhtarlarıyla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarına yüklendi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

‘MECLİSİ İSTEDİĞİ ZAMAN FESHEDEBİLİR’

“Bu Anayasa’da da fesih var ama şöyle seçim yapılır. Seçim yapıldıktan sonra 45 gün içinde hükümet kurulamazsa Cumhurbaşkanı arzu ederse seçime götürür. Ama yeni sistemde bu yok. Yeni sistemde istediği zaman feshedebilir. Yani ileride Cumhurbaşkanı istediği zaman seçimi yenileyebilecek. Belki bugün bu olmayacak ama ileriyi düşünmemiz lazım. Belki bu sistem 60 yıl yürürlükte kalacak.

YARDIMCI SAYISI BELLİ DEĞİL

Cumhurbaşkanı yardımcı sayısının kaç kişi olacağı hiç belli değil. Diyorlar ki, bir olur, iki olur, üç olur. Açıyorum 18 maddeyi hiçbir sayı yok. Diyor ki Cumhurbaşkanı yardımcılarını tayin eder. Bunun sınırı yok. İstanbul’da kaç vali var bir tane nerede yazılı kanunda yazılı. Şimdi biz Cumhurbaşkanı yardımcısı diyoruz sayısı belli değil. Amerika’dan vazgeçtim diğer ülkelerden de vazgeçtim. Afganistan’da Başkan var ve iki tane yardımcısı var.

Nerede yazılı Afganistan Anayasası’nda yazılı. Kaç bakanlık olacağı da belli değil. Tamamen Başkan’ın keyfine bağlı. Bugünkü modelde kaç bakanlığın olacağını TBMM belirliyor. Yeni önerilen modelde bunların tamamını bir kişi belirleyecek. Sadece bakanların sayısını mı belirliyor hayır. Yeni modelde kimin hangi niteliklere sahip olacağını TBMM değil Başkan belirliyor. Mesela şunu yapabilir dayısının oğlu vardır, müsteşar yapmak istiyordur, yapabilir.

BİR KİŞİYLE BÜTÜN TÜRKİYE ELE GEÇİRİLEBİLİR

Yeni sistemde bir kişiyi ikna ederseniz bütün Türkiye’yi ele geçirirsiniz. Bütün atama yetkileri bir kişiye verilmiş. Yani bir kişiyle bütün Türkiye ele geçirilebilir. Bu konuda her birimizin tek tek sorumluluğu var.

Şunu da yapma yetkisi var, bir sabah kalkıp bütün muhtarlıkları kaldırır. Ne diyor devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili her türlü kararı alabilir. Mesela kıdem tazminatını kaldırabilir, asgari ücreti dondurdum diyebilir. Yeni modelde bu böyle. Şimdiki modelde bu yetkiler TBMM’dedir. Kanun çıkması gerekir. Bu yetkinin bir kişiye verilmesi doğru mudur? Bu kararı siz vereceksiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin niye yetkilerini elden alıyor. Meclis’in yetkilerini arttırmamız gerekirken, bu yetkileri alıyoruz bir kişiye veriyoruz.

Bir de şu var; diyelim ki bir yerde bir sorun var. Siz bir milletvekiline ulaştınız dediniz ki bu sorun niye çözülmüyor. Milletvekili şimdiki sistemde Salı günü kürsüde bunu dile getirir ve Bakan da buna cevap vermekle yükümlüdür. Yeni sistemde artık bunu kaldırıyorlar.

TÜRKİYE FARKLI BİR DARBE SÜRECİNE GİRİYOR

Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’de olmadığı dönemde TBMM Başkanı ona vekalet eder. Yeni modelde TBMM Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın yerine vekalet etmesi kaldırılıyor. Onun yerine seçimle gelmeyen yardımcı vekalet edecektir. Şunu sorayım seçimle gelmeyenler Türkiye’yi ne zaman temsil etmişlerdir; darbe dönemlerinde. Bu anayasa değişikliğiyle Türkiye farklı bir darbe sürecine giriyor. Çünkü TBMM yani milli irade Saray’a bağlanmış oluyor. 80 milyonun iradesini bir kişiye bağlamak doğru mudur yanlış mıdır buna siz karar vereceksiniz.

Ben 12 Eylül 1982 referandumunda gidip ‘Hayır’ oyu kullandım. Bugün çocuklarıma diyorum ki ben o referandumda hayır oyu kullanmışım. Bunun onurunu taşıyorum. 2010 referandumunda da ‘Hayır’ oyu kullandım. 160 militan atandı arkadaşlar. Bunların çoğu cezaevinde. Peki atayanlar nerde, atayanlar diyor ki bize daha geniş haklar verin. 141 yıllık parlamento geleneğimiz var. Tarihe bağlıysak niye bundan vazgeçiyoruz. Bu neyi doğurur onu da söyleyeyim değerli arkadaşlar; Bu bir parti devletini doğurur. Cumhurbaşkanı partili, bakanlar partili, devlet görevlileri partili. Parti devletinde ne olur o partiye katılmayanlar ikinci sınıf olur. Yabancı sermaye kaçar. Niye gelsin?

HANGİ CÜMLEM YANLIŞ ONU SÖYLEYİN

Yeni modelde bir kişi kalkıp bir anda OHAL ilan edebiliyor. ‘Hak arayacağım, hukuk arayacağım’ diyenler Anayasa Mahkemesi’ne gidemez. İş adamları yurtdışına kaçıyor. Nasıl bir tehlikeli sürecin içerisine Türkiye’nin sürüklendiğini hep beraber göreceğiz.

Bunun partilerle, kişilerle ilgisi yok. Yetki demokrasilerde kontrol edilmek için vardır. Kontrolsüz güç güç değildir. Kontrolsüz güç felaket getirir. Demokrasilerin varlık nedeni gücü kontrol etmektir. Anayasa’nın varlık nedeni devletin gücü karşısında vatandaşı güvenceye almaktır. Hayır vazgeçmeyelim, adalet güçlü olsun, mülkün yani devletin temeli olmaya devam etsin istiyorsanız o zaman gideceğiz ‘Hayır’ oyu kullanacağız.

Ben bunları söyleyince diyorlar ki Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor. Hangi cümlem yanlış onu söyleyin. Çıkalım televizyona diyorum hayır diyorlar.” (DİHABER)