AKP’nin orantısız gücü cebimizden – Çiğdem TOKER

 

 

 

 

Kanunların hiçe sayıldığı bir referandum kampanyası bu.

AKP; uçağından makam aracına, resmi/gayriresmi parti medyasından güvenlik güçlerinin kullanımına kadar devlet imkânlarına yaslanıyor.

Yetmiyor, kısıtlı gücüyle hayır kampanyası yapanlar engelleniyor, eziliyor.

Araçlarına el konuluyor. Bireysel kampanyalar soluğu nezarette alırken kurumsal kampanyalarda hayır için ne salon veriliyor ne billboard.

Açık hava, yükseklik, doğa, uzay “evet” için kullanılıyor. Oysa oylanacak olan bir siyasi parti değil, anayasa değişikliği. Ama AKP tek adam rejim tahkimatı için bütçeyi tepe tepe kullanıyor.

Son bir haftaya bakalım. Çiftçisinden genç çiftçisine, emeklisinden işsizine tüm kesimlere devlet kesesinden dağıtımların nasıl hızlandığını fark ediyor musunuz? Bir kısmı olağan, bir kısmı da zaten yıllık program içinde belki.
Ama nasıl bir tesadüfse, kaynak dağıtma işlerinin tamamı nisanın ilk yarısına sıkıştırıldı:

√ 1 milyar TL emekli promosyonu öne çekildi: Ziraat Bankası’nın mayısta ödeyeceği emekli promosyonu nisana çekildi. Bankanın Şube Bankacılığı Grup Başkanı Süleyman Türetken açıkladı.
4.7 milyon emekli müşteriden 2.6 milyonuna 1 milyar TL ödenmiş. Mayısta ödenecek promosyon bir ay öne çekilmiş. Devasa banka bu değil mi. Normalde böyle bir operasyonun rasyonel sebebi olması gerekir. Ama açıklanmadı. Nedense?

√Çaykur’a 1500 geçici işçi: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik açıkladı. Çaykur’da istihdam edilmek üzere 1500 geçici işçi alınacak. İŞKUR bu alım için 4-13 Nisan’da ilana çıkacak. 1500 işçi, ailelerle en az 6 bin kişi demek.

√ Genç çiftçiye 30 bin TL tarım hibesi: Tarımsal destekleme ödemesine de “genç, yoksul ve küçük yerde yaşayan çiftçi” ayarı geldi. Yine Bakan Çelik açıkladı. Nüfusu 20 binin altındaki yerlerde yaşayan çiftçiye toplam 4.2 milyar TL dağıtılacak. Yaş aralığı 18-41. Ücretli bir işte çalışmaması, eğitim sürdürmemesi. Çiftçi başına 30 bin TL hesaplara yatacak. Genç çiftçilerin 15 büyükbaş veya 50 küçükbaştan fazla hayvanı bulunmayan, 50’den fazla arılı kovanı olmaması lazım. Resmi Gazete’de yayımlandı. Başvurular bu hafta başlıyor.

√ Genç teknogirişimciye 150 bin TL sermaye desteği hibesi: Aslında uygulama yeni değil. Her yıl zaten bir kaynak ayrılıyor. İncelik nerede mi? Başvuruların 10 Nisan’da başlaması. 150 bin TL’ye kadar yüzde 100 hibe desteği verilecek. 62 milyon TL’lik bütçenin yaklaşık yarısı bu etapta kullanılacak. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü açıkladı.

√ KOBİ desteği: Yine Bakan Özlü açıkladı KOSGEB kredilerini günlük olarak takip ettiklerini, kredi süreçlerinin bankalarla koordine edildiğini. Piyasaya 2.2 milyar TL girmiş. 185 bin KOBİ’ye daha bu destek sağlanacakmış. Günde yaklaşık 10 bin KOBİ bu destekten yararlanıyormuş.

Var gücüyle uğraşıyor hükümet. Orantısız güç kullanmakla yetinmeyip elini vergilerimize de atıyor. Genel seçimlerde sonuç getiren “para ekip rıza biçme” taktiği referandumda tutacak mı, göreceğiz.

Atık kâğıtçılara da evet baskısı
Malum, iktidarın kurmadığı ya da iktidara yanaşmayan STK, AKP için makbul değil.
Bakın Ankara’da geçen hafta ne oldu? Türkiye Geri Dönüşümcüler Konfederasyonu bir etkinlik yaptı. Davet gönderirken, sokak toplayıcılarının, dönüşümcülerin sorunlarının tartışılacağı söylenmişti. Ama pek öyle olmadı. Toplantının yapılacağı Balgat’taki otelin salonuna gidenler, duvarlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafı ve evet afişleri gördü.

Federasyon Başkanı İmdat Aday referandum kararlarının evet olduğunu açıkladı.
Aynı etkinlikte, fabrikaların verdiği yetkiyle kurulan meslek örgütü TÜDAM Başkanı Vedat Kılıç da referandumda evet diyeceklerini söyledi. Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Dinçer Mendillioğlu, “Sokaklar kimsenindilediği gibi üzerine hak iddia edeceği bir alan değil” diyor ve TÜDAM’a bir çağrıda bulunuyor: “Meslek sorunlarını, çözüm önerilerini tartışması gereken bir örgüt siyaset yapamaz. Referandum kampanyası yapmak istiyorsanız, sokaklardaki bütün atık kâğıt işçilerini çağırıp bir evet buluşması yapın. Yoksasahte vaatlerle kimseyi kandırmayın.”

‘İnsan’ sevinçle oynamaz

Sekiz ay sonra hâkim karşısına çıkabilen, günler süren duruşmanın ardından tahliye edilen, fakat daha tahliye işlemleri bitmeden haklarında tekrar gözaltı kararı çıkarılan aralarında Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın yer aldığı 21 kişiye büyük geçmiş olsun.

Kederi, ruhsal sarsıntıyı tarif edecek kelimeleri bulup çıkarmak, bazen güçleşir, bilirsiniz. (Bilir misiniz?) Belki kafanızı duvara vurmak ister, belki de dişlerinizi ses duyuncaya kadar sıkmak. Öyle bir kelimesizlik hali işte.

Bir gününü bile hak etmediğini düşündüğünüz sekiz ay süren tutukluluğunuz nihayet bitecek. Mahkeme tahliyenize karar vermiş. İçiniz içinize sığmıyor. Nihayet çocuklarınızı, eşinizi, sevdiklerinizi göreceksiniz. Fakat tahliye işlemleriniz yapılırken hakkınızda tekrar gözaltı, yakalama kararı çıkıyor. Ki zaten cezaevindesiniz daha. Toplanıp çıkmaya fırsat olmamış karar verilse de.

Altına alınacağınız yeni bir “göz”, ardına atılacağınız yüksek duvarlar, ağır demir kapılar yok ki. Bilakis çıkacaktınız daha. Ki dışarıda sevdikleriniz sizi bekliyordu. Günışığı, bahar dalları, oksijen.

Meğer, birkaç saat sürecek bir düşmüş hepsi. Tahliye olmuşsunuz ama kim bilir niyeyse (!) tekrar gözaltına alınmanız uygun görülmüş.

Tamam, adaleti geçelim şimdilik tek kalemde de.

Kavuşmanın sevinci ile bu kadar oynanmaz ki.

İnsan sevinçle oynamaz.

‘Bir Osmanlı Rüyası’

Osman Tunaboylu, kıdemli Ankara gazetecilerinin iyi bildiği bir isim.
Hazine Müsteşar Yardımcılığı; Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Türkiye Bankalar Birliği Tunaboylu’nun 35 yıllık Hazinecilik yaşamında hatırlanan sadece son üç görevi.

2001 krizi gibi çetin bir dönemde görev yapan Tunaboylu, güçlü ekonomi için güçlü bankacılık ve ulusal paranın zorunlu olduğunu savundu hep. Ziraat Bankası’nın başındayken de görev zararlarını azaltan uygulamalara imza attı.

Emeklilik sonrası kendisini yazmaya adayan Tunaboylu’nun son kitabı, geçen günlerde raflardaki yerini aldı: “Bir Osmanlı Rüyası”.

Dört yıllık bir çabanın ürünü olan roman, “Cumhuriyet gözüyle Osmanlı Maliyesi’nin ve ekonomisinin 75 yılını” anlatıyor. Osmanlı’yı iflas ve Düyun-ı Umumiye’ye sürükleyen süreci romanın kahramanı Hayrullah Nami Efendi’nin hatıratından okurken yaşananların günümüz ile benzer yanlarını görüp şaşırmaktan kendimizi alamıyoruz.

“Küresel sermaye, dünyanın yeni ekonomik düzeninde bize tüketme rolü biçti” diyen Tunaboylu’nun romanı, bugünü anlama çabasına güçlü, emek dolu bir ışık tutuyor.

(Cumhuriyet)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir