Türkiye’de emek alanına yönelik saldırılar ve OHAL sonrası yaşanan ihraçlar, işten atmalar aynı zamanda uluslararası emek hareketinin de gündeminde. Hükümetin darbe gerekçesiyle çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) 100 binden fazla emekçiyi ihraç etmesi, bir o kadarının işine son vermesini, “kabul edilebilir” bulmayan uluslararası emek hareketi önümüzdeki günlerde konuya ilişkin daha aktif bir politika izleme kararı aldı.

KESK’in düzenlediği Uluslararası İhraç Kurultayı’na katılan Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) Temsilcisi Patrick Itschart, hükümetin konuya ilişkin ileri sürdüğü gerekçelerin gerçekçi olmadığını ve kendilerini ikna etmediğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin bu saldırılarıyla uluslararası sözleşmeleri de çiğnediğini belirten Itschart, dihaber’e yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE SAYGI GÖSTERİLMESİ GEREKİYOR

“Net olarak başarısız darbe girişiminin ardından hem uluslararası hem de Avrupa Sendika Hareketi bu girişimi kınadı. Bizler Türkiye insanları ile dayanışma gösterdik. Ancak sonrasında hem ITUC hem de ETUC bu OHAL ve KHK’lara ilişkin derin endişelerimizi bildirdik. Şuna inanıyoruz, uluslararası sözleşmeler, Avrupa Sosyal Haklar sözleşmesine uyulması ve saygı gösterilmesi gerekiyor.

BU İHRAÇLARDA ORANTISIZLIK VAR

Uluslararası sözleşmeler ve antlaşmalar müzakere edilemezler, pazarlık konusu yapılamazlar. Kriz dönemlerinde bile bu yapılamaz. İkinci boyutu şöyle. Net ve açık olarak bu ihraçlarda ve hakların çiğnenmesinde orantısızlık var. Bir darbe girişimi işten atmalar arasında doğrudan bir bağlantı göremiyoruz. Bunu kesinlikle anlayamıyoruz. Bu konuda mutabık olamıyoruz. Yaklaşık 100 bin kamu emekçisinin ihraç edilmiş olmasını kabul edemiyoruz. Hiç bir kanıt olmaksızın herhangi bir temyiz prosedürü olmaksınız bunun yapılması kabul edilebilecek bir durum değil.”

AKTİF POLİTİKA VE EYLEM KARARI

Avrupalıların son yıllarda yaptığı gibi sadece gelişmelere ilişkin kaygı bildirmekle yetinmeyeceklerinin de ipuçlarını veren Itschart, daha fazla aktifleşme kararı aldıklarını söyledi. Itschart, şunları ifade etti:

“Türkiye’nin hala AB üyelik müzakerelerinin devam ettiğini hatırlayalım. Dayanışma anlamında güçlü bir dayanışma içinde olmamız lazım. Sadece bunu izleyemeyiz. Uluslararası dayanışmanın güçlü olduğunu görmemiz gerekiyor. KESK bir saldırı altında olduğu zaman, Kamu-Sen’den insanlar saldırı altında olduğu zaman ya da diğerleri, bizim buna tepki vermemiz gerekiyor. O nedenle açıkça yeni bir takım eylem dizisine karar kaldık. Türkiye’ye ikinci bir misyon heyeti yollayacağız. Türk yetkililerinin görüşlerini dinlemek ve aynı zamanda endişelerimizi dile getirmek istiyoruz. Avrupa Parlamentosuna, Avrupa Komisyonuna, İLO’ya vb kurum ve kuruluşlara bizler görüşlerimizi bildiriyoruz ve bu olup bitenleri kabul edemeyiz.”

AVRUPA’DA REFERANDUM KAMPANYASI YÜRÜTMEK TÜRK ANAYASASINA AYKIRI

Aynı zamanda Belçika İşçi Partisi üyesi de olan Itschart, referandum öncesi kimi AB üyesi ülkelerle yaratılan krizi de değerlendirdi. Itschart, yaşananların “Türkiye AB ilişkileri açısından zorluğa işaret ettiğini” belirterek, “Türkiye anayasasında net olarak şöyle bir ifade olduğunu duydum. Hiç bir seçim kampanyası ülkenin dışında yapılamaz. Türkiye’den Bakanların başka ülkelere kampanya için göndermeleri anayasaya aykırı” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ GERGİNLİĞİN ÜLKELERİMİZE TAŞINMASINI KABUL EDEMEYİZ

Ayrıca bu kampanyaların batıda da gerginliğe neden olduğunu belirten ve Belçika’da evetçilerin muhaliflere saldırılarını hatırlatan Istchart, “Ben Belçikalıyım, Türkiye’ye gelmeden bir önceki gece, Brüksel’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde bir izdiham yaşandı. Gösteri yapılmıştı, referanduma evet ve hayır diyenler arasında bir çatışma çıktı, bazı insanlar, muhalifler bıçaklı saldırıya bile uğradı. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Biz demokrasiye inanıyoruz. Böyle bir davranış kabul edilemez. Böyle bir şekilde devam edecek olursa Belçika’da durun diyecektir. Çünkü sokaklarımızda kavga olmasının önüne geçmek isteriz” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİNİ SAVUNMAK ARTIK KOLAY DEĞİL

Daha önce Türkiye AB üyelik sürecini destekleyenler arasında yer alması için çalıştığını hatırlatan Istchart, Türkiye yönetiminin yaptıkları karşısında bunu savunmanın artık kolay olmadığını belirterek şunları dile getirdi: “Ben Türkiye üyelik sürecini lehte görenlerden biriyim. 1993 yılından beri Türkiye’ye gelip gittim. Ancak bugün Türkiye’nin AB üyesi olmasının savunuculuğunu yapmak zor. Ben İşçi Partisi üyesiyim. Emek yasasının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Bazı hak ihlallerini gördük. İLO ve AB anlaşmalarının ihlal edildiğini gördük. Hala olması gerekenden çok uzaktayız.” (Kenan Kırkaya – DİHABER)