Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) 16 Nisan’da gerçekleşecek halk oylamasını izlemek amacıyla başvuran İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) talebi reddedildi. YSK, İHD’nin talebine “Her yurttaş gibi seçimi izleyebilirsiniz” karşılığını verdi.

Konuyla ilgili konuşan İHD Genel Sekreteri Hasan Anlar, 16 Nisan’da gerçekleştirilecek halk oylamasını Eşit Haklar Derneği ile birlikte kendi şubelerinin olduğu 31 il ile yine temsilciliklerinin olduğu 5 merkezde toplamda 36 ilde izleyeceklerini ifade etti.

Anlar, şunları söyledi: “Toplam 36 ilde izleme yapacağız, bunun yanında aktivist bulabildiğimiz başka alanlarda da izleme yapacağız. Eşit Haklar Derneği ile birlikte ortak eğitim çalışmalarına başladık. Listeleri oluşturuyoruz. Aktivistlerimize çağrıları yaptık, isimler tamamlandıktan sonra onlara kimlik kartları çıkaracağız ve bununla birlikte valiliklere başvurularımızı yapacağız, ‘Seçimleri izliyoruz’ diyeceğiz. Valiliklerin bünyesinde İl Seçim Kurullarına da yine başvurularımızı yapacağız.”

4 KONUDA GÖZLEM YAPILACAK

Anlar, 4 önemli noktada halk oylamasını izleyeceklerini ifade ederek, konuları şu şekilde sıraladı: “Engelli olan vatandaşlar için hangi imkanlar sağlanmış? Rahatlıkla oylarını kullanabilecekler mi? Çok dillilik esas alınmış mı? Herkesin kendi anadilince halk oylamasına rahatça seçim yapabilme hakkı göz önüne alınarak mı yapılmış? Fiziksel koşullar uygun mu? Sandıklar kurulurken, usule ve yasaya uyulmuş mudur? Belgeler yasaya uygun hale getirilmiş midir? Bunlara bakacağız.”

‘İKTİDARI GÖZLEMLEYECEĞİZ’

Halk oylaması kampanyalarında iktidarın devletin kurumlarını sonuna kadar kullandığına dikkat çeken Anlar, iktidarın burada taraflı olduğunu ve iktidarı bu yönüyle de izleyeceklerini ifade etti. Anlar, şunları söyledi: “İktidarın taraf olmasından kaynaklı olarak seçim günü de bu iktidar olma durumunu kullanacak mı kullanmayacak mı? Yani iktidar kurumları evet lehine mi çalışmalar yürütecekler, bunun nimetlerinden tümüyle faydalanacaklar mı faydalanmayacaklar mı? Bunu da gözlemleyeceğiz.”

‘HUKUKİ VE YASAL BİR REFERANDUM SÜRECİ YAŞANMADI’

Anlar, referandum ve seçimlerdeki temel esasın anayasal eşit vatandaşlık üzerine kurulduğuna ifade ederek, YSK’nin referandum çalışmasını izleme yetkisini salt siyasi partilere verilmesi kararını eleştirdi. Anlar, şöyle devam etti: “Her vatandaşın seçim bölgesinde, referanduma öncesi ve sonrasında katkı sunabilme hakkı vardır. Dolayısıyla anayasa referandumu sürecinin sadece belli partilere tanınmış bir hak olarak ortaya konulmuş olmasını biz doğru bulmuyoruz. Her vatandaşın kampanya yapma hakkı vardır. Her sivil toplum kuruluşunun kampanya hakkı vardır. Fakat YSK gerek çevrelerin belirlenmesi gerekse müşahit belirlenmesi noktasında siyasi partilere öncelik verdi. Hiçbir sivil toplum kuruluşunu bu sürecin içine katmadı. Dolayısıyla bununla birlikte iktidar da aynı düşüncede. İçişleri bakanlığının illere gönderdiği genelgeler ile sivil toplum örgütlerinin kampanya yürütmesine izin verilmiyor. Hukuki ve yasal bir referandum süreci yaşanmadı Türkiye’de.”

“Vatandaşların kullandıkları oyu izleme çabasının tamamının engellenmesi hukuki ve anayasal değildir” diyen Anlar, vatandaşların buna karşı hukuki süreçleri başlatma hakları olduğunu da ifade etti.

‘KÜRDİSTAN’DA YAŞANANLAR REFERANDUMUN MEŞRUİYETİNİ TARTIŞTIRIR’

Anlar, HDP’nin Kürt illerindeki bir kısım sandık müşahitlerinin “Sakıncalı” bulunarak iptal edilmesini de referandumun meşruiyetinin sorgulanmasına neden olduğunu ifade ederek, yanlışın bir an önce düzeltilmesi çağrısında bulundu. Anlar, “Kürdistan’daki bazı seçim bölgelerinde HDP’nin müşahit listelerinin iptal edilmesi, HDP’li müşahitlerin sakıncalı bulunarak iptal edilmesini kaygı verici olarak görüyoruz. Çünkü o bölgede oy kullanan, siyaset yapan oluşum ve kişilerin siyasetçilerin sakıncalı bulunması YSK’nin görevi değildir, sakıncalı bir insan varsa bu yargı mekanizmalarının işidir. Bu oradaki seçimlerin meşruiyetini de tartışılır hale getirir. Dolayısıyla bunlardan bir an önce dönülmeli, o listeler incelenmeli yeniden bir değerlendirme yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Anlar, yurt dışı oylarının gerek kullanımı gerekse saklanması konularında da kaygı yaşadıklarını ifade ederek, YSK’ye bu konuda daha duyarlı ve bağımsız olması çağrısında bulundu. Anlar, şu şekilde konuştu:

‘YURT DIŞI OYLARININ DURUMU DA KAYGI VERİCİ’

“Yurtdışındaki insanlar oylarını kullandıktan sonra o oylar belli bir süre orada muhafaza ediliyor ve oylara müdahale edilebilme durumları noktasında hala kaygılar giderilmiş değil. Bununla birlikte oyların Türkiye’ye taşınması ve burada sayılmasına ilişkin bir problem var. Bu oyların tamamının güvenliğini yine İçişleri bakanlığına bağlı kolluk personeli yapıyor, dolayısıyla bu kolluk personeli de çok bağımsız ve tarafsız olduğunu söyleyemeyiz. Oyların burada bir merkezde biriktirilmiş olması ve bu doğrultuda orada müdahaleye açık bir şekilde bekletiliyor olması da yine kaygı uyandırıyor. Zaten yurtdışı oylarının kullanılması noktasında ciddi usulsüzlükler de görülüyor, basından bunu takip edebiliyoruz. Bu kaygıların bir an önce giderilmesi gerekiyor. YSK bu konuda daha duyarlı ve bağımsız olması gerekiyor.” (DİHABER)