Sor bunların hesabını – Alp ALTINÖRS

 

 

 

 

“Bu seçimin bizimle bir ilgisi yok” diyene de anlat, onu da götür sandığa. Çünkü bu seçimde oylanacak olan, onun da yaşam hakkıdır. Sandığa git… Ve savaşa “hayır” de. Aç kapılarını hapishanelerin. Demokratik siyasete güç ver. Kışı dağıtan bir bahar rüzgarı essin 16 Nisan’da. Cemre düşsün sandığa.

Önümüz referandum.

İki yıldır ülkemizi fiili bir başkanlık rejimiyle yönetenler, halkın önüne bir sandık koyup, soracaklar: Halinizden memnun musunuz?

Memnunsanız, buyurun bu fiili rejimi anayasa yapalım. Değilseniz, yapmayalım.

Soracaklar:

İşsizliğe, vergilere, pahalılığa “Evet” mi, “Hayır” mi?

İnsanların kararnamelerle işinden edilmesine, ailelerinin aç bırakılmasına…

Milyonların oyuyla seçilen belediyelere el konulmasına, belediye başkanlarının, milletvekillerinin hapse atılmasına…

Gazetelerin, radyoların, televizyonların kapatılmasına, 150 gazetecinin hapse atılmasına, sosyal medya paylaşımlarının suç sayılmasına…

Ülkenin, adına KHK denilen fermanlarla yönetilmesine…

Evet mi, Hayır mı?

Tarım bitirilmiş, turizm iflas etmiş, sanayi döviz borcuna batmış…

Esnaf dükkanını siftahsız kapatıyor. İşçi, kredi kartı borcunu ödeyemiyor.

İşsiz kalan, bir daha iş bulamıyor. Ekonomide büyük bir durgunluk yaşanıyor.

Bu böyle sürsün mü, sürmesin mi?

Bu ülkenin kanayan bir coğrafyasında şehirler yıkıldı, insanlar öldürüldü.

İtiraz eden kim varsa susturuldu. Barış isteyen akademisyenler üniversiteden atıldı.

Ülkenin üçüncü partisi, eşbaşkanlarından mahalle temsilcilerine kadar boylu boyunca hapse tıkıldı.

Bütün bunlar doğru muydu, yanlış mı?

Evet mi, Hayır mı?

Dünyadan tecrit olmuş. İç kavgalara boğulmuş bir ülke mi? Yoksa, iç barışını sağlamış, dünyaya barış örneği veren bir ülke mi?

Türkiye fermanlarla mı yönetilsin, Meclis kararlarıyla mı?

HSYK’yı tek adam mı atasın, hakim-savcılar mı seçsin?

Evet mi, Hayır mı?

Savaş mı, müzakere mi?

İdam mı, yaşam mı?

Kayyum mu, yerel demokrasi mi?

Tekçilik mi, çoğulculuk mu?

Öyleyse, 16 Nisan’da sandığa git… Ve ver bu soruların yanıtını. Sor bunların hesabını.

Öyle bir git ki sandığa; ailende, mahallende, köyünde gitmeyen kalmasın.

“Bu seçimin bizimle bir ilgisi yok” diyene de anlat, onu da götür sandığa. Çünkü bu seçimde oylanacak olan, onun da yaşam hakkıdır.

Sandığa git… Ve savaşa “hayır” de.

Aç kapılarını hapishanelerin. Demokratik siyasete güç ver.

Kışı dağıtan bir bahar rüzgarı essin 16 Nisan’da. Cemre düşsün sandığa.

Evladını yitirmiş anaların yüzünde bir tebessüm, gözünde bir umut ışığı belirsin.

Milyonlarca ay, bir dalgakıran gibi dikilsin zulmün karşısına.

Mutlaka git sandığa…

Büyük bir güç var elinde, kullan onu.

(ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir