Halkların Demokratik Partisi (HDP) tutuklu Sözcüsü Ayhan Bilgen, tutulduğu Silivri Cezaevi’nden “17 Nisan’da demokrasi hatırası için #OyVerOyunuBoz” başlıklı mesaj gönderdi.

Bilgen, mesajında “’Vatan topraklarında ameliyat yaptırmama’ iddiasıyla hamasete dayalı siyaset yapanlar, Türkiye’yi canlı kadavraya çevirdiler. Yasa yapmakla, iktidarda kalmakla her şeyi elde etseniz bile, toplumsal değerleri tüketip toplumsal ilişkileri çürüttüğünüzde, siyasetin varlık sebebi olan toplumsal zemin de ayaklarınızın altından kayar” diye konuştu.

‘31 MART VAKASI’NIN BİR VERSİYONUDUR’

Bilgen’in mesajı şöyle:

“Henüz travması atlatılamayan, 15 Temmuz darbesi aslında sonuçları itibarıyla, bugünlerde yıldönümünü geçtiğimiz 1909 tarihli 31 Mart Vakası’nın bir versiyonudur. İktidar içi hesaplaşmalar için toplumu kamplaştırma, kimi kısmi kazanım gibi gözüken mevzi kuvvetlendirmeleri sağlasa da orta ve uzun vadede büyük kopuşları tetikler. 16 Nisan referandumunun sonrasına dair hazırlıklı olmak, kampanya döneminin ötekileştirici dilinin tahribatını en aza indirmek ancak 17 Nisan’dan itibaren etkili, kapsayıcı bir demokrasi iradesinin inşası ile mümkündür.

Gelinen nokta, temsili demokrasi ve siyaset krizidir. Sandıktan çıkacak sonucu, artık kaçınılmaz hale gelen katılımcı, kaliteli demokrasi hamlesine dönüştürmek tarihi bir sorumluluktur. 17 Nisan’dan itibaren eski siyaset dili ve tarzının, ülke sorunlarını çözmekteki acziyeti çok daha net biçimde görülmüş olacaktır.

Alternatif bir siyasal etik ortaya koymadıkça, ABD ve Avrupa’da yükselen ırkçı, popülist dalgayı göğüslemek söz konusu bile olamaz. Yeni maceralardan, hayalperest siyasetten korunma elbette önemli bir kazanımdır. Bu mevcudu koruma, kazanımlara sahip çıkma duygusunun, uzlaşılmış, toplumsal iknaya dayalı bir değişim umudunu yeşertmesi için referandum süreci tüm risklerine rağmen bir fırsat olarak görülmelidir.

Farklı kesimlerin birbirini tanıma, anlama ve korkularını yenecek bir empati yapma cesaretini ortaya koyması için, önce siyasetçilerin ezberlerini sorgulama kararlılığı ile hareket etmesi gerekir.

Denge-denetleme sistemi güçlü bir yönetim mekanizması; toplumsal güvenilirliği dibe vuran yargının evrensel standartlara göre yeniden kurumsallaşması, 17 Nisan itibarıyla Türkiye’nin önündeki temel sorun ve acil ihtiyaçlar olarak kendini hissettirecektir. 7 Haziran sonrası yakalanılan hazırlıksızlık ve edilgen durumu bir daha yaşamamak için, ‘HAYIR’la uyanan umudu eritmeyen, küçük hesaplarla tüketmeyen bir yeniden inşa ve siyasal yapılanma atağı sergilenmelidir.

17 Nisan’da hep birlikte göreceğiz ki, aslında yarın artık bugündür.” (DİHABER)