Kararlılıkla, cesaretle, ‘hayır’ demeye devam! – İhsan ÇARALAN

 

 

 

Referandumda son beş gün artık. ‘Evet’ de , ‘hayır’ da son sözlerini söyleyecek!

Son beş güne girilirken, genel olarak ‘hayır’ı önde gösteren anket kuruluşlarının bazıları açık ara ‘evet önde’ demeye geçerken önemli bir bölümü de ‘Evet de hayır da bıçak sırtında’ demeye başladılar.

Ancak bu iddiaların ne kadar gerçek verilere dayandığı da tartışmalıdır.

‘Kararsızlar’ın ve ‘seçime katılmayacak’ olanların sayılarında ciddi bir azalma olmamasına karşın, anketlerin önceki günlere göre ‘evet’i önde göstermeleri, bazı firmaların ‘evet’i birden yüzde 57’lere kadar yükseltmeleri, bu kuruluşların (elbette tümünün değil) halkın tercihlerinin değişmesinden çok ‘manipülasyon’ amaçlı bir bilgi kirliliği yaratmayı amaçladıkları iddialarını güçlendirmektedir.

Hele de son seçimlerde anket kuruluşlarının sınıfta kaldıkları, özellikle son haftaya girildiğinde ‘seçim yasakları’ nedeniyle anket sonuçlarını rakamlarla göstermek yerine “Şu önde, öteki arkada’ gibi spekülasyona açık değerlendirmeleri yapılacağı dikkate alındığında, anket kuruluşlarının kendi bulundukları tarafa göre sonuçlar çıkararak, kamuoyunu etkileyecek değerlendirmeler yaymaları beklenmeyen bir şey değildir.

‘Evet’ cephesinin imkanları ve anket kuruluşlarının bir bölümünün bu cepheye yakınlığı da dikkate alındığında bu konuda dikkatli olmanın önemli olacağı, spekülasyonlara prim verilmemesi gerektiğinin önemi ortadadır.

Bu yüzden de ‘hayır’ cephesinin, ‘evet’ cephesinin gerek ‘son dakika provokasyonları’na gerekse anket şirketlerini muhtemel bilgi kirliliği karşısında uyanıklığını koruyarak, çalışmalarını, bütün enerjilerini ve yeteneklerini son ana kadar kullanarak sürdürmeleri bu son beş günde daha da belirleyici olacaktır.

Nitekim Kılıçdaroğlu’nun da son haftada ‘manipülasyon’ olarak ‘evet’in önde olduğunun propaganda edileceğinin söylemesi ve baskıların AKP ve MHP tabanında bile geniş bir ‘gizli hayırcı’ kitlesi yarattığına dikkat çekmesi bundandır.

Dahası bu ‘18 maddelik anayasa değişikliği’, anayasanın sıradan birkaç maddesinin değişikliği değildir. Tersine bu 18 madde ile anayasanın tüm çatısı değiştirilmekte, tüm yetkiler ‘yürütmenin başı’ yapılan ‘tek adam’da toplanırken ‘yasama’ etkisizleştirilip Cumhurbaşkanının partisi üstünden yürütmeye bağlanırken ‘yargı’ da tümüyle tek adamın denetimine verilmektedir. Bu yüzden yapılmak istenen değişiklik ‘Yeni bir anayasa yapmak’ kadar önemlidir.

Yani yapılacak anayasa değişikliği, öyle yüzde 50+1 ile ya da ‘bıçak sırtında’ elde edilecek bir çoğunlukla referandumdan geçerse, ‘Halkın iradesiyle anayasa değiştirilmiş olur’ denecek bir ‘meşruiyet’ oluşturulmuş olamaz.

Tersine anayasalar çeşitli toplumsal kesimler arasında bir uzlaşma metni olması (gerektiği) nedeniyle, toplumun önemli çoğunluğu tarafından örneğin yüzde 80-90’lar düzeyinde bir çoğunlukla benimsenmezse bu değişiklik toplumda beklenen birlik ve bütünlüğü güçlendirmek bir yana yeni toplumsal yarılmaların yolunu açar.

Ne var ki, AKP-MHP koalisyonu toplumun çeşitli kesimlerinin gönüllü birliğini değil; AKP ve MHP’nin dünya görüşüne bağlı olmayan, kendi taleplerinde ısrar eden toplumsal kesimleri devlet zoruyla ‘biat ettirmek’ üzere bir anayasa değişikliği dayatmışlardır. Onun için de ‘evetçiler’, bir anayasa değişikliği için yeterli olmayacak yüzde 50+1’i yeterli bulmaktadır.

Teknik olarak yüzde 50+1 yeterli görünse de gerçekte böylesi düşük bir ‘kabul’, böyle çok önemli bir anayasa değişikliği için toplumsal meşruiyet sağlayamaz. Hele de bu anayasa değişikliğinin Meclisten kaba güç ve açıkça iç tüzük ihlalleriyle geçirildiği, referandum kampanyasında ‘hayır’ cephesine yönelik hiçbir hak-hukuk, adalet gözetmeyen ağır baskılar yapıldığı dikkate alındığında, ‘bıçak sırtında bir kabul’, 17 Nisan’da yeni bir anayasa tartışmasının da başlaması demektir. Bu yüzden de ‘bıçak sırtı bir sonuç’; gerçekte anayasa değişikliğinin halk tarafından reddedildiği anlamına gelir. Bu yüzden de böyle bir ‘zafer’ olsa olsa ‘Pyrus zaferi’ olabilir!

Tabii ki olabilirse!

Çünkü Türkiye toplumunun 200 yıllık demokratik haklar mücadelesinin birikimi, çeşitli toplumsal kesimlerin çok sıcaklaşmış taleplerindeki ısrarları, haksız-hukuksuzluklara, adaletsizliklere gereken tepkiyi ortaya koyacak, ‘evetçiler’i yenilgiye uğratacaktır. ‘Manipülasyoncu’ anketçiler ne derse desin, ‘evetçi’ propaganda hangi yalanları yayarsa yaysın, ‘hayır’ın  gerçekleri bu kuşatmayı yırtacak güçtedir.

‘Evet cephesi’nin bütün manevralarına karşın Türkiye toplumu ‘hayır’ diyerek, en gerici güç odaklarının arkasında yer aldığı ‘tek adam tek parti yönetimi’ hamlesini püskürtecektir.

Yeter ki, ‘hayır’ diyenler;

* Geri kalan günlerde de bütün enerjileriyle ‘hayır’ demenin önemini anlatmayı,

* Bir tek oyun bile sonucu değiştireceğinin önemini bilerek sandığa gidişi örgütlemeyi,

* Sandıkları korumayı da içerecek görevlerini yerine getirmeyi ihmal etmesinler!

Kararlılıkla, cesaretle, bütün yerel imkanları da seferber ederek ‘hayır’ için çalışmaya devam!

(Evrensel)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir