Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandum çalışmaları kapsamında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde, muhtar ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle kahvaltıda buluştu. Kılıçdaroğlu, burada referandum ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa değişikliğinin Türkiye’nin kaderini belirleyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu Anayasa değişikliğinin hiçbir parti ile ilgisi yok. Hiçbir kişilerle de ilgisi yok. Bu Anayasa değişikliği Türkiye’nin kaderini belirleyecek. Bir rejim değişikliği yapıyoruz. Demokratik parlamenter sistemden tek adam rejimine geçiyoruz” diye belirtti.

Değişikliğin çift başlılığı engellemek için yapıldığının savunulduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Tam tersine gelen modelde çift başlılık var. Başkan hem partisinin genel başkanı olacak hem cumhurbaşkanı olacak. Bir kişi de iki şapka nasıl olacak? Meclis’e gidecek ‘ben tarafsızım’ diye yemin edecek. Nasıl tarafsız olacak? Ben tarafsız olamam Binali Bey tarafsız olamaz Devlet Bey tarafsız olamaz hiçbir partinin genel başkanı tarafsız olamaz. Bizim Anayasa yeminlerimizde zaten tarafsızlık diye bir madde yoktur. Onu sadece Cumhurbaşkanı ant içer. ‘Tarafsız davranacağıma dair namusum ve şerefim üzerine ant içerim der.’ Peki bir partinin genel başkanı nasıl tarafsız olacak?” diye sordu.

KİMİN DEVLETİ OLACAK

Kılıçdaroğlu, 80 milyonu temsil eden bir makamın herkesin ortak değeri olduğunu ve bu ortak değerin yok edilmek istendiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Diyoruz ki bundan sonra cumhurbaşkanlığı makamı aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olacak. O zaman 80 milyonu değil kendisine oy veren partinin mensuplarının başkanı olacaktır. Bu içimize siniyor mu sinmiyor mu? Bunun partiyle ilgisi yok bu rejimle ilgili bir olaydır. Bir partinin genel başkanı olsun diyorsanız neler olur? Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olursa şu olur; partinin genel başkanı hakim tayin edecek. Partinin genel başkanı hakim tayin etsin mi etmesin mi ? Beni düşünün ben bir partinin genel başkanıyım bir hakim tayin ettim. Başka bir partinin, vatandaşın o mahkemeye davası düştü. O vatandaş o hakime güvenir mi güvenmez. Bunu da bırakalım bir tarafa, iki takım maç yapıyor, hakem var. Hakemin tarafsız olmasını isteriz değil mi? Hakem tarafsız olmazsa o maç adil olur mu olmaz. Neresinden bakılırsa adalet yara alır. Rejim değişiyor nasıl değişiyor kendileri anlatıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın danışmanı açıklama yapıyor; halk kendi devletini kurmak için adım atıyor 16 Nisan’da. Sandığa gidecek halk kendi devletini kuracak. Biz 23 Nisan 1920 ‘de ne yaptık? 29 Ekim 1923’te ne yaptık? Cumhuriyeti ilan ettik, kendi devletimizi kurduk. Ne demek 16 Nisan’da devlet kuracağız. Kimin devleti olacak. Tarihimizi niye inkar ediyoruz.”

MECLİS DİŞLERİ SÖKÜLMÜŞ BİR ASLAN GİBİ KALACAK

Anayasa değişikliği ile parlamenter sistemin güçleneceğini savunuyorlar.
Allah aşkına nasıl güçlenecek? Bu önerilen ‘tek adam’ rejiminde Meclis nasıl güçleniyor. Bir bakanlık dahi kuramıyor. Bakanlıkların kurulmasına bir kişi karar veriyor. Kaç bakanlığın olacağına bir kişi karar verecek. Bunu şimdi kim yapıyor TBMM. Niye bu yetkiyi Meclis’in elinden alıyorsun? Hangi gerekçeyle alıyorsun? 80 milyonunun iradesini temsil eden TBMM’den bu yetkiyi neden alıyorsun? Öyle yetki alınıyor ki bir milletvekili çıkıp sözlü soru dahi soramayacak. Bunun adı Meclis’in güçlendirilmesi mi? Ama ilanlara bakın Meclis güçleniyor. Nasıl güçleniyor? Yetkilileri elinden alınmış dişleri sökülmüş bir aslan gibi orada kalacak. Bunun adı da Meclis güçleniyor olacak.

‘KEMAL KILIÇDAROĞLU NE YAPTI SİZE’

Kemal Kılıçrdaroğlu tek konuları. Arkadaşlarıma dedim, ‘Bu 18 madde içinde belki benim atladığım vardır. Benimle ilgili bir madde var mı bir de siz bakın. Var mı böyle bir şey’ Yok diyorlar. Ama benim gördüğüm kadar, madde bir Kemal Kılıçdaroğlu, madde Kemal Kılıçdaroğlu, madde 3 Kemal Kılıçdraroğlu, madde 18 kemal Kılıçdaroğlu. Ya Kemal Kılıçdaroğlu size ne yaptı? Devletin uçaklarını kullanmıyor. Devletin arabalarını kullanmıyor. Devletin forsunu kullanmıyor, devletin arabalarını kullanmıyor. Devletin valisini, kaymakamını kullanmıyor. Baskı aracı yapmıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ne yapıyor meydanlara çıkıyor 18 maddenin bu memleket için nasıl bir felaket getireceğini anlatıyor. Bunu yapıyor.

HODRİ MEYDAN

Büyük bir fırsat veriyorum. Ya bütün televizyonlar senin emrinde. Üç kişi peş peşe sıralanmışlar tüm konuşmalarını bütün televizyonlar veriyor. Ben de sana medeni bir insan gibi çağrıda bulunuyorum, mademki ben doğruları söylemiyorum. Alırsın 18 maddeyi dersin ki ‘Ey Kılıçdaroğlu kaçma gel bakalım. Televizyonun önüne gel bakalım benim yanıma gel bakalım ben sana bunun dersini vereyim. Çık karşıma sen doğruları söyle’ demesi lazım. Demiyorsun. Sen elinde fırsat varken 18 maddede gel beni mahcup et. Ben de mahcup olayım özür dileyeyim senden. Karşıma çıkmıyorlar. Mustafakemalpaşa’dan Ankara’daki o beylere hodri meydan diyorum hodri meydan. Yüreğiniz varsa, cesaretiniz varsa bilginiz varsa sadece üçünüz değil isterseniz 33’ünüz gelin tek başıma geleceğim. Bütün imkanlar ellerinde, biz o imkanlara değil sadece Allah’ımıza ve milletimize güveniyoruz.

TÜRKİYE FELAKETE SÜRÜKLENİYOR

Bir kişinin hırsına bir kişinin beklentilerine uygun Anayasalar yapılmaz. Türkiye felakete sürüklenir. Yazıktır günahtır. Çocuklarımıza yazıktır, vatanımıza yazıktır. Geleceğimize yazıktır. ‘Hayır’ çıktığı an bütün dünya şunu bilecektir. Bütün baskılara, devletin bütün imkanları kullanılmasına rağmen Türk halkı gitti demokrasiye sahip çıktı. ‘Hayır, biz tek adam istemiyoruz’ dedi. Bütün dünyada Türkiye’nin itibarı artacaktır. Bütün dünya Türk halkına saygı gösterecektir. Bütün baskılara rağmen demokrasiden yana tepkileri ortaya koydular diyeceklerdir.

KENDİLERİ İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKİKLİĞİ YAPIYORLAR

Niye 600 milletvekili 187 trilyona mal olacak. Mazotun fiyatını düşür veya çiftçiye destek ver. Hiç olmazsa milyonlarca aile rahat eder. Niye 50 kişiye veriyorsun. Hem elinden yetkileri alıyorsun hem 50 kişi daha katıyorsun oraya. Bu rakama başkanın seçeceği başkan yardımcıları, bakanlar dahil değil çünkü onların hiç biri milletvekili değil. Milletvekillerinden seçerse Meclis’ten istifa etmek zorunda kalacaklar. Altını çiziyorum. Ömür boyu dokunulmazlığa sahip olacaklar yani artık malı götürmek serbest arkadaşlar. Hani kul hakkı yemek haramdı? Hani kul hakkı yemek büyük günahtı hani kul hakkı yiyeni Allah bile affetmiyordu. Kendileri için Anayasa değişikliği yapıyorlar. Malı götüreceğiz kimse hesap sormayacak. Buna ne diyeceğiz ‘Hayır’ İnancımız da buna ‘Hayır’ der. Ahlakımız da buna ‘Hayır’ der. Demokrasi kültürümüz de ‘Hayır’ der. ‘Hayır’ demenin ne kadar büyük hayırlar yarattığını hepimizin bilmesi lazım.” (DİHABER)