AK Parti’nin 15 yıllık iktidarı süresince çalışma yaşamında yapılan düzenlemelere bakıldığında iyileşmelerin daha çok sermaye sınıfının lehine yapıldığı görülüyor. Her seçim “Taşeron kadro” vaadi veren AK Parti Hükümeti döneminde taşeron işçi sayısı 5 kat artarak 2 milyona dayandı. Emeklilik yaş sınırı ise artırılarak mezara bırakıldı. “Modern kölelik” olarak adlandırılan “Özel İstihdam Büroları” Meclis’te yasallaştı. Asgari ücret sermaye ve sarı sendikaların ortaklığında yine yoksulluk sınırının altında kaldı. İşçiler sermaye karşısında o kadar güvencesizleştirildi ki Soma, Ermenek ve Torunlar gibi yaşanan iş cinayetlerinde 18 bin işçi yaşamını yitirdi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Şaziye Köse, referanduma giden Türkiye’de “Evet” çıktığı takdirde çalışma yaşamında yaşanabilecekleri değerlendir. Köse, böyle bir durumda hükümetin 2002 yılından bu yana işçi ve emekçi aleyhine çıkarttığı yasalarla yetinmeyeceğinin altını çizdi.

‘İKTİDAR KIDEM TAZMİNATINI KALDIRMAYI PLANLIYOR’

Referandumda “Evet” çıkması durumunda, işçi ve emekçilere yönelik saldırıların artarak devam edeceğini belirten Köse,“İktidar, kamu emekçilerinin bağlı olduğu ve 657 olarak da bilinen Devlet Memurları Yasası’nı değiştirip emekçilerin iş güvencesi ile işçilerin tek güvencesi olan Kıdem Tazminatı’nı kaldırmayı planlıyor” dedi.

“Evet çıkması durumunda geleceği tek cümle ile özetleyebilirim” diyen Köse, şöyle devam etti: “Yaptıkları yapacaklarının garantisidir. Yapılanlar ön habercilerdir. Çok daha büyük saldırılara maruz kalacağımız da ortada. Bunun ipuçlarını aslında şimdiden yaşıyoruz. ” Neoliberal rejimin yeni inşasının kamusal alan üzerinden sürdürüldüğünü ifade eden Köse, yine kamusal alanın sermayedarların alanı olarak açıldığını söyledi.

‘EN BÜYÜK SALDIRI BURADAN GELECEK’

İşçi ve emekçi haklarına yönelik saldırıların başladığını dile getiren Köse, “Kimi başlangıçları yapıldı ama tam anlamı ile bu alanlar metalaştırılmadı. Tam olarak siyasileşip, ticarileştirilemedi. Fakat yaptıklarına baktığımızda, önümüzdeki süreçlerde bu alanların tamamının metalaştırılacağından eminiz. Çünkü en büyük saldırı buradan gelecek” diye belirtti.

‘KÖLELEŞTİRİLME SALDIRILARI İLE YÜZ YÜZEYİZ’

Köse, 16 Nisan referandumunda “Evet” çıkması durumunda işçi ve emekçilerin tamamen sistemin köleleştirme saldırıları ile yüz yüze kalacağının altını çizerek, şunları aktardı: “Bu kadar yetkinin bir kişinin ukdesinde olması bir kere başlı başına bir sorun. Örneğin bir talimatla sizin sendikalarınızı kapatabilirler. Örgütlülüğümüzü sonuna kadar ortadan kaldırabilirler. Yine bir KHK ile örgütlenme hakkından tutun, grev hakkı, toplu sözleşme yapama hakkı bir bütün olarak KHK ile ortadan kaldırılabilir. Şimdi bütün bunlara baktığımızda 16 Nisan’dan sonra işçilerin ve emekçilerin tamamen köleleştirilmesi saldırısı ile yüz yüzeyiz.”

‘İŞ GÜVENCEMİZİ ELİMİZDEN ALMALARINI ENGELLEMELİYİZ’

İktidarın kamu emekçilerinin bağlı olduğu ve 657 olarak da bilinen Devlet Memurları Yasası’na gözünü diktiğini vurgulayan Köse, referandumdan sonra saldırıların bu alandan geleceğini kaydetti. Köse, “Yaptığımız bir genel çalıştayda durum açığa çıktı. Çalışma Bakanı kendisi çıkıp ‘Artık 657 falan yok. Siz hep güvenceli mi çalışacaksınız? 3 yıl çalışın çekin gidin başka iş arayın’ dedi. Bu bir varsayım değil artık. Bunun tüm hazırlıkları yapıldı. Referandum öncesi elbette ki bunu çıkarmaları mümkün değil. Ama referandum sonrasın da biz 657’nin tamamen ortadan kaldırılacağının farkındayız ve iş güvencemizi korumak içinde çırpınıyoruz. Yani iş güvencemizi elimizden almalarını engellemeliyiz” şeklinde konuştu.

‘SERMAYE VE REİS ANLAŞTI’

Sermaye ile AK Parti ya da “Reis” ülkede bulunan tüm çalışanların mutlak anlamda güvencesizleştirilmesi ve sermaye güçlerine muhtaç hale getirilmesi üzerine anlaştığına işaret eden Köse, şöyle devam etti:

“Şimdi sermaye eğer kendi krizi için bu ülkede bir faşist diktatörlüğün kurulmasına onay verip rıza gösteriyorsa burada sorulması gereken soru şudur; AKP iktidarı ya da ‘Reis’ ile bir uzlaşı yapmaları lazım. Buna onay vermeleri için. Çünkü faşist bir diktatörlük sermayenin işine gelmez. Çünkü bu yeniden kaos, yeniden çatışama demektir. Bu da sermayenin işine gelmez. Öyle ise ne üstünden anlaşmış olabilir bunlar. Sermayenin karlılık tekelinin sürekli dönebilmesi için bir şey üzerinde anlaşmış olmaları gerekiyor. Buda elbette ki bu ülkenin tüm çalışanlarının mutlak anlamda güvencesizleştirmeye tabi tutulması ile mümkündür. Onunda bütün ön adımları şuanda gerçekleşti. Olan bitene doğru bir gözle baktığımızda aslında bütün bu işten atmalar, ihraçlar hem toplumu hem kamu emekçilerini kitlesel olarak işten atılmalarına zemin hazırlama gibi görünüyor. Yapılanlar buna zemin hazırlıyor.”

‘İŞÇİ HAREKETİ KRİTİK BİR SÜRECE GİRDİ’

Emek alanına yönelik saldırıların devam edeceğini vurgulayan Köse, “Onun için referandumun emek ve işçi hareketi açısında anlamı çok kritik. Elbetteki siyasal ve toplumsal hayat için de çok kritik noktaları var. Ama işçi hareketi noktasında çok önemli bir sürece girmiş durumda. Onun için biz KESK olarak hem kendimizi hem de işçi hareketinin tamamının ‘Hayır ’demesi gerektiğini söylüyoruz. Ve bu çağrıyı yapmaya devam ediyoruz” dedi. (Salman Gözelyuz – DİHABER)