İstanbul Tabip Odası (İTO), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), sağlık meslek örgütlerinden ve insan hakları savunucusu kadınlar 58’inci gününe giren ve giderek yaygınlaşan süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine ilişkin İTO’da basın toplantısı düzenledi.Salona “Cezaevleri açlık grevi 58. Gününde… Yeni acılar yaşamak istemiyoruz” pankartı asıldı.

TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türkiye’nin açlık grevini en iyi bilen ülkelerden biri haline geldiğini söyledi. Fincancı, “80’li yıllarda İrlanda bu yolu açmış olsa da, nitekim uluslararası belgelerin ortaya çıkmasına öncülük etmiş olsa da, ağır acıların yaşandığı açlık grevleriyle karşı karşıya kaldık. 21.yüzyıla girdiğimizde cezaevindeki katliamlarla karşı karşıya kaldığımızda çok ağır, fakat farklılık gösteren açlık grevi süreçlerini de yaşadık. Biz bu süreçte 96 açlık grevlerinde, açlık grevleriyle birlikte derinleşen, bilgimiz çerçevesinde en azından yeni sakatlıklar ve ölümlerin olmaması için bu süreçte birtakım önemli katkılar sağlayabilir miyiz? diye önemli çalışmalar yaptık. B1 vitamini açlık grevindekilerin kullanabilmesi ve böylece kalıcı sakatlıkların önleyebilecek bir mekanizma oluşturduk” dedi.

‘SAĞLIK DURUMU BİLGİLERE DAİR SIKINTILAR VAR’

Bu dönemin ağır bir dönem olduğunu dile getiren Fincancı, “Onun üzerinden geçen 17 yıllık sürede Türkiye’de ne yazık ki olumlu bir gelişme yerine tam tersine daha baskıcı, daha sınırlayıcı, uzlaşmanın ortadan kalktığı bir dönemden geçiliyor. Tam da referandumun olduğu dönemde gündemin bu kadar dönüştürülmesinin içinde yaşadıkları hak ihlallerini dile getirmek isteyen insanlar, sesi duyulmaz oldu. Bunun için bedenlerini kullanmak zorunda kalan insanların şu anda var oldukları durumun bilinmesi gibi sıkıntıların olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü daha önceki açlık grevlerinde tüm olumsuzluklara, tartışmalara cezaevleri katliamlarına rağmen açık bir kapı olduğu ve devletle bir tartışma süreçlerinin olduğu dönemleri de yaşadık. Şu anda hiçbiri yok. Şu anda açlık grevi yapan insanların sağlık durumu ile bilgilere dair çok ciddi sıkıntılar var” dedi. Fincancı, ayrıca açlık grevindekilere yönelik B1 Vitaminin sınırlandırıldığını da kaydetti. Fincancı, son olarak açlık grevi yapanların seslerinin duyurulmasını isteyerek, “Yeni ölümler ve sakatlıklar olmasın” çağrısında bulundu.

‘BÜTÜN COĞRAFYA İÇİN DEMOKRASİ İSTİYORLAR’

İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin de, insan hakları savunucuları olarak açlık grevi dönemlerine şahit olduklarını hatırlatarak, “Açlık grevleri hiç olmasın istiyoruz, ama geldiğimiz noktada arkadaşlar başka yapacak şeyleri olmadığı için bedenlerini açlık grevine yatırdılar” dedi. Açlık grevine girenlerin taleplerine dikkat çeken Keskin, “Bütün bir coğrafya için demokrasi istiyorlar. Eğer bir çözüm yolu olacaksa bu taleplerin dikkate alınması gerekir” diye konuştu. Keskin son olarak, “Cezaevlerindeki açlık grevleri onurumuzu ve vicdanımızı temsil ediyorlar. Demokrasi için ölmeyi göze alıyorlar, bunun için destek olmamız lazım” dedi.

KESK İstanbul Şubeler Platformu adına konuşan SES Şişli Şubesi Kadın Sekreteri İpek Deniz ise, “Süreç ne olursa olsun birinci talebimiz yaşam hakkıdır” dedi.

‘41’İ KADIN TOPLAM 217 TUTUKLU AÇLIK GREVİNDE’

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. İncilay Erdoğan ise, tüm kurumlar adına ortak metni okudu. Şubat’tan bu yana başlayan açlık grevlerine dikkat eden Erdoğan, cezaevleri ve tutuklu sayısını şu sözlerle paylaştı: “23 farklı cezaevinde 41’i kadın olmak üzere toplam 217 mahpusun süresiz-dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. Açlık grevleri 58. gününe girdi ve ciddi sağlık sorunları, sakatlıkların ortaya çıkacağı kritik eşiği geçti. Süresiz dönüşümsüz girilen açlık grevlerinden farklı olarak, Türkiye cezaevlerinde 15 Mart 2017 tarihinden itibaren 5’er günlük dönüşümlü açlık grevleri devam ediyor. 22 Mart 2017 günü süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan Van F Tipi’ndeki 29 mahpus 1 Nisan’dan beri dönüşümlü açlık grevine devam ediyorlar.”

‘YENİ YARALAR OLMASIN’

Açlık grevine giren tutuklulara yönelik hiçbir iyi niyet adımının atılmadığını belirten Erdoğan, “Dünya Tabipler Birliği’nin açlık grevlerine ilişkin Malta Bildirgesi’nde de vurgulandığı gibi bağımsız gözlemcilerin sürece müdahil olmasının önünün açılmaması ülkemizde hala yaralarını saramadığımız onca açlık grevinin acısına yenilerinin eklenmesi anlamına gelecektir” diye konuştu.

“Cezaevlerinde; tecrit uygulamaları, her türden keyfi muameleler, işkence ve kötü muamele iddiaları, sürgün ve sevk uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, ağır hasta mahpusların tedavi edilmemesinin yanı sıra tahliye edilmemeleri gibi sıralayabileceğimiz çok sayıda sorun bulunmaktadır” diye sözlerine devam eden Erdoğan, bu nedenler ile taleplerinin kabul edilmesini istedi.

TALEPLER SIRALANDI

Erdoğan, örgütler olarak taleplerini şöyle sıraladı: “Açlık grevinde bulunan mahpusların düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve TTB tarafından görevlendirilecek hekimlerin cezaevlerinde muayene yapmaları sağlanmalıdır. Talepleri ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın zaman geçirmeksizin iletişime geçmesi ve bu taleplerin konuşulması amacı ile başta milletvekilleri olmak üzere hak, hukuk ve sağlık örgütleri temsilcileri ile görüşmeler yapılması, bağımsız heyetlerin cezaevlerinde inceleme ve ziyaret yapmalarına izin verilmelidir. Sakatlıkların önlenmesi için mahpuslara mutlaka su, tuz şeker ve karbonata ek olarak B1 vitamini temin edilmesi ve ekte sunduğumuz bilgi ve izlem kontrol listelerinin avukatlar aracılığıyla hızla yaygınlaştırılmalıdır.”

Erdoğan, son olarak; Türkiye’nin açlık grevleri tarihinde yaşanmış acılara yenilerinin eklenmemesi konusunda tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırarak, sözlerini Şair Yannis Ritsos’un, “yeryüzünün yara izlerini el birliği ile kapatıp, ağaçlar diktiğimizde, top mermilerinin açtığı çukurlara, ruhumuzda açılacak yeni yaralar olmasın diyoruz” sözleri ile sonlandırdı. (DİHABER)