Tutsak Suruç gazisinden mektup

Tutsak bulunan Suruç gazisi Şerife Erbay, 4 Mayıs’ta Urfa Hilvan’da görülecek dava öncesinde gönderdiği mektupta, “20 Temmuz 2015’den bu yana sürdürdüğümüz adalet mücadelemizin şiarı olan ‘Suruç için adalet herkes için adalet’ diyen tüm halkları omuz başımızda görmek istiyoruz. Vicdan sahibi herkesi katliamı planlayanlardan, göz yumanlardan, yeni katliamlara zemin hazırlayanlardan hesap sormaya çağırıyorum” dedi.

Bursa Kapalı Kadın Hapishanesi’nde tutsak bulunan Suruç gazisi Şerife Erbay, 4 Mayıs’ta Urfa’da görülecek Suruç katliamı davası öncesinde ETHA’ya mektup göndererek duyarlılık çağrısı yaptı.

Erbay, Bursa’da yürütülen bir soruşturma kapsamında 10 kişiyle birlikte 3 Nisan günü gözaltına alınmış ve 7 günlük gözaltı sürecinin ardından tutuklanmıştı. Suruç katliamı davasında müşteki olduğu halde ilk duruşmaya katılamayacak olan Erbay, gönderdiği mektupta, adalet mücadelelerine destek çağrısı yaptı.

Şerife Erbay’ın mektubu şöyle:

“Yol hep vardır, aslolan yolculuktur

Kimi olaylar yaşanır ve hayatımızın seyri değişir, değişmek durumunda kalır. Suruç katliamı yalnız katliamı yaşayanların yaşamını altüst etmekle sınırlı kalmadı, Türkiye halklarının eşitlik, demokrasi ve özgürlük talebinin bastırılmasının başlangıcı yapıldı.

Yol hep vardır, aslolan yolculuktur bizler için. Savaşta yerle bir edilen Kobane’nin yeniden yaşanılası bir kente dönüşmesi, savaşın acı gerçeğiyle kan ve gözyaşı renginde yüzleşmek zorunda kalan Kobaneli çocukları oyuncaklarla, kitaplarla, tiyatroyla ve elbette dupduru bir kahkahayla buluşturmak için yüreği halkların barışından ve özgürlüğünden yana atan yüzlerce insandık yola çıkarken. En çok da insanca bir yaşamı, mutluluğu, umudu çocukların gülüşünde görenlerdik.

Bizler hayalimizi gerçek kılmak için, hakikatle buluşmak için düşmüştük Kobane yoluna. Ölmek, öldürmek, tecavüz etmek, kentleri yerle bir etmek, doğayı yaşam alanlarını tahrip etmek, çalmak çırpmak için çıkmadık yola. Halkımız demokratik, eşit ve barış içerisinde yeni yaşamı inşa ederken, Kürt, Türk, Laz, Çerkes vd halklarından biz gençleri “Hoşgeldiniz, yalnız değilmişiz iyi ki varsınız” sevinciyle kucaklamalarını düşleyerek vardık Amara Kültür Merkezi’ne. DAİŞ çetelerince kadınlara, kız kardeşlerimize uygulanan tecavüz, şiddet zihniyetine karşı genç kadınlar olarak ellerimizi uzatarak “Kurtuluşunuz kurtuluşumuzdur” diyecek olmanın heyecanlıyla yüklüydük. Gülümsemeyi unutan, yaralı, annesiz-babasız, oyuncaksız, evsiz, yani kimsesiz çocuklarımızın “kimsesi” olma coşkusuyla her birimiz kendi çocukluk anılarımıza uzandık yol boyu. Kısacası yollara düşen yüzler olarak düş kurduk.

Suruç’ta katil DAİŞ çetesi 33 insanımızın ölümüne sebep oldu. Onlarcamız yaraladı, hepimizde onulması güç ruhsal yaralar açtı. Aramızdan koparıp alınan 33 kardeşimiz, arkadaşımız, sevgilimiz, anne babamız şahsında kendimize düş yolcusu dedik.

Bizler 33 düş yolcusunun aramızdan alınışı karşılığında nefes alma şansını yakalayanlarız. Gencecik ömürlerden arta kalan yaşam haklarını adeta bize bahşetti 33’ler.

Geride kalan katliam tanıklarından biri olarak duyarlı insanları, demokratik kitle örgütlerini, Suruç, Ankara, Diyarbakır, Antep, Reina gibi katliamlara karşı olanları 4 Mayıs’ta başlayacak olan Suruç katliamı davamızı sahiplenmeye çağırıyorum. 20 Temmuz 2015’den bu yana sürdürdüğümüz adalet mücadelemizin şiarı olan “Suruç için adalet herkes için adalet” diyen tüm halkları omuz başımızda görmek istiyoruz. Gülüşleri, bakışları, heyecanları bir an olsun aklımızdan çıkmayan 33 düş yolcusu için, yeni katliamların yaşanmaması ve geleceğimiz için 4 Mayıs’ta Hilvan’da olalım. Vicdan sahibi herkesi katliamı planlayanlardan, göz yumanlardan, yeni katliamlara zemin hazırlayanlardan hesap sormaya çağırıyorum.”

(ETHA)

 




One thought on “Tutsak Suruç gazisinden mektup

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir