10 Ekim Ankara Katliamı davasının 3’üncü duruşması ikinci gününde 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Duruşmada katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralı kurtulanlar ve avukatlar hazır bulundu. Davayı HDP ve CHP milletvekilleri yanı sıra çok sayıda izleyici katıldı. Sanık avukatları dün görülen duruşmada çevik kuvvet polislerinin bir önceki duruşmada ailelere saldırdığı gerekçesiyle salona alınmasını talep etmişti. Bugün yapılan duruşmada salonda güvenliği jandarma sağlarken, polisler alınmadı.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Ardından müştekileri beyanları alındı. Müştekilerin konuşmaları sırasında zaman zaman duygusal anlar yaşandı.

‘BİZ HEP BARIŞ İSTİYORDUK, İSTEYECEĞİZ DE’

Katliamda yaşamını yitiren Ali Deniz’in eşi Asiye Deniz, konuşmakta güçlü çekti. 8 çocuk annesi Deniz, mahkeme heyetine şu soruları yöneltti: “Bu caniler neden hala cezalarını çekmiyorlar? Tüm mitinglerde arama vardı da bir barış mitinginde neden tedbir yoktu? Sonsuza kadar hakkımı helal etmiyorum. Herkes iki dakika gözünü kapatsın ve kendisini bizim yerimize koysun… Biz hep barış istiyorduk isteyeceğiz de. Kimse ölmesin. Sonsuza kadar şikayetçiyim.”

‘HAREKET EDEN YARALILAR GAZ BOMBASINDAN ÖLDÜ’

Sendikası Haber Sen ile mitinge katılan Ayla Eyüboğlu da, miting alanında polislerin olmamasına dikkat çekti. “Bu güne kadar birçok eylem ve mitinge katıldım ancak hiçbir zaman bu kadar tedbirsiz bir eylem görmedim” diyen Eyüboğlu, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “ölümlerde gaz bombası etkili olmadı” şeklindeki raporuna tepki gösterdi. Yaralılara müdahale etmeye çalışırken polislerin üzerlerine gaz bombası attığını hatırlatan Eyüboğlu, “Birçok yaralı gördüm nefes alıyordu, hareket ediyorlardı ancak polislerin gazlı müdahalesinin ardından hepsi yaşamını yitirmişti” diye belirtti. Eyüboğlu, tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu beyan etti.

Mitinge İstanbul’dan katılan sağlık öğrencisi Silopoli Barış Aydemir de, “Patlamadan sonra 1 yıl boyunca eğitime devam edemedim. Memleketime Silopi’ye gittim. Orada da sokağa çıkma yasağı başladı. Yasaktan kaynaklı tedavi olamadım. Mitinge katılma sebebim, mitingin kendi ismimi taşıması” dedi. Aydemir, “Bu sanıklar zaten ceza alacak önemli olan katliamı bunlara yaptıranların ceza alması” diye ekledi.

SANIK METİN AKALTIN MÜŞTEKİLERİ TEHDİT ETTİ

Müştekilerin konuşmaları sırasında sanık Metin Akaltın’ın salonda bulunanları tehdit etti. Katliamda yaşamını yitiren Özmen Gökhan Arpaçay’ın ablası Reyhan Urgancı’nın beyanı sırasında sanık Metin Akaltın salona dönerek parmak sallayıp tehditte bulundu. Bunun üzerine müştekiler tepkilerini bağırarak dile getirdi. Müşteki avukatları sanık Akaltın’ın tehdidin kayıtlara geçmesini talep etti.

‘KATLİAM POLİTİK ÇÜNKÜ POLİTİK ÖNCÜLERİ DE VURDU’

İstanbul’dan üyesi olduğu sendikası Haber Sen ile birlikte mitinge katılan Kamber Alyüz de, katliamın ülkede ki politik öncüleri de hedef aldığını söyledi. Alyüz, “Sendikalarımızın öncüleri oradaydı. Bombalı eylem ‘Barış’ isteyen herkesi vurdu ama orada yılların birikimiyle olgunlaşmış öncüleri vurdular. Bu saldırının politik bir yönünün olduğunu da düşünüyorum ben, çünkü bu saldırıda bu ülkenin politik birikimi olan insanları da vuruldu” diye konuştu.

‘KİM ZARAR GÖRÜYOR BARIŞTAN?’

Müştekilerden Zekine Kırtekin de, özellikle saldırı sonrası polisin müdahalesine dikkat çekti. “Katliam gününden sonra nefes alamadım” diyerek, duygularını dile getiren Kırtekin, “18 gün arkadaşlarımdan haber alamadım, televizyonları açtırmadılar bana evde. Bebekliklerini bildiğim çocukların öldürüldüklerini öğrendim. Ben bu polisler, askerler de öldürülmesin diye oradaydım. Kim zarar görüyor barıştan” ifadesini kullandı

‘SİYASİ KONJOKTÜRÜNDEN BAĞIMSIZ DEĞERLENDİRİLEMEZ’

Müştekilerden Gülay Korkutan ise, yargılamanın o günün siyasi konjonktüründen bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Hükümetin tutumlarına işaret eden Korkutan, şunları söyledi: “Bunların hepsi bir şekilde ucundan tutmuş bu işin, ceza da alacaklar, ama asıl önemli olan o gün orada olan bizim güvenliğimizi almayanlar. MİT binası, emniyet binası dibimizdeydi. ‘400 milletvekili verin kaosu bitirin’ diyenleri sorgulamadan, ‘burayı kan gölüne çevireceğiz’ diyenleri, IŞİD’e ‘öfkeli çocuklar’ diyenleri sorgulamadan bu davayı çözemeyiz. Başta emniyet müdürlüğü, içişleri bakanlığından ve tabii ki şu önde oturan asalaklardan şikayetçiyim.”

‘ÇOCUKLARINIZIN YÜZÜNE BAKACAK YÜZÜNÜZ OLSUN’

Müştekilerden Deniz Beydilli ise, sanıklara dönerek şunları söyledi: “Ey maşalar, zavallılar, sadece acıyorum size, raf ömrünüz doldu, çok kısa sürede bertaraf edileceksiniz. En iyisi gerçeği söyleyin, size kim yardım etti, kim kullandı, kim emir verdi? Bunları söyleyin de vicdanınız rahatlasın. Çocuklarınızın yüzüne bakacak yüzünüz olsun… Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm hükümet yetkililerinden ve emniyet görevlilerinden şikayetçiyim. En son da bu maşalardan şikayetçiyim. Kimseye öfkem yok, o öfkeyi kuşanırsam bunlara benzerim.”

Müştekilerin konuşmaları ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Duruşmaya saat 13.30’da devam edilecek.  (DİHABER)

10 Ekim Davası: Polisin gazından ölenleri gördük!