HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ve İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’den oluşan HDP’nin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) heyeti, konseyin kararına ve karardan sonra yaşanan tartışmalara ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Kararı değerlendiren heyet, konseyde “Evet” oyu kullanmalarına yönelik eleştirilere yanıt verdi.

İlk olarak HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü konuştu. HDP’nin tutumunun bulandırıldığını söyleyen Kürkçü, Bahçeli dün yaptığı grup toplantısı konuşmasında, bir karardan dolayı aynı anda hem AB’yi hem Avrupa Konseyini hem de tüm Avrupa’yı hedef aldı. Bunca cahilliği karşısında şaşırdım. Olay, Avrupa Konseyi’nde geçiyor. Biz Avrupa Konseyi üyesiyiz ve TBMM, buraya 18 üyeden oluşan bir delegasyon gönderiyor. Biz de HDP olarak 2 asil ve 2 yedek üye şeklinde katılıyoruz. Avrupa Konseyi Avrupa’nın insan hakları merkezidir. Ne AB gibi ticaretin meseleleriyle ilgileniyor ne de NATO gibi silahla, işgalle ilgileniyor. Konusu insan, insan hakları, demokrasi, idamsız bir Avrupa. Türkiye buraya kendi rızasıyla üye oldu, 1950’den beri kurucu üye. 1 yıldan bu yana da en çok para veren ülkelerden. Kimse Türkiye’yi zorla almadı, konsey Türkiye’yi işgal etmedi” diye konuştu.

Kürkçü, karara dair, “Türkiye 2004’te gözlem sürecinden çıkmıştı. Bu yıla kadar da diyalog sürecindeydi. Hem 2015 7 Haziran seçimleri sonrasında alevlenen çatışmalar hem de 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kitlesel insan hakları ihlal süreciyle karşı karşıya kalmamız sonucu bu tartışma yeniden başladı. Yani tartışma esasen Türkiye’nin insan haklarını askıya alması sonrasında tüm temel hakların ihlal edilmesi ve Türkiye hükümetinin verdiği sözleri yerine getirmemesiyle ilgilidir” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’DEN İSTENENLER

Kürkçü, konseyde Türkiye’den istenenlerin şunları olduğunu ifade etti: “Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına son verilmesi, tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması, OHAL’in kaldırılması, kitlesel temizliklerin sona erdirilmesi, OHAL inceleme komisyonunun göreve başlaması, tutukluluk hallerindeki istisnai durumların kaldırılması, avukat görüşlerine izin verilmesi, el konulan mal mülkün geçici olduğu kabulüyle yargı denetimine açılması, kamu görevlilerine cezasızlık getiren yasanın değiştirilmesi, cezasızlığa son verilmesi, işkenceyi önleme komitesinin raporunun üzerindeki yasağın kaldırılması, gazeteciler ve insan hakları savunucularının serbest bırakılması, ifade özgürlüğünün önünün açılması, Terörle Mücadele Kanunu’nun değiştirilmesi.”

‘EVET DEDİĞİMİZ İÇİN GURUR DUYUYORUZ’

Kürkçü, Türkiye’nin siyasi denetime alınmasını destekledikleri için gururlu olduklarını söyledi. Kürkçü, “Türkiye’nin yeniden gözlem statüsüne alınmasına evet dedik. Bu kararımız için gurur duyuyoruz. Çünkü biz milletvekili olurken yemin ettik. İnsan haklarının böylesine ayaklar altına alındığı bir dönemde Türkiye’nin bizzat kurucusu olduğu bir insan hakları kurumunda Türkiye’nin hukuksuzluklarının giderilmesi yönünde alınan karara hayır diyen milletvekilliği yemininden ayrılmış olur. Anayasaya sadakatte ısrarlıysak yapmamız gereken, AKPM’de evet demek olmalıydı” diye konuştu.

‘AKPM’DE MİLLİ MAÇ OYNANMIYOR’

Kürkçü son olarak, “AKPM’de bir milli maç oynanmıyor, bir savaş yapılmıyor. Kendi siyasi eğilimlerimize göre gruplara dağılıyor. Biz Birleşik Sol’un üyesiyiz. AKP ve MHP çeşitli sağ gruplara üye. Dolayısıyla tartışmalar bu gruplarda yapılıyor. TBMM’de nasıl oy kullanıyorsak Konsey’de de öyle oy kullanıyoruz. AKP’li üyeler bulundukları grubun hiçbir üyesini ikna edememişken gruptaki meslektaşlarına ne diyecekler? Onların Türkiye düşmanı olduklarını haçlı olduklarını söyleyecekler mi?” ifadelerini kullandı.

Ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, insan hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye’yi düzenli periyotlarla izlemek anlamına gelen “Denetim Süreci” lehinde oy kullanan milletvekillerine “İslamofobik” ve “haçlı zihniyeti” diye hakaret etmelerine tepki gösterdi. Kerestecioğlu, “2004’ten bugüne Türkiye’yi desteklemiş milletvekillerinin neden bu kararı verdiğini aslında çok iyi biliyorlar; ama bilmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Türkiye’nin baskıcı yönetiminden memnun olanlar ise yalnız Erdoğan’a benzeyen Avrupalılar, yani başından beri Türkiye’yi AB’de istemeyenler” diye konuştu.

“AKP’nin istediği, insan hakları kriterlerini dikkate almadan yalnızca Avrupa ile ekonomik ilişkiler içinde olmak. Böylece Ortadoğu’da ‘patron’ olmak” diyen Kerestecioğlu, şöyle devam etti: “AB’nin özelleştirmeler, serbest ekonomiyle ilgili, yani halkın cebinden çalmakla ilgili tüm önerilerini hemen uygulayan AKP, insan hakları konusundaki uyarıları ise hiç dikkate almıyor. Şirket devletini, insan haklarını gözetmeden yönetmek istiyor.”

‘CHP İÇİN DERİN ÇIKARLAR ÜSTÜN GELDİ’

CHP’nin tutumunu da eleştiren Kerestecioğlu, dokunulmazlıkların kaldırılmasını hatırlatarak, “Nasıl bir yıl kadar önce CHP, dokunulmazlıklarla ilgili düzenleme için ‘anayasaya aykırı ama evet’ dediyse, bugün de Avrupa Konseyi’nde ‘evet insan hakları ihlalleri var ama Türkiye’nin daha yakından izlenmesine hayır’ dedi. Belli ki yine, bazı derin çıkarlar, Türkiye vatandaşlarının çıkarlarından üstün geldi ve CHP Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve Avrupa Konseyi üyeliğini tamamen işlevsiz hale getiren bir karar verdi” ifadelerini kullandı.

Kerestecioğlu, Türkiye’deki basın ve düşünce özgürlüğünü gündeme getiren bir rapora hayır diyen Sosyalist Enternasyonel’in de üyesi olan CHP’nin düştüğü durumu kendisinin değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

‘HAKLARI ÇALINANLARIN TEMSİLCİSİ OLDUK’

Kerestecioğlu, son olarak şunları söyledi: “Biz Konseyde, hakları çalınmış vatandaşlarımızın temsilcisi olduk. Barış çağrısı yaptığı için 1 yıl 3 ay hapis cezası alan Ayşe Öğretmen’in, Berkin Elvan’ın, Prof İbrahim Kaboğlu’nun temsilcisiydik, AKP’nin atadıkları tarafından koltukları çalınan ve hapse atılan seçilmiş belediye başkanlarımızın, ihraç edilen öğretmenlerin temsilcisiydik, biz her türlü şantaja, tehdide rağmen diz çökmeyen Türkiyeli onurlu insanların temsilcisiydik. Ve her zaman insan haklarından, insan onurundan daha yüksek bir çıkar olmadığını, tek sorumluluğumuzun yurttaşlarımızın selameti olduğunu savunacağız. Ayrıca biz, ‘Türkiye’de yaşar, Avrupa’da şaşar’ şeklinde politika yürüten bir parti de değiliz. Barış ve demokrasiyi, evrensel prensipleri tüm dünya halkları için savunan bir Partiyiz. Ve Türkiye’de yaşanan bütün hak ihlallerine karşı, tıpkı referandumda olduğu gibi, Hayır, diyen yurttaşlarımızla birlikte yolumuzu yürümeye devam edeceğiz…”

‘TİCARET ALANINDA CİDDİ SIKINTILAR DURUYOR’

En son söz alan HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy da, özetle şunları söyledi: “‘AKPM kararını tanımıyoruz’ gibi açıklamaların geçerliliği yoktur. Türkiye Avrupa Konseyi üyesidir, kararlara uymak zorundadır. Uymazsa kriz derinleşir. Örneğin Türkiye’nin oy hakkı elinden alınabilir. Türkiye’nin alacağı tavra göre ya bu darboğazdan bu ülke çıkacak ya da kriz derinleşecek. Bunun zincirleme etkisi olacaktır, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde belirleyici olacaktır.

Ne istiyor AKPM, örneğin referanduma ilişkin Venedik Komisyonu ve AGİT raporlarının tespit ettiği sıkıntılara cevap üretmek. ‘Avrupa Konseyi kararını tanımıyorum’ demek, gümrük birliği konusunda da ciddi sıkıntılar demektir Türkiye bu katı tavrında devam ederse ticaret alanında da ciddi sıkıntılar önümüzde duruyor.

ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK

Türkiye, sistematik olarak uyguladığı hak ihlalleri yüzünden Avrupa liginde küme düşmüştür ve izleme sonrası sürece girip tekrar izleme sürecine dönen ilk ülke olmuştur. Bu noktadan çıkmanın yolu ahkam kesmek, sağa sola bağırıp çağırmak değil, aklı selim ile demokratik reformları gündeme almaktır.

Bunun bu hükümete faturaları olacak ama bu hükümetin yanlışları yüzünden geniş kesimler de ciddi sıkıntıları yaşıyor. Tarımda, ticarette ciddi sıkıntılar var. Şu an gümrük birliği tartışmalarını insan hakları kriterlerine bağlamayı düşünüyorlar. Mevcut durum buyken hükümet afra tafrayı bir köşeye bıraksın, o konseye üyesiniz, bu konseyden atılmaya kadar gidebilecek bir süreçtir.

Biz HDP olarak hem içeride hem dışarıda üzerimize düşeni yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.” (DİHABER)