İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, iş insanlarına yönelik FETÖ soruşturmasında tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’yı, önceki sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tahliye etti. Cezaevlerinde 323’ü ağır olmak üzere 905 hasta tutukluyu görmezden gelen hakim ve savcılar, Kavurmacı’nın Acıbadem Hastanesi’nden aldığı raporu inceleyerek cezaevi koşullarının 2005 yılında Post Viral Ensefalit atağı sonucu “Epilepsi” tanısı konulan Kavurmacı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirterek tahliyesine karar verdi.

Hasta tutsakların tahliyeleri bir yana tedavilerinin dahi yapılmadığı böylesi bir dönemde Kavurmacı’nın tahliye edilmesinin “çifte standart” olarak yorumlanıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK üyesi ve İstanbul Hapishane Komisyonu Dönem Sözcüsü Mine Nazari, “Hapishanelerdeki bu çifte standart insanlık adına utanç vericidir” dedi.

‘ÜZÜNTÜYÜ BENLİĞİMİZDE HİSSETTİK’

Hasta tutuklular arasında 31 epilepsi hastası olduğunu belirten Hapishane Komisyonu Dönem Sözcüsü Mine Nazari, “Dün akşam saatlerinde, bu haber medyaya düştüğünde, yüzlerce hasta mahpus ve onların yakınlarının yaşadığı üzüntüyü tüm benliğimizde hissettik” dedi. İnsan hakları savunucuları olarak yıllardır hasta mahpusların sesi olmak için meydanlara çıktıklarını söyleyen Nazari, “Her türlü yetkiliye ulaşıp sorunları aktarırken karşılarında yıkılmaz bir duvar olarak duran duyarsızlık sonucunda onlarca hasta mahpusun tabutlarını hapishanelerden almak zorunda kaldık. Bugün hala yüzlerce ölümün kıyısında gezinen hasta mahpus çırpınırken, bir hasta mahpusumuzun bile son dönemlerini sevdiklerinin yanında geçirebilmesi için salıverilmesiyle uğraşırken ve bunu başaramamışken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın ‘uyku apnesi, epilepsiyi tetikleyici duruma sebebiyet verebilir’ gerekçesi ile tahliye edilmesi bizce bu toplumun vicdanında derin bir yara açmıştır” dedi.

‘UTANÇ VERİCİDİR’

Nazari, “Kanser hastalığının, ağır kalp rahatsızlıklarının ya da iki eli de kopuk olduğu için kendi işlerini yapamaz halde olan hasta mahpusların tek kişilik hücrelerde, hastane, tedavi ve her türlü tıbbi yardımdan uzak tutulmaları, bırakınız tahliye edilmelerini doktora bile çıkartılmadıklarını bilenler olarak bu adaletsizlik karşısında çok üzgünüz, umutsuzuz. 3 ayda 21 kilogram kaybeden ve nedeni bile bilinemeyen hasta mahpusun testlerinin bile yaptırılmadığı hapishanelerdeki bu çifte standart, insanlık adına utanç vericidir” diye konuştu.
“Ülke 15 Temmuz 2016’dan beri FETÖ ‘darbesi’ adı verilen bir senaryo sonucunda OHAL ile yönetilirken, kendilerine en büyük düşman ilan ettikleri FETÖ’cülerden biri olduğu belirtilen ve 15 yıl hapsi istenen Kavurmacı sırf kendi belediye başkanlarının damadıdır diye mi serbest bırakılmıştır. Sol görüşlü ya da demokrat akademisyenler KHK’lar ile ve ipe sapa gelmez ‘FETÖ-PKK’ suçlamasıyla aylardır işinden, aşından, özgürlüğünden edilmişken, gerçek bir Fethullah Gülen taraftarına yönelik bu uygulama manidardır” diyen Nazari, hiç kimsenin cezaevinde tutulmasını istemediklerini; ancak yanlı ve çifte standarta tahammül etmek zorunda olmadıklarını aktardı.

‘RAPORU OLMASINA RAĞMEN HALA MAHPUSTALAR’

ATK’ların 75 yaşındaki, birçok hastalığı olan tutuklulara bile “tahliye edilemez” raporu verdiğini ifade eden Nazari, “TMŞ’de bu yaştaki insanları gayet rahat ‘terörist’ ilan edebilmekteyken, ATK’nın bile tahliye edilebilir raporu verdiği onlarca mahpus hala hapishanelerde tutulurken, Kavurmacı’ya verilen rapor özel bir hastane olan Acıbadem Hastanesi’nin raporudur ve tahliyesine yeterli olmuştur. Zaten bu bile her şeyi açıklamaya yeter!” dedi. Birçok hasta tutuklu için ‘tahliye’ kararı verildiğini vurgulayan Nazari, “Ne yazık ki hala tahliye edilmemiş olup, hastalıklarının belki de son dönemini yaşamaktadırlar” diye belirti.

‘TÜM ZİNDANLAR BOŞALTILSIN’

Son süreçte içeride ve dışarıda çok yükselen hak ihlallerinin olduğuna dikkat çeken Nazari, “Bizler İnsan Hakları savunucuları olarak bu hak ihlallerinin ve özgürlükleri ortadan kaldıran tüm uygulamaların karşısında olmaya devam edeceğiz. Hedefimiz elbette tüm zindanların boşalmasıdır ama yıllardır mücadelesini yürüttüğümüz hasta mahpusların derhal serbest bırakılması talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz, sonuna kadar meydanlarda olacağız. Hak, özgürlük ve adalet konularında sınıfta kalan bu ülkede bize düşen sonuna kadar mücadele etmekse evet edeceğiz” diye konuştu. (Sadiye Eser – DİHABER)