Cumartesi Anneleri 632.Hafta: “Biz bitti demeden bu davalar bitmeyecek”

Gözaltında kaybedilişlerinin üzerinden geçen çeyrek asırda Hüseyin Yaman ve Soner Gül için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, 632. buluşmalarında birkez daha cezasızlık politikalarına tepki gösterdi. Hükümetin kayıp dosyalarını zamanaşımına uğratmaya çalıştığına dikkat çeken Cumartesi Anneleri, “Biz bitti demeden bu davalar bitmeyecek” dedi.

Cumartesi Anneleri 632. hafta buluşmasında gözaltında kaybedilişlerinin üzerinden çeyrek asır geçen Mehmet Soner Gül ve Hüsamettin Yaman için adalet istedi.

“Failler belli kayıplar nerede?” yazılı pankartla Galatasaray Meydanı’nda biraraya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını ve karanfiller taşıdı. Pankartın üzerine barışı simgeleyen beyaz tülbent seren Cumartesi Anneleri’nin eylemine CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.

‘BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEZ’

Gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in ağabeyi İrfan Bilgin, 632 haftadır adalet için buluştuklarını ifade etti. Kenan Bilgin dosyasının zamanaşımına uğradığına dair kendilerine haber verildiğini söyleyen Bilgin, “Kenan Bilgin dosyasının kapatılmasına gerek duyulmuştur” dendiğini belirtti. Gözaltında kaybedilenlerin dosyasında tanıkların ve mevcut delillerin olmasına rağmen dosyaların kapanmasına tepki gösteren Bilgin, “Demek ki bu dosyalara bakmıyorlar. 20 yıl sonra ailelerini arayıp kapattıklarını söylüyorlar” dedi. Mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Bilgin, “Biz bitti demeden bu dava bitmez. Kanımızın son damlasına, son nefesimize kadar mücadele edeceğiz” dedi.

YAMAN: ONLAR ÖLÜMDEN YANA BİZ YAŞAMDAN

Hüsamettin Yaman’ın gözaltında kaybedildiğinde henüz 22 yaşında olduğunu ifade eden ağabeyi Feyyaz Yaman, “25 sene oldu. Hüsamettin ve Soner’i yok ettikleri tarihten bu zamana, tıpkı diğer kayıplarımızın davasında olduğu gibi yıllarca peşinde olduğumuz davaların sonlandırılır mı diye bekledik. Ama umudum yok. Çünkü hukuk özlemi insanlık özlemidir” diye konuştu. Yaman ve Gül’ün faillerinin ismini sıralayan Feyyaz Yaman, “Piyonu, uygulayıcısı, karar vereni özneleri olanlar tarafından yok edildiler” ifadesini kullandı. Galatasaray Meydanı’na işaret eden Yaman, “Bu mekan bu duyguların bellek ve hafızalarına meydan olarak kazındı. Burayı kazıyamayacaksınız. Onlar ölümden yana biz ise yaşamdan” diye belirtti.

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Türkiye tarihinin katliamlar tarihi olduğunu vurguladı. Dün Silopi’de iki çocuğun panzer altında kalarak yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tanrıkulu, hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın aileyi aramamamısını eleştirdi. “Ölümleri kanıksatıyorlar” diyen Tanrıkulu, infaz uygulamalarının da devam ettiğini söyledi. Tanrıkulu ayrıca ’68 devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 45. ölüm yıldönümü olduğunu hatırlattı ve ölümlerin değil yaşamın olduğu gelecek günleri dilediğini ifade etti.

‘BU ÇEŞME ZULME DİRENMEKTİR’

Dersim Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel’in Galatasaray Meydanı’na gönderdiği mektup okundu. Mektubu okuyan kayıp yakını Maside Ocak, Cumartesi Anneleri’nin sesine ses olmak için Mazgirt’te bir çeşme yapıldığını söyledi. Ocak, Tekin’in mektubundan şu sözlerle devam etti: “Ağır baskı, sömürü ve direnişlerin coğrafyasında, kırklar mekanının eteğinde Mazgirt Belediyesi ve halkı olarak azıcık da olsa bir katkımız olmuş ise ne mutlu bize. Bu çeşme başta 12 Eylül darbesi olmak üzere tüm darbelere karşı olduğumuzun ifadesidir. Bu çeşme zulme ve zulüm edenlere karşı direnmektir.

Bu çeşme çığlıkları gökyüzünü yararken sesleri duyulmayanların sesine ses katmaktır. Bu çeşme iktidarların Cumartesi Anneleri’nin sesine kulak vererek onların gözyaşlarının dinmesi ve bir daha hiçbir annenin ağlamamasına ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına bir taleptir.”

632. buluşmanın basın metnini Ümit Efe okudu. “Kayıplarımızdan, adalet talebimizden ve insanlık onurumuzdan vazgeçmeyeceğiz!” diyen Efe, “22 yaşındaki Hüsamettin Yaman İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisiydi. Genç bir cam sanatçısı olan Hüsamettin sanata, edebiyata, müziğe meraklıydı. Öğrenci hareketi içinde yer aldı. Pankart taşımak suçlamasıyla 15 gün kadar cezaevinde kaldı ve 6 Eylül 1990 tarihinde tahliye oldu” dedi. Mehmet Soner Gül’ünde 21 yaşında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi olduğunu söyleyen Efe, “Üniversite eğitimi için Mersin’in Değirmendere köyünden İstanbul’a geldi. Öğrenci hareketi içinde yer aldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği üyesiydi. Bu nedenle gözaltına alındı, ağır işkence gördü ve ölümle tehdit edildi. İçişleri Bakanlığı’nın iddiasına göre 10 Mart 1991 tarihinde Malatya’da yakalanan A.N. isimli şahsın sorgudaki ifadesinde ismi geçtiği için polis tarafından aranıyordu” ifadesini kullandı.

‘HÜSAMETTİN VE SONER’İN GÖZALTINA ALINDIĞI KABUL EDİLMEDİ’

Hüsamettin Yaman’ın 2 Mayıs 1992’de evinden çıktığını ve ağabeyi Feyyaz Yaman’ın işyerini bir arayan bir kişinin “Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade’ de gözaltına alındı. Hayatlarından endişe ediyoruz. Bir an önce polise başvurun” dediğini söyleyen Efe, Yaman ve Gül Aileleri önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ardından devletin ilgili tüm kurumlarına başvurdu. Hüsamettin ve Soner’in gözaltına alındığı kabul edilmedi. Girişimlerini sürdüren Yaman Ailesi 2 yıl boyunca polis takibinde tutuldu” diye konuştu.

19 Aralık 2011 tarihinde özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın infazlar ve kayıplarla ilgili itiraflarının yayınlandığına dikkat çeken Efe, Yaman ve Gül’ün gözaltına alındıktan sonra ormanlık bir alanda sorgulandıklarının ve infaz edildiklerinin bu itiraflarda yer aldığını kaydetti. Çarkın’ın infaz edilen Gül ve Yaman’ın son sözlerinin “insanlık onuru işkenceyi yenecek” olduğunu söylediğini ifade eden Efe, “Bu beyanların ardından Yaman Ailesi yeniden suç duyurusunda bulunarak, dosyanın tekrar açılmasını istedi. Ayhan Çarkın’ın ifadesine rağmen Ankara-İstanbul arası gidip gelen dosya, örgütlü suçlar kapsamından çıkarıldı ve devlet memuru suçları bürosuna iade edildi. Bugüne kadar dosyada bir ilerleme sağlanamadı. 25 yıldır savcılar meslekleriyle ilgili uluslararası kural ve ilkeleri çiğnedi. Etkin bir soruşturma ve adil bir yargılamanın gerçekleştirilmesini sağlamak için harekete geçmedi” dedi.

‘CEZASIZLIK SON BULANA KADAR BU DAVA BİZİM İÇİN KAPANMAYACAK’

25 yıldır Galatasaray Meydanı’nda, Yaman ve Gül’ün gözaltında kaybedilmesinden İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polisler Ali Osman Akar, Şefik Kul, Ali Çetkin, Ayhan Özkan, Ahmet Sakarya, Hasan Erdoğan, Baki Avcı, Fikret Işınkaralar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Genel Müdürü Yılmaz Ergün, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ve Başbakan Süleyman Demirel”in sorumlu olduğunu haykırdıklarını vurgulayan Efe, şu sözlerle devam etti: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün akıbetlerini ve bulundukları yeri açıklığa kavuşturmak yükümlülüğünü yerine getirmedi. Bu suçu gerçekleştiren ya da suça göz yuman tüm fail ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmedi. Yaman ve Gül Ailelerinin adalete ve hakikate ulaşma haklarını engelledi. Mehmet Soner Gül ve Hüsamettin Yaman dosyalarındaki cezasızlık son buluncaya kadar bu dava bizim için kapanmayacak.”

Cizre ve Silopi’de buluşmalarını gerçekleştiremeyen kayıp yakılarının da sesi olduklarını ifade eden Cumartesi Anneleri, Sur’da katledilen Diyarbakır Eski Baro Başkanı Tahir Elçi’nin hayatını kaybetmesinin üzerinden 75 hafta olduğunu hatırlattı. Kayıp yakınları, Elçi dosyasını takipçisi olacaklarını vurguladı. (ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir