Gayrimeşru diktatöre karşı meşru direniş – Ziya ULUSOY

 

 

 

Erdoğan, yeni tipte faşist diktatörlüğün kurucusu ve sembolü olan bir diktatördür.

Kendisi ve Saray çetesi için bunun, maddi, kariyersel ve manevi devasa kazanımlarının bilincinde olduğu için, durmaksızın yeni saldırılar ve hileler yapıyor ve diğer faşist müttefiklerine göre duraksamadan hareket ediyor.

Kendi diktatörlüğünü anayasal statüye kavuşturarak ileriye doğru kalıcılaştırmada, zor ve hile uyguladı.

16 Nisan’ı önceleyen 2 yıllık süreçte Erdoğan’ın uyguladığı sınırsız faşist zor ve zindan, referandumun “evet” yönünde sonuçlandırılmasını zaten gayrimeşrulaştırmıştı.

Fakat diktatör bununla da yetinmedi, mühürsüz zarf-pusulalara dolayısıyla sahte pusulalara sahte evet oyları vurdurarak hile yaptı. Böylece hileyle evet’i çok göstererek anayasal statüsünü elde etti. YSK’yi da tehditle tetikçilik yaptırarak sonucu kesinleştirdi. “Atı alan Üsküdar’ı geçti”, “maçın skoru değil, sonucu önemlidir” alaycılığı bunun ifadesi oldu.

Ardından hızla AKP’ye de başkan olma ve HSYK atamalarını yapma sürecini ve Şengal-Rojava’ya hava savaşını başlatarak sonuçlandırmayı hedefledi ve OHAL’i uzattı.

Ne yapmalı?

Herşeyden önce, Erdoğan faşizmine ve Erdoğan’a hayır diyen geniş kitleler var. Değişik siyasi çizgilerin etkisi altındaki bu kitlelerin büyük çoğunluğu, diktatöre ve statüsünün anayasallaştırılmasına hayır diyerek, Erdoğan faşizmine karşı bir eğilim içine girdiğini gösterdi.

Demokratik ve devrimci güçler, diktatöre hayır diyen bu geniş kitleyi mücadelelere seferber etmekle yükümlüdür.

Hayır oyu eğilimi yansıtıyor ama elbette bu eğilimdeki kitlelerin hangi mücadelelere nasıl katılacaklarını göstermeye yetmiyor. Ayrıca bu kitlelerin antifaşist eğilimde olanları ve bu yola girmeye başlayanlar çoğunluğu teşkil etse de, örgütlü olanları bir hayli küçük azınlığını oluşturuyor. Yalnızca Kürt Özgürlük Hareketi’nde ve emekçi sol partilerde örgütlü olanları değil, bunlarla birlikte demokratik sendika ve kitle örgütlerindekilerle birlikte örgütlü kitleler azınlığı oluşturuyor.

Ama ileri kitle ve antifaşist güçler, kendileri etrafında bu örgütsüz kitleyi, onların Erdoğan faşizmine karşı olma duygu ve istekleri yönünde seferber edebilirler, etmelidirler. Bu konudaki öncü ve ileri kararlılık, devrimci inisiyatif, Erdoğan faşizminin kaderini tayin etmede belirleyici rol oynayacaktır.

Bunun ilk işareti 1 Mayıs gösterilerinde belirdi. Bu yılki 1 Mayıs, katılım, yaygınlık ve coşku açısından geçen yılı geri bıraktıysa, önceleyen mücadeleler yanı sıra, 16 Nisan’da demokratik eğilimli kitlelerin kendi güçlerinin genişliğinin farkına varmalarının özgüveni ve cesareti bunda rol oynadı.

Diktatör Erdoğan, gayrimeşruluğu ve hileyi yokmuş göstererek, Üsküdar’ı geçtiğini ilan etti ve hemen statü ve güç kullanarak saldıralara devam ediyor. En son 25 Nisan’da Şengal ve Qereçox’a hava savaşı düzenledi. Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve bütün demokratik güçlere, savaşı tırmandırarak gözdağı vermek ve darbe vurmayı büyütmek bir amacıysa, diğer amacı “yanlışlıkla” peşmergeyi vurarak KDP’yi kendisine köle yapmak ile savaş şovenizmini boca ederek diktatöre hayır diyen kitleyi tereddüte düşürmektir.

Diktatörü, yalnızca doğrudan müttefikleri Bahçeli ve Perinçek güçlendirmekle kalmıyor.

Hayır diyenler içinden CHP de, gayrimeşru ve hileli sonucu tanıyarak, kitlenin öfke ve isteğini sönümlendirmek istiyor.

16 Nisan gecesi, herkesi evine göndermeye çalışan “sokakla işimiz olmamalı” diyen CHP, Baykal eliyle, 2019 başkanlık seçimini göstererek, diktatörün Şengal ve Qereçox savaş bombardımanına “geç bile kalındı” desteğini sunarak, hayır diyen kitleyi diktatör ve devlete sessizce boyun eğdirmeye ve uzlaştırmaya çalışıyor.

Diktatör Erdoğan, yanına Bahçeli-Akar-Perinçek’i alarak ve koltuk değneği olarak CHP’yi kullanarak, nasıl ki duraksamadan saldırıyorsa, diktatöre karşı demokratik güçlerin de tereddüt etmeden diktatörü ve diktatörlüğünü yıkmak amacıyla yürümesi zorunludur.

Özgürlükler için, haklar için, diktatörün faşist tasfiyesini engellemek için, Kürde ölüm kusan kirli savaşı önlemek için, tekil-kısmi-genel bütün mücadelelere kitleleri seferber etmemiz ve bu mücadelelerde diktatör Erdoğan’a hayır şiarını 16 Nisan’ın ortaya çıkardığı kitlelerin bilinci ve iradesine dönüştürerek Erdoğan faşizmini yıkmayı tartışılmaz hedef haline getirmeliyiz.

Bu hat, gayri meşru Erdoğan faşizmine karşı fiili meşru mücadele hattıdır ve faşizme karşı mücadelede tereddütsüz kararlılıktır. Bu hattaki her başarı ve başarıların birikimi, diktatöre hayır diyen kitleleri mücadele saflarına çekmekle kalmayacak, Erdoğan faşizminin zor’una karşı devrimci zor’u bedel ödeyerek inşa eden devrimci güçlerin fedakar çabasıyla birleşecek. Erdoğan faşizmini yıkmaya ve halklarımızın özgür geleceğini inşaya bizleri götürecektir.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir