Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra işlerine geri dönmek için 60 gündür Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destekler dalga dalga yayılıyor. Gülmen ve Özakça’ya destek olmak için İstanbul, Dersim, Ankara ve yurtdışında yapılacak birer günlük açlık grevi eyleminin startını dün İstanbul Kadıköy’de verildi. “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladığı için tutuklanan ve sonrasında serbest bırakılan Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Yardımcı Doç. Dr. Esra Mungan, destek eyleminin ilk açlık grevcisi. Mungan, Gülmen ve Özakça’nın durumunu ve KHK ile yapılan ihraçların ardından üniversitelerin durumunu değerlendirdi.

‘DAYANIŞMAK İÇİN AÇLIK GREVİNDEYİZ’

Üniversitelerdeki hukuksuzluk ve baskı politikalarına dikkat çeken Mungan, KHK ile 150 bin kamu çalışanın ihraç edildiğini hatırlattı. ülmen ve Özakça şahsında ihraç edilen emekçilerin durumuna değinen Mungan, dayanışma amacıyla dönüşümlü birer günlük açlık grevine başladığını belirtti.

‘BARIŞTAN VE YAŞAMDAN YANAYIZ’

Başka il ve yurtdışından da eyleme destek olduğunu ifade eden Mungan, “KHK özgürlükleri yok eder ve işlerini elinden alır, diyoruz. Yaşamdan yanayız. Bu iki insanın eylemi 60’ıncı gününde. Semih Özakça 15 kilo kaybetmiş durumda. Nuriye Gülmen’de kilo kaybı yaşamış durumda. Biz, ölümlere yeter diyoruz. Bizim barış bildirimizde oydu. Biz ölüm güzellemesini de istemiyoruz. İktidar ölümü güzelleyen bir dilden konuşuyor, biz buna karşıyız. Biz barıştan ve yaşamdan yanayız. Özgürlüğe ve adalete açız” diye konuştu.

Gülmen: Ölmek değil, bir çığlık olmak istiyoruz

‘BUGÜN YAPILANLAR 12 EYLÜL’DE YAPILMADI’

Açlık grevi eylemine ilişkin hızlı bir karar aldıklarını sözlerine ekleyen Mungan, şöyle devam etti: “Her gün bu genç bedenler daha çok zayıflıyor ve ölüme yaklaşıyor. Bundan dolayı çok hızlı karar aldık ve uygulamaya koyduk. Belki bir kartopu gibi bu tür eylemler büyür. Belki de bu meşaleyi başkaları alır. Dayanışmayı kurmak için bu eylemi yaptık.” Açlık grevi başlattıkları yerlerde yurttaşlar ile OHAL, şiddet ve hukuksuzluk ortamında “Nasıl bir yaşam kurmak istiyoruz” şeklinde bilgi alışverişinde bulunacaklarını vurgulayan Mungan, şöyle dedi: “Belki buralarda da farklı şeyler üreteceğiz. Şu an Türkiye’de yüz binlerce kamu emekçisi bir gece KHK’ları ile işten atılıyor. Kendilerine mektup dahi gitmiyor. 12 Eylül’de en azından mektup giderdi. Bir PDF dosyasında insanlar isimlerine bakıyor. Bu katiyen olağanlaştırılamaz. Bu olağanüstüdür, bu OHAL’dir ve buna hayır diyoruz.”

‘KRAL ÇIPLAKTIR DEMEK İÇİN’

Girdiği açlık grevini “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisiyle özdeşleştiren Mungan, “Barış bildirisine nasıl o imzayı attıysam bu da öyle bir şey. Yanlış bir şeyin yanlış olduğunu ifade edebilmek gerekir. Gece yarısı bir KHK ile öğretmenlerin, genç akademisyenlerin işten atılması kabul edilemez. Onlarla o açlığı paylaşmak, bütün OHAL koşullarına rağmen her insanın görevidir. Kral çıplaktır ve bu yanlıştır demek gerekir. Bunu yapmaya da devam edeceğiz” dedi.

‘TÜRKİYE MUAZZAM KAYBEDECEKTİR’

İhraçlar ile üniversitelerin bilimden uzaklaştığını da ifade eden Mungan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, muazzam kaybedecektir. Ülkenin yüzde yüzü kaybedecektir. Çünkü, üniversiteler özgür olmak zorundadır. Şu an ihraç edilen hocalar, inanılmaz kaliteli hocalardır. Öğrenciler o hocaların derslerinden mahrum kalmış durumda. Bu o çok büyük bir kayıptır. Türkiye’de YÖK’e rağmen şaşırtıcı derecede evrensel düzende bilim üretimi var. Bu potansiyelin altına dinamit bırakıldı. Bu Türkiye için muazzam bir kayıptır. Çünkü, hakiki bir üniversite kurum inşa etmek çok uzun zaman alan bir şeydir. Yıkmak her zaman çok kolay olmuştur. Bu ülkede birçok inşa olmuş kurum vardı. Ama bunlar şu an yavaş yavaş üniversite olmaktan çıkmış durumdadır. İsmine üniversite diyemeyeceğimiz 200’e yakın kurum olacak. Onlara artık üniversite denilemeyecek. İşimizi tutkulu bir şekilde yapan insanlar olarak, bilimsel bilgi üretimi ve paylaşımını farklı farklı mecralarda sürdüreceğiz.”

Artık üniversite sözcüğünün kullanılamaz hale geldiğine dikkat çeken Mungan, “Ama biz devlet dairesi değiliz. Üniversite üniversitedir” dedi. Gülmen ve Özakça ile dayanışmanın daha da büyütülmesi gerektiğini dile getiren Mungan, referandumla ortaya çıkan “Hayır”ın daha da büyütülmesi çağrısında bulundu. (DİHABER)

İhraç edilen akademisyenlere destek için açlık grevi başlatıldı