Kazanan Oy Veren Değil Sayan Oldu** – Hilmi TOY

 

 

 

 

Anayasa referandumu gibi güncel olduğu kadar tarihsel, tarihsel olduğu kadar siyasal önemde bir seçimi geride bıraktı ülkemiz. Yurttaşlık bilinci ve sorumluluğuyla seçimini yapmalıydı insanlarımız. %85 gibi yüksek bir katılımla sandığa gitti insanlar. Sandık, seçim demek ki insanların yaşamında önemli bir yer tutuyor. Siyasal temsilcilerinin çağrısına bir yanıt veriyor. Demokratik hakkını kullanıyor. Bugün için bu önemli.

Peşinen belirtmek gerekir ki referandum seçimi koşullar ve olanaklar bakımından hiçte eşit olmayan koşullarda yapılan bir seçimdi. OHAL’li bir Anayasa ve OHAL’li bir Referandum bunu anlatmaya yeter aslında. Bu eşitsizliği derinleştiren, koşulları ağırlaştıran bir başka durum ise ‘Hayır Cephesi’ bakımından seçilmiş  Eş başkanlar ve vekiller, belediye başkanları ve binlerce ‘Hayır’ çalışanının gözaltı ve tutuklama rüzgarının en sert biçimde estirilmesi, sandık görevlilerinin görevden alınması, meydanların, salonların yasaklanması gibi koşullarda yapılan bir seçim olması. Buna rağmen tam bir irade savaşıyla başabaş giden bir sonuç oldu.

Hele seçim sonuçlarından sonra en çok tartışılan, meşruluğu tümüyle geçersiz diye tartışılan, son anda daha sandıklar açılmadan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) “mühürsüz zarf ve pusulaların geçerli olduğu” na ilişkin kararıyla her şey ayan beyan açığa çıktı. Sayım sonucu sandıktan ‘Hayır’ çıktığında iptal için, ‘Evet’ çıktığında garantiye almak için bir son karardı. Nerden bakılırsa bakılsın ‘Evet’ i garantiye alan bir düzenleme ve seçimdi. 12 Eylül’ün hala meşruluğu tartışılsa da yürürlükte olan 82 Anayasa’sının yapıldığı referandum koşullarının benzeri koşullara ve içeriğe sahipti 16 Nisan Anayasa Referandumu. 82 Anayasasının ruhu da zihniyeti de yaşatıldığını test etti. Sonuçta her iki referandumun ortak paydası olan iktidar ve devlet olanaklarıyla ‘Evet’ çok az bir farkla önde ilan edildi. Böyle olunca da ‘meşruluğu’ ve ‘geçerliliği’ en çok tartışılan seçimlerden biri oldu. Bu sistemde, bu düzende ne yazık ki oy veren kadar, bundan daha çok oyları sayanın önemli ve belirleyici olduğu bir kez daha görüldü. Ve oyları veren değil sayan kazandı.

Herşeyle birlikte ve herşeye rağmen seçimin sonuçlarına baktığımızda ne görülmeli? ‘Evet’çiler tam bir ‘Pirus Zaferi’ kazandı. Mağlup olmanın, yenilginin zaferini kazandılar. AKP-MHP-BBP ‘Evet Cephesi’ olarak “Tetikçilik” te birleştiler. Tam bir ittifakla koalisyon kurdular. Koalisyonlara karşı olanlar koalisyonu savundu ve oluşturdu. Ne var ki bu yama tutmadı. Bu cephe normal seçimlerde aldıkları oyların toplamından, yüzdesinden çokça aşağıda bir oy alıp yüzde tutturabildi. Hazin bir düşüş yaşadılar. Parti kulislerinde yaptıkları hesap sandıkta tutmadı. İttifakları kendilerini aynılaştırıp tek tiple birleştirse de seçmeni, halkı birleştiremedi bu kez. MHP AKP’leşti ya da tersi. Ciddi oy kaybı yaşadılar. Hepsi birlikte bir önceki seçimin AKP’si oldu. Birleşmeleri, ittifakları, birbirine iltihakları, birbirinin kaybını gideren, birbirinin söküğünü diken oldu, o’da devlet resmiyetinin ilanıyla, hepsi o kadar. Seçmen ‘Evet’e ‘Evetçilere’ sandıkta ‘kırmızı kart’ gösterdi. Kimileri ‘sarı kart’ diyor gönülleri hoş tutmak için olsa gerek. Kimse kimseyi kandırmasın halklarımız herşeye rağmen kırmızı kart gösterdi.

‘Hayır Cephesi’ ‘Evetçileri’in tek rengine karşın çok renkliydi. Toplumun hemen her kesimini ‘toplumsal uzlaşma’ denen zeminde kapsadı. Verili koşullar içinde küçümsenmeyecek önemli bir duruşla buz dağının arkasını gördü, gösterdi. Özgür ve eşit olmayan koşullarda yürüttüğü çalışmayla oyları kadar iradelerini yansıtarak oy oranlarını yüzde olarak arttıran oldu. Sandığa ‘Hayır’ girip, ‘Evet’ çıksa/çıkarılsa da kazanan ‘Hayır’ oldu. Kim ne derse desin, resmiyet kabul etmese de gerçekte kazanan ‘Hayır’dı. ’Geleceği değiştirmek elimizde’ diyen ‘Hayır’cılardı kazanan. En kötü ihtimal %51-52 ‘Hayır’dır sandıktan çıkan. Bunun hakkını vermek, değerini bilmek gerekir.

Burada bir yanılgıyı, geliştirmek istenen yanlış bir algıyı, yaratılan yanılsamayı da belirtmekte yarar var. Resmiyet kabul edilen  ‘Evet’ oylarının bölgede arttığı ve ‘Evet’ e geçit verdiği tezi. Bu tez, bu görüş çok zorlama ve hedef şaşırtmadır. Kimilerinin yaptığı gibi bölge oylarını ‘günah keçisi’ göstermekse tam bir aymazlık ve safsatadır. İlginçtir, bölgeden yüzde yüz ‘Hayır’  bekleyen batıdan, kendi şehrinden, mahallesinden beklemiyor. Kendi söküğünü dikemeyen terzi gibi, günahı bölgenin üstüne yıkmaktır bu. Sanki batıda var olan sınıf farklılığı, inanç ve düşünce farklılığı, ekonomik çıkar ilişkileri, yandaş-kaymak tabakası bölgede yok, olamaz gibi toptancı ve inkarcı bir yaklaşım. Kendi sorumluluğunu, yetmezliğini, hata ve yanlışını başkasına atmak kolay. Yapılan tam da budur. Siz siz olun böylesi yanlışa düşmeyin, böylelerine inanmayın, kanmayın.

Sonuç olarak hemen herkesin bir biçimde ifade ettiği gibi ‘Hayır’ bir son değil, başlangıçtır. Umutlu olmakta, umut etmekte haklıyız. Umut insanda demekte yerden göğe kadar haklıyız. ‘Enseyi karartmadan’ umudu diri tutup soldurtmadan özgürlük, demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesinde yeni başlangıçlar yapmasını başarmak gerekir. ‘Hayır’ın ortaya çıkardığı olanakları ve yakaladığı potansiyeli doğru tarzda toparlayıp birleştirmenin, kapsayıcı yol ve yöntemlerini, güçlendiren araçlarını ‘ezberi bozmak’ pahasına bulmakta cesur olunmalı. Tam da ‘ ya yeni bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol açacağız’ demenin zamanı. Unutmamalı ne ekilirse o biçilir. Şimdi hasat zamanı.

 

** Yaklaşık 1 yıldır tutsak olan sayfamız yazarlarından Limter-İş Eğitim Uzmanı Hilmi Toy’un yazısı,  cezaevinden elimize yeni ulaşmıştır…


ÖNCEKİ YAZILARI..

Haziran’da Yaşam, Haziran’da Direniş, Ölmek de Nesi? – 04.06.2016

“BİR GÜL YETİŞİRDİM, ERKEN SOLDU O GÜL, ONU KALBİMİZE GÖMDÜK” – 26.05.2016

HALK OZANLARI GELENEĞİNDE BİR OZAN AŞIK MAHSUNİ – 18.05.2016

SOMA HEM DÜNDÜR HEM DE BUGÜN – 13.05.2016

İŞTE BÖYLE AZİZİM! – 04.05.2016

BUGÜN BAYRAM, 1 MAYIS KUTLU OLSUN! YEK GULAN PİROZ BE! – 01.05.2014

1 MAYIS’A 5 KALA BİR ADIM İLERİ İKİ ADIM GERİ – 28.04.2016

ADIM ADIM 1 MAYIS’A GİDERKEN – 19.04.2016 

ELMA GÜZELİ: BEN YAZMAKTA GECİKTİM, SİZ OKUMAKTA GECİKMEYİN – 11.04.2016

SİYASAL BİR DEPREME İHTİYAÇ VAR MI?   – 31.03.2016

KEM TALİHİ MEMLEKETİN, İNSANIMIZIN KEM TALİHİ “AH ADALET”  – 23.03.2016

SCA İŞÇİSİNİN YÜZÜ GREV YÜZÜ  – 12.03.2016

DEVLET VE DEVLETLÜ HALLERİ HALKIN – 23.02.2016

DERDİN AL DERMANI OL  – 12.02.2016

YAZIYOOOR, YAZIYOOOOR, “SOKAK HABERLERİ TUTUKLANDI” YAZIYOOOOR! – 06.02.2016

Günlerden Güne Ad Olanlara…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir