Her partiyi ziyaret et, HDP hariç! – Koray DÜZGÖREN

Belki de dokunulmazlıkların kaldırılmasındaki rolü nedeniyle duyulan utanç buna engel oluyor. Kim bilir?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu partinin genel merkezinde ziyaret etti.

Kılıçdaroğlu bu ziyaretinin nedenini ise şöyle açıkladı:
“Bir nezaket ziyaretidir; ama Türkiye’nin geleceği konusundaki karşılıklı endişelerimizi paylaştık.”

CHP Genel Başkanı’nın yüreği geniş, siyasi meşrepi oldukça esnek…
Türkiye’nin geleceği söz konusu olunca hemen her partiyle, her kuruluşla görüşüyor.
Endişe paylaşmak ve Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olunca akan sular duruyor.
Hiç bir kompleks duymadan MHP Genel Başkanı ile de görüşüyor. AKP Genel Başkanları ile zaten görüşüyor. Hakkında o kadar laf ettiği ve asla gitmem dediği Erdoğan’ın Sarayı’nı bile ziyaret edip Erdoğan’ın elini sıkıyor, kahvesini içiyor.

Bence iyi de yapıyor. Toplumsal barış adına güzel hareketler bunlar!
Amma her işin bir püf noktası var.
Kürtlere gelince iş değişiyor.

Kılıçdaroğlu bu güne kadar bırakın nezaket ziyaretini, durumun çok nazik olduğu, hassas ve vahim olduğu durumlarda bile HDP’yi ziyaret etmedi.
Yardımcıları ya da başka bazı CHP yöneticileri, milletvekillerinin ziyaret ya da görüşmeleri olmadı değil, oldu. Haklarını yemeyelim.
Duyarlı bazı CHP milletvekilleri içinde genel merkezlerinin yaklaşımlarına aykırı davrananlar çıktı. Onları da unutmayalım.
Ama Kılıçdaroğlu HDP’nin Eşbaşkanlarıyla oturup Türkiye’nin geleceği konusunda endişelerini paylaşmayı düşünmedi.
Sonra dokunulmazlıkların kaldırılması  kararına, “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek oy verdi ve HDP’nin Eşgenelbaşkanları ile 11 milletvekilinin tutuklanmalarını seyretmekle yetindi.

Sayılarını tam bilemiyoruz, her gün bir olmadı birkaç belediye eşbaşkanının görevden alınması ya da tutuklanması ile de hiç ilgilenmedi. İlgilenmiyor.
Milli iradenin bunca saldırıya uğraması karşısında “Ne olacak bu memleketin hali?” diye endişelenerek bu endişelerini paylaşmak üzere ülkenin üçüncü büyük partisini ziyaret etmekten bucak bucak kaçıyor.

Belki de dokunulmazlıkların kaldırılmasındaki rolü nedeniyle duyulan utanç buna engel oluyor. Kim bilir?
Son olarak çalıntı referandumun gayrımeşru sonucunu peşinen kabullenip yüzde 50’nin ötesine geçen ‘Hayır’ cephesinin parçalanmasına göz yumuyor.
Sonra, memleketin son genel seçimde yüzde 1 oy almış,  tek özelliği AKP’ye muhalefet etmek olan bir İslamcı muhafazakar partisine nezeket ziyaretinde bulunuyor.
Aklı sıra, Kürtleri dışlayarak ‘Hayır’ cephesinde birlik ve bütünlüğü sağlayacağının zannediyor.
Bu yolla Erdoğan’ı 2019 seçiminde yenilgiye uğratmanın kendince dahiyane hesaplarını yapıyor.
Kürtlerin ‘Hayır’ oylarını sırf Kürtler’in oyları diye açıktan kabule yanaşmıyor.
Buna karşılık birkaç yüzbinlik Saadet Partisi oyu ona daha meşru daha yakın görünüyor.

Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin, devletin öngörüleri doğrultusunda çizdiği bu yol doğrudur.
Aman Kürtlerle yan yana görünmeyin. Yoksa iktidar yüzü göremezsiniz!

(Artı Gerçek)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir