Hasta tutsak Mehmet Nur Çelebi serbest bırakılsın

Hasta tutsak Mehmet Nur Çelebi’nin durumuna dikkat çekilen 269. F Oturumu’nda, gözaltında kaybetme politikalarını sürdüren devletin hapishanelerde de tutsakların tedavilerini engellediği vurgulandı. Tutsakların tedavilerinin önündeki engellerin derhal kaldırılması istendi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için düzenlediği F Oturumu’nun 269.’su Mehmet Nur Çelebi için gerçekleşti.

Galatasaray Meydanı’nda biraraya gelen insan hakkı savunucuları, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür F Tipi Hapishaneler kapatılsın” yazılı pankartların yanısıra “269. Hafta F Oturması Mehmet Nur Çelebi serbest bırakılsın” pankartı açtı, hasta tutsakların fotoğrafları taşındı.

17-31 Mayıs’ın Kayıplar Haftası olduğunu hatırlatan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Nihat Göktaş, gözaltında kaybetme politikalarını sürdüren devletin aynı şekilde hapishanelerde de suç işlediğini kaydetti. Hasta tutsaklara onursuz aramaların dayatıldığını vurgulayan Göktaş, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini hatırlattı. Göktaş, “Tutsakların tedavilerinin önündeki engeller sürüyor. Bunlar derhal kaldırılsın ve tutsaklar serbest bırakılsın” dedi.

Mine Nazari ise Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yıldız’ın kayıplar haftasına ilişkin yazdığı şiiri okudu. Nazari, Hanife Yıldız’ın Anneler Günü’ne dikkat çektiği ve gözaltında evlatlarını kaybeden annelerin sitemlerini aktardı.

‘HASTALIKLARIMIN AŞAMASINI KONTROLLERE GÖTÜRÜLMEDİĞİM İÇİN BİLEMİYORUM’

269. oturumun basın metnini okuyan Leyla Hava Kaya, hasta tutsakların haklarını kullanamadığını vurguladı. Bu hafta 24 yılı aşkın süredir hapishanede olan Mehmet Nur Çelebi’nin durumunu paylaşacaklarını ifade eden Kaya, Çelebi’nin mektubunu paylaştı. Kaya, Çelebi’nin “Eklem iltihaplanması, kemik erimesi, kalp ve böbrek hastasıyım. Ayrıca ailemdeki genel yatkınlık nedeniyle ve bazen yaşadığım alevlenen solunum problemleri nedeniyle akciğer kanseri risk grubundayım. Eklem iltihaplanması teşhisi 1998’in Ocak ayında Yozgat Devlet Hastanesi’nde kondu. 2002 yılına kadar Yozgat Devlet Hastanesi’nde 2002’den 2016’ya kadar da Ankara Numune Hastanesi’nde takip ve kontrol altında tutuldum. 2003 yılından bu yana düzenli kullanmak zorunda kaldığım ilaç yüzünden 2 Eylül 2013’te konan teşhise göre kemik erimesi başladı. Kemik erimesinin hangi aşamada olduğunu kontrollere götürülmediğim için bilemiyorum” dediğini söyledi.

Çelebi’nin eklem iltihaplanmasına bağlı olarak 15 Şubat 2016 tarihinde konan teşhise göre sağ ve sol kalça eklemlerinde daralma tespit edildiğini belirten Kaya, altı aylık kontrol süresi dolan Çelebi’nin henüz kontrole götürülmediği için hangi aşamada olduğunu bilmediğini vurguladı.

Kaya, Çelebi’nin mektubundaki şu ifadeleri paylaştı: “Ancak ağrılarım çok arttı. Kullandığım ilaçlar gözlerimde görme kaybı ve sağ göz retinasında hala ne olduğunu bilemediğim bir problem yaşıyorum.

2005 yılında tespit edilen kalbimdeki minimal mitral yetmezlik var. Sol böbrekte taş, sağ böbrekte çift bağ dokusu problemlerim de var. Tüm bu hastalıklara karşı kullandığım ilaçların böbrek yetmezliğine de yol açabileceği üroloji doktoru tarafından ifade edilmişti. 30 Temmuz 2016 tarihinde getirildiğim Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yalnızca bir kez kemik iltihaplanması için Tekirdağ Devlet Hastanesi’nde muayene oldum. Kan ve idrar tahlili verdim, diğer kontrollerimi yaptıramadığım gibi tahlil sonuçlarını da alamadım. Hem yazılı hem sözlü başvurularım sonuçsuz kaldı. Böbreklerdeki çif bağ dokusu hariç diğer hastalıklarım hapishane koşullarında oluştu.”

Kaya, Çelebi’nin kendi sorunlarını anlatırken hastalıklarının teşhisinin yanısıra tedavisine ilişkin de detaylar verdiğini ve tutsakların doktorlarını kendilerinin belirleyememesinin yarattığı sıkıntıları yaşadığını kaydetti. Çelebi’nin tedavisi için gün ışığına, nemden etkilenmeyen ve yeterli oksijen alabileceği bir mekana ihtiyacı olduğunun altını çizen Kaya, “Ayrıca kış aylarında şiddetlenen eklem iltihaplanması hastalığının ağrıları için fizik tedavi süreci gerekiyor. Hasta mahpuslar ağır hasta ve ölüm sınırına gelmeden tedavileri yapılmalı ve ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Eylem, “Mehmet Nur Çelebi serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganlarıyla sona erdi. (ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir