Eğitim Sen’in KHK ve ihraçların baskısı altında gerçekleştirdiği 10’uncu Genel Kuruluna katılımcı olarak gelen, aynı zamanda Eğitim Sen’in kurucularından olan CHP PM Üyesi Yıldırım Kaya, ihraçlar, eğitim emekçilerine yönelik saldırılar ve gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kaya, Eğitim Sen’in Türkiye’deki kamu çalışanlarının en temel dinamiği olduğunu, siyasi iktidarın da Eğitim Sen’i devre dışı bırakmak için her yola başvurduğunu söyledi. “Laiklik ve bilimsel eğitimden uzaklaştırmanın bir tek yolu var. O da Eğitim emekçilerini bu sürecin dışına itmektir” diyen Kaya, Eğitim Sen’in yüzyıllık bir geleneğinin hedef alındığını belirtti.

‘EĞİTİM SEN’İN KURULUŞ FELSEFESİNE DÖNMESİ LAZIM’

“Eğitim Sen’in ilk kuruluş felsefesine yeniden dönmesi lazım” diyen Kaya, bunun da fiili ve meşru mücadele olduğunu aktardı. Kaya, “Eğitim Sen yasalara dayanan değil, yasaları aşan, yasaların ötesinde bir özgürlük alanını gerçekleştiren bir sendikaydı” dedi.

TÜRKİYE’NİN HER TARAFINI YÜKSEL’E ÇEVİRMEK LAZIM

İşlerinden ihraç edildikleri için önce oturma eylemi yapan, talepleri karşılanmayınca da süresiz dönüşümsüz açlık grevine giren ve açlık grevlerinin 76’ncı gününde tutuklanan Eğitim Sen üyesi Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın durumuna da dikkat çeken Kaya, KESK başta olmak üzere, diğer tüm demokrasi güçlerine büyük görevlerin düştüğünü ifade etti. “Türkiye’nin dört bir yanını Yüksel Caddesi’ne dönüştürmek mümkün” diyerek eylemlerin yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Kaya, Özakça ve Gülmen’in sadece kendileri için değil, bir bütün olarak ihraç edilen yüzbinler için ölüme yattığına dikkat çekti.

‘NURİYE İLE SEMİH’İN MÜCADELESİ ÖKSÜZ KALDI’

Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın direnişinin öksüz kaldığı tespiti yapan Kaya, kendileri dışında diğer siyasi partilerin yeterince eylemi sahiplenmediklerini savundu. Kaya, “Diğer siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, odalar bu sahiplenmeyi hak ettiği ölçüde gerçekleştirmediğini düşünüyorum. Yani hak ettikleri bir dayanışma ile karşılaşmadılar. Benim bilgim dahilinde 200 bine yakın ihraç ve açıkta olan insan var. Peki 2 kişi mi bunu sahiplenecek. Mesela barış akademisyenleri neden bu arkadaşların mücadelesini desteklemiyorlar?” diye sordu.

‘AYAĞIMIZA PRANGA DA VURACAKLAR’

Türkiye’nin açık cezaevine dönüştürüldüğünü söyleyen Kaya, “Bu ablukayı dağıtmazsak, Ankara’nın her yeri yarı açık cezaevine dönüştürüldü zaten. Bir tek ayağımızda prangalar yok. Bir müddet sonra ayağımıza prangalar da vurulacak. Bunu dağıtacak olan bizim örgütlü mücadelemiz. KESK ile Eğitim Sen burada motor güçtür. Eğitim Sen’in bu konuda daha atak davranması lazım” şeklinde konuştu.

‘YAPILMASI GEREKEN ASGARİ MÜŞTEREKTE YAN YANA GELMEKTİR’

16 Nisan referandumundan sonra ortaya çıkan “Hayır” cephesinin demokratik bir ittifak kurma zeminine sahip olup olmadığı hakkında da konuşan Kaya, demokratik bir ittifakın mümkün olabileceğini söyledi. Kaya, HDP ile CHP ittifakından çok, yüzde 53 oranında bir ‘Hayır’ cephesi olduğunu aktararak, “Yüzde 53’e yakın ‘Hayır’ cephesi var. Bunlar bir araya geldiler. Şimdi bunu bütünlüklü bir arada götürmek iradesini ortaya koymamız gerekiyor. Türkiye’de sistem değişmiştir. Türkiye’deki rejim değişikliğinin önüne geçebilmek için, bu sistem değişikliğinde yüzde 50 artı biri yakalamamız lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bunu tek başına yakalama şansı yoktur. HDP’nin de bunu tek başına yakalama şansı yok. Bunu da görüyoruz. Onun dışında rejim değişikliğine karşı duran insanların da siyasal hareketlerin de bunu tek başına yapma şansları yok. O zaman yapılması gereken asgari müşterekte yan yana gelmektir. CHP, HDP ve diğer siyasi partiler bunu önlerine bir görev olarak koymalılar” ifadelerini kullandı.

‘12 CHP’Lİ VEKİL DOKUNULMAZLIK KONUSUNDA EVET DEDİ’

HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması konusunda CHP’nin rolüne ilişkin tartışmaları da değerlendiren Kaya, HDP’li vekillere yapılanları doğru bulmadıklarını belirtti. “Bizim dokunulmazlıklara karşı tutumumuz da şu anda AKP’nin HDP’li milletvekilleri ve genel başkanlara yönelik yapmış olduğu iş asla doğru bulmadığımız bir iş” diyen Kaya, devamında CHP’li 12 milletvekilinin dokunulmazlıklar konusunda Evet oyu kullandıkları bilgisini paylaştı.

DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINA DESTEK TAKTİKMİŞ

Kaya, dokunulmazlık konusundaki tutumunun “taktik adım” olduğunu savunarak şunları belirtti: “Oradaki mesele biraz şöyle bir şey. İlkesel olarak dokunulmazlıkların kaldırılmasını savunduğumuz için, bir de şöyle bir şey var. Bazen politikada taktik adımlar atarsınız. Taktik adımlar bazen sizi vurur, bazen de önünüzü açar. Burada ne yazık ki atılan taktik adım referanduma götürmek istedi. Aslında Tayyip Erdoğan dokunulmazlıklar meselesinde idamı da içine dahil ederek, bu anayasa değişikliğini de içine dahil ederek bir referandum süreci işlemek istedi. Biz aslında bu oyunu bozduk.”

HERKESE DOKUNUYORLAR

HDP’li vekillerin tutuklanmasının da “doğrudan dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili olmadığını” savunan Kaya, “Şimdi önemli olan şu siyasi partilerde milletvekillerinin dokunulmazlığı var; ama belediye başkanlarının dokunulmazlığı yok. Şimdi belediye başkanlarını nasıl izah edeceğiz. Referandumdan sonra muhtarların elinde alınan mühürleri nasıl izah edeceğiz. Mesele tek başına milletvekillerine dokunulmazlık hakkının olup olmaması ile sınırlı değil. Türkiye’de özgür düşüne ve siyaset yapan her kesime dokunma var. Bunun önüne geçmek lazım” dedi.

‘BİZİM DE EKSİKLİĞİMİZ VAR AMA…’

CHP’nin eksikliklerinin olabileceğine işaret eden Kaya, “Ama önemli olan geçmişi tekrar ederek, geçmiş hataların üzerine yüklenerek geleceği kurma şansımız yok. Gelecekte birlikte bir hareketi büyütebiliriz. Bu mümkün. Bence bunun zemini var” dedi. (DİHABER)