Ankara’nın sayılı mesire alanlarından biri olan Eymir Gölü, doğal yapısı, canlı türleri ve eşsiz manzarası ile görenleri hayran bırakıyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında ziyaretçileri artan Eymir Gölü, kentin stresinden ve Ankara’nın griliğinden kurtulmak isteyenler için önemli bir merkez.

Kent merkezlerinde artan betonlaşmadan, hava kirliliğinden ve iş stresinden kurtulmak isteyenlerin uğrak yeri olan Eymir Gölü, son yıllarda betonlaşma tehlikesi ile karşı karşıya. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ve diğer rant odaklarının hedefinde olan Eymir Gölü, diplomatik otel yapma girişimleri, imara açma girişimleri, Gölün arazisini ve ormanı belediyeye devretme girişimleri defalarca STK’ler ve çevrecilerin mücadeleleriyle önlendi.

GÜNEŞ BİNALARIN ARKASINDAN DOĞACAK

Son zamanlarda, Eymir Gölü’nü gören araziler üzerine yapılan dev binalar, gölün yeşil olan manzarasını grileştiriyor. Televizyon reklamlarında sık sık görülen Eymir Gölü manzaralı lüks daireler fahiş fiyatlar ile piyasaya sürülürken, reklamı yapılan Eymir Gölü manzarası, gölün ziyaretçileri açısından tam tersi bir etki yaratmış durumda. Güneşin doğuşu ve batışı esnasında renk cümbüşü yaşanan Eymir’de artık güneş binaların arkasından doğma tehlikesi ile karşı karşıya.

EYMİR ZİYARETÇİLERİ TEPKİLİ

Engin Fırat Yüzgeç, Eymir Gölü’ne ikinci kez geldiğini söyleyerek, “Bundan sonra sık sık gelmeyi düşünüyoruz. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıyoruz, stres atıyoruz” dedi. Eymir ’in etrafına yapılan binalara tepkisini dile getiren Yüzgeç, “Bu binalar hiç hoşumuza gitmedi, buraya geldiğimizde bu doğa güzelliğinin içinde yükselen binalar doğa katliamıdır” ifadelerini kullandı.

1994 yılından bu yana Eymir Gölü’ne geldiğini ifade eden bir başka doğa sever Aynur Özbay, “23 senedir buraya geliyoruz doğal olduğu için çok seviyoruz, sessiz, sakin ve doğanın yapısı burada hiç bozulmadı” sözlerini söyledi. Yeni yapılan binaların kendisini çok rahatsız ettiğini söyleyen Özbay, “Kesinlikle betonlaşma bizi çok rahatsız ediyor, böyle devam ederse buranın da bir özelliği kalmayacak” diye konuştu.

Kendisinin 1979’dan beri Eymir Gölü’ne geldiğini söyleyen Osman Özbay ise, “Eymir’in müdavimiyim, fakat bu karşıdaki binalar Eymir’in siluetini bozuyor. Bu güzelliği çocuklarımıza bırakmamız gerekir, rant ve ekonomik çevrelere bu güzelliği kurban etmememiz gerekiyor” diye konuştu.

BİR ÇOK SOSYAL ETKİNLİK YAPMA FIRSATI SUNUYOR

Eymir Gölü’nde doğa yürüyüşü, bisiklet, kano, dağ motosikleti gibi sporlar da yapılırken, kış aylarında da suyun donması ile kendine özgü kış manzaralarını barındırıyor. Eymir Gölü, Elmadağ’dan inen derelerin beraberinde getirdiği kum çakıl ve taşların vadide oluşturduğu tabakalardan oluşan doğal bir set gölü olması sebebi ile bir baraj gölünü andırıyor.

‘160 FARKLI KUŞ TÜRÜNÜN ÜREME MERKEZİ’

Eymir gölü ayrıca kendine özgü faunasında turna, sazan, aynalı sazan, gümüş balığı, kefal gibi balıkların yanı sıra yeşil başlı ördek, karabatak, kaz, tavşan, tilki, keklik gibi canlılara da ev sahipliği yapıyor. Her yıl üreme ve beslenme amacı ile bahar aylarında göç eden göçmen kuşların en önemli uğrak yerlerinden biri olan Eymir Gölü’nde, şimdiye kadar 226 farklı kuş türü gözlemlenirken 160 farklı kuş türünün de üreme merkezi olarak biliniyor. Eymir Gölü’nü besleyen herhangi bir doğal dere olmamasına karşın Eymir Gölü’nden 3 metre daha yüksek olan Mogan Gölü’nden açılan bir kanal ile su aktarılıyor. Suların artması durumunda ise gölün doğusunda bulunan regülatör kapakları ile İmrahor deresine fazla su aktarılıyor. (DİHABER)