HDP Kadın Meclisi: “Kadınların siyasetine, siyasetin kadınlarına sahip çıkıyoruz”

HDP Kadın Meclisi, HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ başta olmak üzere kadın milletvekillerine, kadın eşbaşkanlarına, yönetici ve aktivistlerine karşı sürdürülen siyasi soykırıma, onların şahsında kadın mücadelesinin tasfiye edilmesine asla izin vermeyeceklerini belirtti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, dün Genel Merkez binasında gerçekleştirdiği toplantının sonuçlarını açıkladı.

“Kadınların siyasetine, siyasetin kadınlarına sahip çıkıyoruz” denilen bildirgede, “8 Mart, Newroz ve referandum çalışmalarında yükselen kadın mücadelesinde ortaya çıkan gücün örgütlenmesi ve partimizde bu konuda ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi için Kadın Meclisimiz önümüzdeki dönem örgütlenme çalışmalarına daha büyük bir ağırlık verecektir” denildi.

Bildirgede, “Pek çok il ve ilçe örgütlerimizde önümüzdeki günlerde yapılacak kongrelerin güçlü bir şekilde geçmesi ve kadın iradesinin kongrelere yansıması ve sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde sürdürülen mücadelelerde öncülüğünü bir kez daha kanıtlayan kadınların yönetimlerimizde aktif olarak yer almalarının sağlanması Kadın Meclisimizin en önemli görevleri arasındadır. Bu süreç hem genel örgütsel yapımızı hem de kadın yapımızı güçlendirdiğimiz ve böylece kadınlarla partimizin bağlarının sağlamlaştırıldığı bir çalışma dönemi olacaktır” diye belirtildi.

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ başta olmak üzere kadın milletvekillerine, kadın eşbaşkanlarına, yönetici ve aktivistlerine karşı sürdürülen siyasi soykırıma, onların şahsında kadın mücadelesinin tasfiye edilmesine asla izin vermeyeceklerinin altı çizilen bildirgede, “Demokratik siyasette kadının temsilinin sembollerinden biri olan Figen Yüksekdağ ve tüm tutsak kadın siyasetçileri özgürleştirme mücadelemizi sürdüreceğiz. Onların davalarını, mücadele alanlarına çevireceğiz. Kadınların siyasetine, siyasetin kadınlarına sahip çıkacağız” diye vurgulandı.

AKP’nin şiddeti, militarizmi ve ırkçılığı körükleyen savaş politikalarının kadınların yaşamını her gün daha çok etkilediğinin altını çizen bildirgede, “AKP’li yetkililerin cinsiyetçi söylem ve uygulamaları, kadınlara ve farklı cinsiyet kimliklerine yönelik sokakta, evde, iş yerinde, otobüste, dolmuşta kısacası yaşamın her alanında erkek şiddetini, tacizi, cinsel saldırıyı artırıyor. Öte yandan kadına ve farklı cinsiyet kimliklerine yönelik suçlarda cezasızlık politikası sürüyor. Her gün en az 3 kadın erkek şiddeti sonucu katlediliyor. Kadın cinayetlerine karşı isyandayız! Kadınlara aile dışında yaşam olanağı tanımayan, güvencesiz, esnek çalışma koşullarına mahkûm edilmek istenen biz kadınlar, AKP’nin milliyetçi-muhafazakâr politikalarına karşı mücadeleyi yükselteceğiz” diye belirtti.

Genç kadınlar özel savaş politikaları sonucunda yoz bir yaşama mahkûm edilmek istendiği ifade edilen bildirgede, “İktidarın cinsel tacize karşı uyguladığı cezasızlık politikası sonucu çocuklara yönelik cinsel istismar artıyor. Her gün ıslahevlerinde, yatılı pansiyonlu okullarda, çocuk yuvalarında, YİBO’larda, evde, sokakta, yatılı kurslarda çocuklar taciz ve istismara uğruyor. Önümüzdeki dönem bütün bu politikalara karşı mücadeleyi daha da yükselteceğiz” denildi.

HDP Kadın Meclisi sonuç bildirgesinin devamında şu ifadelere yer verildi:

“KHK’lerle işten atılan on binlerce kamu emekçisinin başlattığı hak arama mücadelesi OHAL uygulamalarına karşı mücadelenin en önemli alanlarından biri olmuştur. 81 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya karşı yürütülen baskı politikalarını ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmalarını kabul etmiyoruz. Alanlarda kamu emekçilerinin sürdürdüğü mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğiz. Nuriye ve Semih’e karşı sürdürülen baskı, tehdit ve tutuklama politikalarına karşı mücadele edeceğiz.

Biz kadınlar ne 12 Eylül Anayasası’na ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının dayattığı merkeziyetçiliğin tek bir kişiye teslim edildiği anayasa değişikliklerine mecbur değiliz. Tüm kültürlerimizle, kimliklerimizle, inançlarımızla yani bütün farklılıklarımızla eşit haklarla bir arada yaşamamızı sağlayacak çoğulcu, özgürlükçü, katılımcı ve âdem-i merkeziyetçi bir anayasa ihtiyacı bugün dünden daha çok yakıcıdır. Çeşitli kampanyalarda kadınların yan yana gelişinin yarattığı olanaklarla oluşacak ortak demokratik birliğin etkin öznesi olmak, önümüzdeki dönem başlıca çalışmalarımızdan biri olacaktır.

Bu demokrasi hareketi aynı zamanda bir barış ve adalet hareketi olmak durumundadır. Çünkü barışın, demokrasinin ve adaletin sağlanmadığı, yargının tamamen siyasallaştığı bir ülkede başta yaşam hakkı olmak üzere hiçbir hak güvence altında değildir. Toplumsal sorunlar, savaş ve inkâr politikaları ile çözülemez. Barış koşullarının yeniden yaratılması için Sayın Öcalan’a tecrit politikasına son verilmelidir. Başta Dolmabahçe Mutabakatı olmak üzere referans metinlerin yol göstericiliğinde çözüm süreci yeniden başlatılmalıdır. Kürt halkının irademizdir dediği Sayın Öcalan muhatap olarak kabul edilmelidir.

Biz kadınlar hem ülkemizde hem Ortadoğu’da hem de dünyada barış istiyoruz. Kanı ve ölümü, militarizmi kutsayan erkek aklına karşı mücadele ediyoruz. Buradan ilan ediyoruz ki barışı ve demokratik bir cumhuriyeti inşa etmeye cesaretimiz ve gücümüz var. Bütün kadınları ortak demokrasi, barış ve adalet mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.” (ETHA)

HDK-A: Figen Yüksekdağ Onurumuzdur




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir