Hırsız evin içindeyse… – Suat BOZKUŞ

 

 

 

Hırsız evin içindeyse kilit kar etmezmiş, etmiyor işte.

En azından 15 Temmuz’dan bu yana her yerde „Fetöcü“ aranıyor.

„Fetöcü“ olduğu iddiasıyla yüz binlerce insan işinden atıldı, tutuklandı, ağır işkencelere uğradı. „Fetöcü“ denerek birçok solcu-demokrat da tasfiye edildi. Erdoğan, fırsat bu fırsat deyip bütün muhaliflerini tasfiye ediyor. Sağdan sola, artistlerden aydınlara, iş aleminden sporculara, medyadan üniversitelere kadar her alandan birçok insan fetöcü diye tutuklandı da, AKP’den hala bir tek olsun Fetöcü çıkmadı. Bravo AKP’ye yani, işi baştan çok sıkı tutmuşlar mı desek?

Herhalde bütün suç Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’da. Hiç şaşırmayın, olamaz demeyin. Onlar ‘Tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri…’ gerekçesiyle tutuklandı. Yani ortalıkta fink atan darbeciler, Fetöcüler, katliamcılar, hırsızlar-soyguncular adaletin işleyişine zarar vermiyor da, açlık grevi yapan akademisyenler adaletin işleyişine zarar verecekmiş. Sanki ortada adalet var da, işleyişine zarar vereceklermiş. Olmayan bir şeye zarar verilebilir mi?

Şimdi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça tutuklandı ya… „Adalet“ birden bire işlemeye ve yarış atı gibi dörtnala koşmaya başlar. Bir bakarsınız Hrant’ın hatta Uğur Mumcu’nun katilleri bile yakalanıp layıkıyla cezalandırılır.

Erdoğan’ın beşinci kolu olarak çalışan bir MHP vardı. Hala var mı bilmiyorum ama… Artık muhalefet partisi falan değil, parti bile olmadığı, Erdoğan’ın piyasayı karıştırmak ve kızıştırmak için kullandığı bir kukla olduğu yeterince görüldü.

Kılıçdaroğlu ise hala „Kontrollü darbenin ipliğini yakında pazara çıkaracağız“ diyor.

Ölme eşeğim ölme… Herhalde pazar kapandıktan sonra yani alıcılar dağıldıktan sonra pazara çıkaracak. Yani dostlar alışverişte görsün bile diyemeyeceğiz. Sonra da o ipliklerle evinde kendi başına çorap örecek!

O darbenin ipliği zaten eskidi ve çoktan fukaralara kilim oldu.

HDP’lilerin dokunulmazlığı kaldırılırken „Anayasaya aykırı ama EVET“ diyen sen değil miydin eey Kılıçdar paşa?

İşçi grevleri yasaklanırken neredeydin? On binlerce akademisyen ve kamu görevlisi Fetöcü diye atılırken hiç fark etmedin mi?

„HDP ile yan yana görünmeyelim, çare Ekmelettin“ dedin. Havanı aldın.

Bahçeli ile el ele belediye seçimlerine girdin, tokadı yedin.

Erdoğan’a etmediğiniz hakaret-küfür kalmadı, güya hesap soracaktınız. Hesap kitap kalmadı. Dört işlemi bile yapamadın.

7 Haziran’da halk HDP’ye oy vererek Erdoğan’ın tek adam-tek parti diktasına hukuken son verdi. Ama siz onunla anlaşıp seçim sonuçlarını iptal ettiniz. Seçimi yenileme bahanesiyle HDP ve muhalif siyaseti tasfiye etmeye kalkıştınız.

Halkın seçtiği onlarca milletvekili ve belediye eşbaşkanları niçin zindanlarda, haberiniz var mı Kılıçdaroğlu paşa?

Yenikapı’ya koşa koşa giderken bunları hiç düşünmediniz mi?

7 Haziran seçimlerine kadar güya yaka-paça ve en ağır hakaretlerle birbirlerine saldıran düzenbazlar, HDP barajı aşınca etekleri tutuştu. Hepsi de korkuya kapılıp birbirlerine sarıldı ve tek parça oldu.

O günden beri hepsini birleştirip tek parti haline getiren ana hedef  Kürt özgürlük hareketi ve Türkiye demokrasi güçleridir.

Türkiye kapıya gelip dayanan sorunlarını demokratikleşme çözmüyor, çözmek de istemiyor. Tek çare olarak darbelere, inkar ve imhaya dayalı dikta yönetimine sarılıyor.

„Hep aynı şeyleri yapıp, farklı bir sonuç beklemek aptallıktır.“ (A.Einstein)

Yine öyle oldu ve yeni darbeciler de kendilerinin kurtarıcı, karşılarındaki herkesin hatta kendilerine iman etmeyenlerin de hain olduğuna inanıyor.

7 Haziran seçimleriyle bir demokratik çözüm umudu doğmuştu. Ancak bu  umut doğmadan boğulup yeniden tek adam diktasına geçildi. Sadece MHP ve CHP değil, devletin bütün gizli açık güçleri her darbede olduğu gibi tek adam etrafında bütünleşip domuz topu oldu.

Bu durumda başka yerde darbeci-Fetöcü aramak nafiledir.

Boşuna „Camiden pabuç çalanı imam yaparlar“ dememişler.

(Yeni Özgür Politika)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir