NATO zirvesi tutkal olur mu? – Ziya ULUSOY

 

 

 

 

ABD gerileyen dünya hakimiyetini, devasa askeri gücünü kullanarak savaşçılığı tırmandırarak, yeni bir emperyalist savaşın kıvılcımlarını tutuşturarak, korumaya çalışıyor. Bu nedenle son NATO zirvesi, ABD ile AB arasında -arzulandığı biçimde- tutkal işlevi göremeyecek. 1938 Münih Anlaşması’nın Hitler’i yatıştırmayı amaçlamasına rağmen yatıştıramamasına benzer biçimde ABD’yi yatıştırmaya yetmeyecektir.

Savaş makinası NATO’nun 24-25 Mayıs zirvesi Brüksel’de gerçekleşti.

Zirve, görünüşte NATO’nun IŞİD’e karşı mücadeleye tam katılımını ele aldı. Genel Sekreteri Stoltenberg, “NATO IŞİD’e karşı savaşa tam katılacak ama muharip güç vermeyecek” dedi. Siyaseten ve istihbarat uçaklarıyla katılacaktı.

Ama gerçekte bu zirve, NATO’nun başlıca emperyalist güçleri arasında artan çelişkiler nedeniyle ittifakın bozulmasını engelleme amacını taşıyordu. Bir nevi NATO’ya tutkal olmaya çalışıyordu.

Çünkü, Trump seçim kampanyasında NATO’nun dağılması gereken bir birlik, ABD sırtından Avrupalı emperyalistlere bedava savaş hizmeti yapan ittifak olarak gereksiz olduğunu vurgulamıştı.

Trump, seçim kampanyasında başta Almanya gelmek üzere Avrupa Birliği’ni hedef almış ve AB’nin dağılması gerektiğini de söylemiş, Brexit’i övmüş, TTIP’i imzalamayacağını ilan etmişti. Ayrıca Meksika’da üretim yapıp ABD’ye satış yapan Alman dünya tekeli BMW’ye yüzde 35 gümrük vergisi getireceğini vurgulamıştı. Beyaz Saray’da ziyarete gelen Merkel’e soğuk davranarak dünyayı soyma rekabetinde düşmanca tutumunu göstermişti.

Trump seçildikten sonra NATO’ya ilişkin eski sözlerini düzelten demeç verdi. Fakat özellikle ekonomik-mali rekabeti yumuşatacağına dair ve Almanya ile AB’ye ilişkin sözlerini düzeltmeye ihtiyaç duymadı. Anlaşılan ABD’nin dünya tekelleri grubu ve devlet bürokrasisi, şimdilik NATO’yu sürdürse de ve bunu ABD işgalleri için uluslararası meşruiyet aracı olarak kullanmaya ihtiyaç duysa da, mali-ekonomik rekabeti tırmandırmada kararlı. Geri adım atmayacak.

NATO zirvesi, askeri ittifakın sürmesinin ve saldırgan sözleri yumuşatmanın aracı oldu. Ancak mali-ekonomik rekabette saldırganlığı gideremeyeceği görülüyor.

NATO elbette askeri ittifak, mali-ekonomik alanda işi yok. Ama zirvede NATO üyesi devletlerin liderleri kulis yapıp, ilişkileri yumuşatacaklarını göstermeyi amaçlayan ortak resim verdiler.

Fakat bu -askeri alan dışında- rekabetin yumuşatılacağına dair bir kanıt değil.

ABD, Çin-Rusya ittifakı yanı sıra, başta Almanya olmak üzere AB emperyalistlerine karşı -daha sonra askeri alana da sıçrayacak olan ama şimdilik ekonomik alanda- rekabeti tırmandıracak.

AB, 2003 Irak işgalinde ABD’yle rekabeti, işgale katılmama biçiminde tırmandırmaya girişti ama sonra geri adım atmak zorunda kaldı. Fakat şimdi yeni gelişen emperyalistler yerine ABD rekabeti tırmandırıyor. ABD, kapitalist-emperyalist dünyada gerileyen hakimiyetini korumak için, ekonomik alanda korumacılık silahına başvuruyor, Ortadoğu’da, Güney Çin Denizi’nde ve Kore yarımadası açıklarında savaşçılığı tırmandırıyor.

Trump’ın seçim baş stratejisti ve bir süre Ulusal Güvenlik Kurulu’nda danışmanlığını yaptıktan sonra istifa etmek zorunda bırakılan S. Bannon, Çin ile savaşın kaçınılmaz olduğunu ve muhtemelen Güney Çin Denizi üzerine patlak vereceğini vurgulamıştı. Buna Çinli bir general, ordunun resmi sitesinde, Trump döneminde ABD’nin Çin’le savaşa başvuracağı ihtimalinin gerçek olduğunu yazarak yanıt verdi.(Guardian, 02.02.2017)

Obama’nın son yılından başlayarak ve bu yıl Trump’ın askeri bütçeyi 54 milyar Dolar artırarak yeniden 700 milyar Dolar’a doğru (619 milyar Dolar) tırmandırması, ABD’nin emperyalist savaşçılığı, halklara ve rakiplerine karşı tırmandıracağının, sözlerden daha gerçek kanıtı. ABD Senato’sunun Silahlı Hizmetler Komitesi başkanı McCain, bu devasa artışı bile yetersiz gördüğünü açıklayarak, ABD yönetici çevrelerinin emperyalist savaşçı ruh halini dışavurdu.

Trump, NATO zirvesine Suudi Arabistan ve İsrail ziyaretinden geldi. ABD ile Arap ve İslam devletleri askeri ittifakını inşa kararı aldı ve İsrail’le ittifakı yeniledi. ABD liderliğinde ve İsrail ile Sünni devletlerin savaşçı ittifakını yeniden başlattı. Bu, Ortadoğu’da Rusya-İran ittifakını hedef alan bitmeyecek savaş anlamına geliyor. ABD bunu AB emperyalistlerini dışlayarak yapıyor ki, ileride AB’yle askeri alanda da yolunu ayıracağının işaretini veriyor.

ABD gerileyen dünya hakimiyetini, devasa askeri gücünü kullanarak savaşçılığı tırmandırarak, yeni bir emperyalist savaşın kıvılcımlarını tutuşturarak, korumaya çalışıyor.

Bu nedenle son NATO zirvesi, ABD ile AB arasında -arzulandığı biçimde- tutkal işlevi göremeyecek. 1938 Münih Anlaşması’nın Hitler’i yatıştırmayı amaçlamasına rağmen yatıştıramamasına benzer biçimde ABD’yi yatıştırmaya yetmeyecektir.

Zirve sırasında savaş karşıtlarının Trump ve NATO’ya karşı onbinleri bulan gösterisi vardı. Umut halkların emperyalist savaşa karşı mücadelesinde.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir