Ermenistan, Nahçıvan ve İran’a sınırı bulunan Iğdır’da, “güvenlik” gerekçesiyle 144 kilometrelik beton sınır (duvar) örüleceği kararına tepkiler gelmeye devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Iğdır İl Başkanı İlhan Zor, sınırları kontrol altında tutmanın devletin görevi olduğunu; ancak önceliğinin ülkedeki refahı sağlamak olduğunu söyledi. Zor, “Vatandaşın ihtiyaçlarını, sosyal güvencesini sağlamadıysan yukarıya kadar 10 metre uzunluğunda duvar da örsen kaçakçılık dahil olmak üzere her şey olur” dedi.

‘BU KİBAR BİR HAPİSHANEDİR’

Örülecek duvarlarla ülkenin hapishaneye çevrilmek istendiğine dikkat çeken Zor, “Eğer duvar çekiliyorsa bu kibar bir hapishanedir. Dört duvarı örüp içine insanları koy, insanlar aç ama dışarıdan gelecek herhangi bir saldırıya karşı emniyette. Zaten o insan içerde de emniyetsiz çünkü aç. Dört duvarı örüp insanları içine hapsetmek işe yaramaz” diye konuştu. Halkın devlete olan güveninin duvar örerek sağlanmayacağına vurgu yapan Zor, “Devletin vatandaş için yapma zorunluluğu olan işlemleri yerine getirmiyoruz. Duvar öreceğiz ne olacak? Bundan bir şey olmaz. Zaten her şey ortada, 15 yılda bu ülkeyi harap ettiler, bu hale getirdiler” ifadesinde bulundu.

‘SINIR KAPISI İNSANLAR İÇİN NEFES BORUSU’

İçişleri Bakanlığı tarafından 2013 yılından görevden alınan Iğdır Belediyesi’nin BDP’li Başkanı Mehmet Nuri Güneş, sınır kapılarının bölge halkının büyük bir kısmının geçim kaynağı olduğuna işaret ederek, “Sınır kapısı insanlar için nefes borusu gibi bir etki yaratıyordu. Bu halkı yoksulluğa itiyorsunuz. Ahlaki yönden dejenerasyona yol açar. Sınırlar toplumda sosyo-psikolojik yaralar açar” dedi.

‘TESLİM ALMA POLİTİKASI’

Örülen beton duvarların iktidarın uyguladığı “teslim alma” politikasının bir sonucu olduğunu söyleyen Güneş, “Beton duvarlar örerseniz topluma kötülük yaparsınız. Bir yerde huzursuzluk varsa güvenden bahsedilemez. O toplum güvende değildir. Kaldı ki güvenlikli politikalarla bu toplum idare edilmeye çalışıldı; ancak başarılı olunamadı” diye konuştu. Mevcut politikalarla işe yaramayacağını belirten Güneş şöyle devam etti: “Çözüm Kürt sorunun demokratik barışçıl temelde çözülmesinden geçer. Bunun aksi, toplumu teslim almaya çalışmaktan öteye geçmez. Önemli olan ekonomik gücün, satın alma gücünün topluma yayılması tabana yayılması. Bu şekilde, nerede ne zaman patlayacağı belli olmayan bunalımlara yol açarsınız. Tek yol demokrasidir, halkla bütünleşmektir.” (DİHABER)