Rakka hamlesinde Türkiye’li iki enternasyonal savaşçı şehit düştü

Rakka’nın özgürleştirilmesi hamlesinde MLKP savaşçısı Ayşe Deniz Karacagil ile BÖG savaşçısı İbrahim Tugan Eroğluer, dinci faşist DAİŞ çetelerine karşı savaşta ölümsüzleşti.

MLKP/Rojava-KKÖ ve Birleşik Özgürlük Güçleri(BÖG) yaptıkları açıklamada, Rojava devriminin savunulması ve   Rakka’nın özgürleştirilmesi hamlesinde MLKP savaşçısı Ayşe Deniz Karacagil ile BÖG savaşçısı İbrahim Tugan Eroğluer’in birlikte ölümsüzleştiğini duyurdu.

*MLKP/Rojava-Komünist Kadın Örgütü’nün açıklaması;

MLKP/Rojava-Komünist Kadın Örgütü, 29 Mayıs’ta Rakka’nın özgürleştirilmesi hamlesinde ölümsüzleşen Ayşe Deniz Karacagil ile ilgili açıklama yaptı; “Gezi ayaklanmasında Kırmızı fularıyla başladığı isyan dolu mücadelesini Rojava devrimiyle taçlandırdı” dedi.

Karacagil’in BÖG savaşçısı İbrahim Tufan Eroğluer (Hasan Ali) ile birlikte ölümsüzleştiği kaydedilen açıklamada, “MLKP Komünist Kadın Örgütü’müzün genç savaşçılarından Destan Temmuz (Ayşe Deniz Karacagil) yoldaş Rakka’da DAİŞ çetelerine karşı yürüttüğümüz özgürlük ve onur savaşında ölümsüzleşti. Kadın Özgürlük Mücadelemizin militan, kararlı savaşçılarından ve kadın komutanlaşması parolamızı yaşamında eylemselleştirenlerimizden olan Destan yoldaş, DAİŞ çetelerine karşı Rojava devrimimizin savunmasında, bir MLKP savaşçısı olarak, Enternasyonal Özgürlük Taburu’nda, en ön cephelerdeydi. 29 Mayısta, Gezi ayaklanmasının yıldönümünde ölümsüzleşen Destan yoldaşımızla birlikte BÖG savaşçısı Hasan Ali (İbrahim Tufan Eroğluer) yoldaşımız da, şehit düştü. Destan ve Hasan Ali yoldaşlar şahsında tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor, ideallerini zaferle taçlandırma sözü veriyoruz. Bir kadın özgürlük savaşçısı olan Destan yoldaşımız için, başta ailesine, yakınlarına ve kadın özgürlük savaşımında omuz omuza olduğumuz yoldaşlarımıza başsağlığı diliyoruz” ifadeleri yer aldı.

‘SURUÇ’UN HESABINI SORMAK İÇİN TEMMUZ OLDU’

MLKP/Rojava-Komünist Kadın Örgütü açıklamasında Karacagil ile ilgili bilgilere yer verildi:

“Genç bir kadın devrimci olarak Gezi’de milyonların öfkesi ve isyanıyla öncü tarzda buluşmasını sağlayan nedenler, Destan yoldaşımızı Rojava devrimine kadar taşıdı. Aynı zamanda Rojava devriminin savunmasında kendisinden önce ölümsüzleşen Paramazların, Sarya’ların, İvana’ların, Raperinlerin, Eylemlerin, Arinlerin savaşma kararlılığı, ezilen halkların özgürlük savaşımını büyütme tutkusu, devrimde kendi devrimin yapma isteği, DAİŞ çetelerini kadın iradesiyle, gücüyle yenmek arzusu, cüreti, ve feda bilincidir Destan yoldaşı savaş siperlerinin kadın komutanlarından biri yapan. Kendisinden önce ölümsüzleşen yoldaşlarının savaşma gücünden beslendiği kadar, Kobaninin inşası için yola düşen ve DAİŞ-MİT ortaklığıyla Suruç’ta katledilen yoldaşlarımızın intikamını alma, hesap sorma isteğiyle dopdolu olarak cephelerdeydi. 20 Temmuz’da Suruç’ta ölümsüzleşen 33’lerin hesabını sormak için, en önde olmak isteyen gönüllülerimizdendi. Bu nedenle soyadını Temmuz olarak seçmişti.

‘UZMAN BİR SUİKASTÇİ OLARAK DAİŞ’E DARBE VURDU’

Gezi ayaklanmasında Kırmızı fularıyla başladığı isyan dolu mücadelesini Rojava devrimiyle taçlandırdı.

Taksim Gezi parkında başlayan halk ayaklanmasında yaşadığı kent olan Antalya’da ESP saflarına katılan Ayşe Deniz yoldaş, erkek egemen AKP hükümeti ve sömürgeci Türk devletinin cinsiyetçi, ırkçı, milliyetçi, politikası karşısında kadınların, ezilen halkların isyan, özgürlük, mücadelesinin bayrağını ön saflarda yükseltme onurunu taşıdı. O bu bayrağı Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle birleştirmek, özgürlük bayrağını yükseltmek için yönünü özgür dağlara çevirdi. PKK saflarında bir komünist bir yörük kadını olarak kaldığı dönem boyunca Kürt halkını ve özgürlük mücadelesini yakından tanıma fırsatını buldu. Gerilla alanlarında, siper yoldaşlarından çok şey öğrendi, gelişti. Ayşe Deniz yoldaş, Kürt halkının ve Kürt kadınlarının haklı mücadelesini kendi mücadelesi gibi sahiplendi. Kürt özgürlük mücadelesini sosyalizm perspektifiyle birleştirmenin zorunluluğunu görerek yeniden MLKP KKÖ saflarına katıldı. Düşmana öfkesini bir yandan bilerken bir yandan da kadın özgürlük mücadelemizin kararlı, militan bir savaşçısı olarak öne çıktı. Komünist bir kadın gerilla olarak, kendisini hem askeri hem de teorik konularda geliştirdi. Uzman bir suikastçi olarak, katıldığı hamlelerde DAİŞ çetelerine önemli darbeler vuran eylemlere imza attı.”

‘ENTERNASYONAL KİMLİĞİYLE ROJAVA DEVRİMİNİ SAVUNMAYA KATILDI’

‘Biz gibi insanlar TC kimliğinde yazanlardan ibaret değiliz. Hiçbir zaman o kalıba sığmadık’ demişti kendini anlattığı bir röportajda. O ne sömürgeci devletin istediği gibi itaat eden, boyun eğen köle bir kadın oldu, ne de ırkçı, milliyetçi ideoloji onu esir aldı. Tersine O, partisi MLKP ve kadın örgütümüz KKÖ’nün bayrağı altında, Kürt yurtsever devrimci hareketiyle siper yoldaşlığını büyüttü. Dilini öğrendiği Kürt halkının bir parçası gibi hareket etti. O komünist enternasyonalist kimliğiyle Kürt halkının öncülüğünde başlayan Rojava devrimini savunmaya katıldı. Gezi halk ayaklanmasında başlayan özgürlük savaşçısı olma yolculuğunu Rojava kadın devriminde, DAİŞ çetelerine karşı verilen mücadelede sürdürdü.

‘İnsanlığın uyanışına atılacak o adımlara bir adım da siz olun’ demişti Rojava’ya doğru başlattığı yolculuğunda annesine bıraktığı mesajda. O yaptığı çağrıya bağlı kalarak Rojava topraklarında ezilen halkların, kadınların emperyalizme, faşizme karşı yükselttiği eşitlik ve özgürlük savaşımında bir nefer oldu. O ezilen halkların özgürlük savaşımında ön saflarda yer aldı.

Partimiz MLKP’nin kadın komutanlaşması çizgisinin öncülüğünü yapan Berçem Renas, Şirin Öter, Sarya Özgür, Ivana Hoffman ve Raperin Dicle gibi şehit yoldaşlarımızın ayak izlerine basarak onların savaş kararlılığını kendisine kendine rehber aldı. ‘O kendi seçti yolda Paramaz Kızılbaş oldu ve bizi büyüledi. Biz de sıradan insanlar olarak sıradan insanları büyülemenin peşine düşeceğiz. Paramaz’ın büyüsünü sürdüreceğiz. Senden edindiğim güçle ben de orada olacağım. Anılarının hazinesi ve büyüsü ile sonsuzlaşacak…’ diye seslendiği Paramaz yoldaşa verdiği sözünü eylemselleştirdi. Hayal gücünü iktidara taşıyanlarca gerçekleştirilen ve karanlıklar ortasında bir ışık olan Rojava devriminin aydınlığını büyütme kararlılığıyla DAİŞ çetelerine karşı savaştı ve ölümsüzlerimiz arasında yerini aldı. Şimdi Destan Temmuz yoldaşın bizlere bıraktığı miras omuzlarımızdadır. O’na ve tüm şehitlerimize sözümüzdür: Ortadoğu karanlığında bir ışık olan Rojava devrimimizi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Yaşasın Rojava Kadın Devrimimiz! Bijî Şoreşa Rojava Bijî Sosyalîzm!”

Açıklamada parti sicil bilgilerine de yer verildi:

Adı Soyadı: Ayşe Deniz Karacagil
Parti Adı: Destan Temmuz
Anne Adı: Nuray
Baba adı: Ömer Faruk
Doğum Yeri ve Tarihi: Ankara-23 Ağustos 1993

*ETHA’da yer alan açıklama

*BÖG – Birleşik Özgürlük Güçleri’nin açıklaması

BÖG savaşçısı İbrahim Tufan Eroğluer Rakka’da şehit düştü

Birleşik Özgürlük Güçleri(BÖG), sosyal medya hesapları üzerinden “İki devrim fidanı,  İbrahim Tufan Eroğluer ve Ayşe Deniz Karacagil Ölümsüzdür!” başlığıyla yaptığı açıklamasında BÖG savaşçısı İbrahim Tufan Eroğluer’in (Hasan Ali) ve MLKP savaşçısı Ayşe Deniz Karacagil’in (Destan Temmuz), 29 Mayıs 2017 tarihinde Rakka cephesinde, IŞİD çetelerine karşı yürütülen savaşta şehit düştüğünü açıkladı.

İki Türkiyeli devrimcinin yan yana ve omuz omuza savaşarak ölümsüzleştiği belirtilen açıklamada ” ‘Güç iştir bir tarihi insan gibi yaşamak/bir hayatı insan gibi tamamlamak…’ Devrim için, ezilen halkların özgürlüğü için ‘bir ömür de benden’ dedi İbrahim Tufan, ‘bir ömür de benden’ dedi Ayşe Deniz… İnsan nasıl yaşarsa, öyle de savaşır ve ölür. İnsan yaşamıyla olduğu  gibi ölümüyle de kendi tarihini ve saf tuttuğu davayı yeniden inşa eder. Ölümsüzleşen her bir yoldaşımız kendi yaratıcı yıkıcı eylemini gerçekleştirerek, devrimci savaş çizgisinde ilerleyerek kendisini devrime adamıştır.” denildi.

BÖG, Tufan Erdoğuer’in geniş bir devrimci aile ortamında büyüdüğü söyledi. BÖG, savaşçısı İbrahim Tufan Eroğluer’e dair, “Gençliğe adım attığı günden bugüne devrimci hareketin içinde yetişmiştir. Lise sıralarında başlayarak, üniversite ve sonrasında birçok alanda devrimci faaliyet yürütmüş, ömrünün yirmi yılını kesintisiz olarak mücadeleye vakfetmiştir. Ve devrimci yaşamını politik öncü bir kadro olarak IŞİD faşizmine karşı savaşta feda etmiştir. Her bir kaybımız ağırdır. Ancak dün de bugün de devrim ve sosyalizm mücadelesi bedeller pahasına büyüdü/büyüyor. İbrahim Tufan yoldaşımız devrim mücadelesinin bir sıra neferi olarak bu savaşta yerini aldı ve ölümsüzleşti.” dedi.

Bugün Ortadoğu’da dünyanın geleceğini belirleyen çok yönlü ve kanlı bir savaş yaşandığının altını çizen BÖG, “Sonuçları bölgeyi aşan dünya çapında etkide bulunan bir savaştır bu. Dünya çapında haklıyla haksızın savaşının en sıcak cephesi bu coğrafyadır. Dünyanın egemenleri, emperyalist odaklar ve yerel gerici faşist odaklar çok yönlü ittifak ve kamplaşmalarla, bölge halklarının üzerinde sarsılan egemenliklerini gerici temellerde, yeniden, sağlamlaştırmak için kan döküyorlar.” dedi ve ekledi “Burada, dünya egemen emperyalist blokları ve bölge gerici ve faşist iktidarları hem kendi aralarında hem halklara karşı kanlı bir savaş yürütüyorlar. Bu kanlı çatışmalar tüm bölge ülkelerinde iç savaşlarla birlikte yürütülüyor. Tüm bu emperyalist gerici cephenin karşısında bölge halkları ve devrimci güçleri ciddi bir alternatif olarak arayışa kalkmış durumdadır.”

Türkiye devletinin ve sermayesinin en gerici ve saldırgan bir odak olarak, tam boy bu kanlı saldırının içinde olduğu ifade edilen açıklamada, “Bölgede halklarının özgürlüğünü boğmak için binbir kılığa giren TC, asıl olarak, sınırları içinde kanlı bir IŞİD devleti, dinci bir faşist diktatörlük kurmak için atağa kalkmıştır. Devlet, Tayyip Erdoğan’ın ağzından, içerde kanlı diktatörlüğünü korumak için Suriye ve Irak’ta savaştığını açıkça ilan etmiştir.” denildi.

BÖG tarafından Türkiye’de olan mevcut siyasal duruma dair ise şunlar ifade edildi; “İçerde kanlı faşist diktatörlüğü engellemek için, Kuzey Suriye’yi, PKK öncülüğünde Kürt halkının özgürleştirdiği bu alanı savunmak ve Türkiye devriminin güçlü merkez üssü ve cephe gerisini inşa etmek için bedeller ödeyerek emperyalizme ve faşizme karşı bu cephede savaşmaktadır. Aynı zamanda dinci faşist diktatörlüğe karşı olan tüm güçleri birleşik bir savaş cephesinde birleştirmek için mücadele etmektedir.”

Yapılan açıklamada son olarak “Biz sınırsızlık, sonsuzluk ve özgürlük için yanıp tutuşanlarız. Biz herkesin özgürce kendisini geliştireceği ve gerçekleştireceği sınıfsız bir dünya için yola çıkanlardanız. Ölümüne, yüreklerimizin devrim, devrim, devrim… diye atması bundandır.  Her düşenimizle öfkemizi bilincimize katıp zafere kilitlenmemiz bundandır!” dendi.

*Umut Gazetesinde yer alan açıklama




One thought on “Rakka hamlesinde Türkiye’li iki enternasyonal savaşçı şehit düştü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir