Sokak Akademisi 14’üncü dersini Ankara Kurtuluş Parkı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki dersi Ankara Üniversitesi Fakültesi’nde araştırma görevlisi iken KHK ile ihraç edilen Kamuran Akın anlattı. Kürt illerinde yaşanan mekânsal ve ekolojik tahribatı konu edinen “Wêrankirina Cih û War” başlığı ile anlatılan ders yoğun ilgi gördü. Dersi ilk olarak Kürtçe anlatan akademisyen Akın, daha sonra derse Türkçe devam etti.

‘İNSANSIZLAŞTIRMA PROJESİ KENTELERE DE UYGULANMAYA BAŞLANDI’

Akın, bir devlet politikası olan “Kürdistan’ı insansızlaştırma” projesinin yüzyıldır devam ettiğini ifade ederek, bu projenin şehir savaşları ile birlikte kentler için de uygulandığını söyledi. Akın, “Türkiye Cumhuriyeti devleti politikası yüzyıldan beri katliamlarla Kürdistan’da kendi egemenliğini göstermeye çalışıyor. 90’larda gördüğümüz miliyetçi-kemalist orijinli ordu kafası 2015 yılından sonra kendisini Türk-İslam sentezli cihadist bir ordu anlayışına çevirerek gösterdi. Son iki üç yıldır Kürdistan illerinde yapılan savaş koşullarını görmekteyiz. Yüzyıl önce Dersim ve Ağrı katliamları ile başlayan bölgeyi insansızlaştırma projesi son 10 yılda artık kentlere de uygulanmaya başlandı.”

‘SUR İÇİN BİR SES OLMAMIZ GEREKİYOR’

Sokağa çıkma yasakları döneminde Ekin Wan ve Hacı Birlik’in cenazelerine gösterilen yaklaşımı, “Devlet yaptığı katliamı teşhir ederek korkutma amaçlı bir mesaj da veriyor” şeklinde tanımlayan Akın, Sur özelinde değerlendirmelerde bulundu. Akın, şöyle dedi: “Sur özelinde devletin iki politikası var. Birincisi Xançepek mahallesini devlet savaş zihniyetiyle yerle bir etti. Bir de şuanda Lalabey ve Alipaşa mahallerinde yaptığı aslında da 2005 yılından beri süren ‘Kentsel dönüşüm’ adı altında bölgenin insansızlaştırılması. Bu mahalleler neo-liberal bir anlayışla mülksüzleştirilmek isteniyor. Bu yıkımı gerçekleştirirken devlet yine şiddet kullanmaya devam ediyor. İnsanlar orada çaresiz ve bizim Sur için bir ses olmamız gerekiyor. Bu bir vicdani sorumluluktur.”

‘DEVLET SUR’DA MEKAN KIRIMI GERÇEKLEŞTİRMEKTE’

“Mekan kırım” kavramına ilişkin konuşan Akın, yine Sur örneği üzerinden “Mekan kırım kavramını Bosna savaşından hatırlarız. Orada hala yıkılan kentten kalan enkazlar müze olarak durur. Yine Kobanê’nin bir tarafı da müze olarak tutuluyor. Ama Sur’a dair böyle bir şey söyleyemiyoruz çünkü devlet tüm gücüyle orada bir mekan kırım gerçekleştirmektedir. Hükümet ‘Sur’u yeniden inşa edeceğiz’ diyor ama kesinlikle böyle bir şey yok tamamen kendi kafalarına göre şekillendirecekler. Türk-İslam anlayışı ile şehri enkaza çevirenler şimdi talan ve mülksüzleştirme ortaya çıkarıyor” diye belirtti.

‘YAŞANAN ACI ANCAK SOSYAL ADALETİN SAĞLANMASI İLE DİNECEK’

“Bir adli tıpçı gibi mekânda çalışmamız gerekiyor, sadece sosyal bilimci, şehir planlayıcısı veya mimar olarak değil de bir fotoğrafçının da o mekan kırımı ortaya çıkarması gerekiyor” diyen Akın, savaşın insanlığın gözü önünde meydana geldiğini ve yaşanan acının da ancak sosyal adaletin sağlanması ile dineceğin ifade etti.

‘SONUÇ ALAMADILARI İÇİN ARTIK GÖZALTINA ALAMIYORLAR’

Akın’ın ardından 208 gündür Yüksel Caddesi’nde direnen KHK ile işinden edilen öğretmen Acun Karadağ konuştu. İki haftadır gaz ve plastik mermilerle saldırıya maruz kaldıklarını kaydeden Karadağ, “Eylem devam edecek çünkü orada durmakta haklıyız. Yasal olarak da haklıyız. Artık gözaltına alamıyorlar çünkü bir sonuç alamıyorlar, kaygımız Nuriye ve Semih hapishane koşullarında açlık grevlerine devam ediyorlar. Biz onlara dokunamıyorken, şimdi hapishane koşullarındalar” şeklinde konuştu.

‘BÜTÜN BİR DİRENİŞLE İŞİN İÇİNDEN ÇIKACAĞIZ’

Karadağ, Kürt illerindeki katliama ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu: “Kürt illerinin işgaline, bombalanmasına ve Kürt halkının öldürülmesine dair de şunu diyebilirim; emperyalizm bölücüdür, bizi ‘bölücü’ ve ‘yıkıcı’ olmakla suçlarken aslında kendisi bunu yapar, bir şekilde algı ile orda yapılan katliama gözlerimizi kapatmaya çalıştı. Bunun nedeni o milliyetçilik çıkmazıdır. Ancak çok duyarlı insanlar çıktı ve orayı gördü. Hep birlikte bütün bir karşı duruşla, bütün bir direnişle elbette bu işin içinden çıkacağız.” (DİHABER)