Grevdeki işçiler: Sadaka değil hakkımızı istiyoruz

Özlük hakları için grevde olan Form Koruyucu Ambalaj Fabrikası işçileri, “Sadaka değil hakkımızı istiyoruz” dedi. İşçiler, kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesine de, “Kıdem tazminatı geleceğimizdir” sözleriyle tepki gösterdi.

İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Ayrancılar’da bulunan Form Koruyucu Ambalaj Fabrikası’nda işveren ile Türk-İş’e bağlı Selülöz-İş Sendikası arasındaki 3’üncü dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerindeki uyuşmazlıktan dolayı başlayan grev, 13’üncü gününe girdi. İşverenin düşük ücret dayatması nedeniyle fabrikada üretimi durduran işçiler, haklarını alana kadar grevi sürdürmekte kararlı. Tartışmaların sürdüğü kıdem tazminatının varlık fonuna devredilmesine de tepkili olan işçiler, fabrikanın duvarlarına, “Açlık sınırında değil, insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz”, ‘Taşerona hayır” ve “Kıdem tazminatıma dokunma” pankartları astı.

‘KIDEN TAZMİNATI FONA GEÇERSE BİTERİZ’

Fabrikada 13 yıldır köşebent üretiminde operatör olarak çalışan İşyeri Temsilcisi Mehmet Atak, ağır çalışma koşullarına değinerek, “Her gün 10 ton yük kalkıyor üzerimizden. Bunun karşılığını ise alamıyoruz” dedi. Grevin,birinci günündeki coşku ve kararlılıkla devam ettiğini dile getiren Atak, hükümetin kıdem tazminatını varlık fonuna devir etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Atak, şöyle dedi: “Kıdem tazminatı bizlerin ve çocuklarımızın geleceğidir. Kıdem tazminatı fona geçerse biz işçiler olarak bitmiş oluruz. Bu yasa patronlar için çıkarılmıştır. İşçiye karı yok.”

‘BEL FITIĞI OLDUK’

Fabrikada 11 yıldır çalışan Olcay Savcı, ağır çalışma koşulları nedeniyle herkesin bel fıtığı olduğunu kaydetti. Bunca yıllık emeklerine rağmen asgari ücret dolaylarında maaş aldıklarını ifade eden Savcı, “Piyasaya bakılırsa maaşlarımız çok düşük. İstediğimiz para hakkımızdır. Sorun aslında asgari ücretin bu kadar az olması. Bugünün şartlarına göre 4 kişilik bir aile için en az bin 800 lira olmalıdır. Ancak, bu parayla temel giderler karşılanır” diye konuştu.

‘ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ VARLIK FONUNA YEDİRMEYİZ’

Kıdem tazminatının varlık fonuna devredilmesi gibi doğrudan emekçileri ilgilendiren konuları yakından takip ettiklerini belirten Savcı, “Kıdem tazminatı bizim geleceğimizdir. Çocuklarımızın nafakasıdır. Çocuklarımızın hakkıdır. Onu da varlık fonuna yedirmeyiz” sözleriyle tepki gösterdi.

‘113 GÜN DE OLSA DEVAM EDECEĞİZ’

Fabrikada 10 yıldır çalışan Ramazan Gezgin de, çalışma koşullarının ağırlığından yakınarak bunun karşılığında hak ettikleri ücreti almadıklarını söyledi. Sonuç alıncaya kadar grevi sürdürmekte kararlı olduklarını kaydeden Gezgin, “Değil 13 gün, 113 günde olsa biz grevimizi devam ettireceğiz. Hükümetin işçi grevlerini yasaklamasını kabul etmiyoruz. İşçiler olarak her fırsatta haklarımız için greve gideceğiz” dedi. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını vurgulayan Gezgin, “4 kişilik bir ailenin masraflarını düşünelim. Ev kirası, faturalar, gıda masrafları, çocukların eğitim masrafı… İşçi nasıl geçinecek bu parayla? Hükümetin bunları görmesini ve düzgün bir şekilde hesabını yapmasını istiyoruz. Vicdan bunun neresinde?” diye sordu.

‘SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ’

Fabrikada 10 yıldır operatör olarak çalışan ve iş yükünün yanında ücretlerinin “Devede kulak” olduğunu kaydeden Nihat Uçar ise, “Fabrika para kazanıyor ama hakkımızı da yiyor. Bunu anlamlandıramıyoruz. Biz sadaka istemiyoruz, emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz” şeklinde konuştu.

‘KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZ’

Havuz medyasının emekçilerin grevini bilinçli bir şekilde görmediğini aktaran Uçar, seslerinin duyurulması noktasında sivil toplum örgütlerinden medyaya herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini söyledi. Uçar, son olarak şunları söyledi: “Bugün taşeron işçilik her yerde, kıdem tazminatımız varlık fonuna devrediliyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Sesimizin duyurulmasını istiyoruz. Bu haksızlıklara son verilmesini istiyoruz. Özelikle asgari ücret noktasında hükümete sorumluluk düşüyor. 4 kişilik bir ailenin masraflarını herkes biliyor. Bu ülkede asgari ücret en aşağı bin 800 TL olmalıdır. İşçi, emeğinin karşılığını almalı. Başka da diyecek bir şey yok.” (DİHABER)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir